Sigorta şirketleri, sermayelerinin izin verdiğinden çok daha büyük miktarlarda teminat sağlarlar.Bên cung cấp dịch vụ bảo hiểm chấp nhận mức trả bảo hiểm cao cho khách hàng ít nguy cơ.
Gelire bağlı işsizlik ödeneği işsizlik sigortasından temin edilmektedir.Loại thất nghiệp được tính là thất nghiệp tạm thời.
Bunun dışında kıyafetlerini de yine aynı yolla temin etmektedirler.自らの部下にも同じ様な格好をさせている。
FDA onaylı gıda sınıfında temin edilmektedir.FDAから食品として認可されている。
Anne, siz sevdiklerimi muhafaza edin ve Allah'ın inayetiyle onların huzurunu temin edin.御老母様隨分隨分御機嫌よく御渡り遊され候(さう)らえと、相述(あひのべ)る。
Detaylı test verisi ve örnek mesaj özetleri de standarttan kaldırıldı ve ayrı belge olarak temin edildi.詳細なテストデータとハッシュの例が標準から除去され、別文書とされた。
Caserta halkı yeni bir saray alanı temini için 10 km kaydılırdı.カゼルタ・ヴェッキアの人口は、新宮殿を中心として10キロメートル四方に広がった。
Temelli bölgesinde Ankara Serbest Bölge kurulması yönündeki çalışmalar yer temini aşamasında sürdürülmektedir.開局時期が未定となっているアナログ未開局地域も順次設置する方針を打ち出している。
(Evet köylünün bir dileği vardır lemas çayından sulama suyu temin etmek).清水 悟郎(しみず ごろう) 酒屋の婿養子。
Geçimini temin etmek için, amcasından meslek öğrendi.伯父さんから教わった空手が得意である。
Bu yolla diğer hastalara ilaç temin etmekteydiler.残った3人は薬のデータを盗むことに成功した。
Bu tür eserlerde coşkun bir yiğitlik teminin ardında duygu gizlidir.その飄々とした性格の裏には何か秘密が隠されているように感じられる。
Guardian Media Group aynı sebepten dolayı £100,000 lık bağış yapacağının teminatını verdi.《卫报》传媒集团出于同样原因,单独捐赠10万英镑。
Bu dokümanın son sürümü olan 96.1 sadece MMA veya AMEI'den (İngilizce veya Japonca) temin edilebilmektedir.MIDI主要參考的是完整的MIDI 1.0詳細規格,文檔版本96.1,只找得到英文版MMA,或日文版AMEI。
Daha sonra güneye doğru gittiler ve kömür temin edecekleri Chuuk Lagoon'a Temmuz ayının başında ulaştılar.然后它们向南航行,于7月初抵达楚克群岛进行加煤。
Köy içme suyunu dağlardan gelen kaynak sularından temin etmektedir yerelnet天下第十泉: 庐山龙池山顶水。
Toplum ve akıl (zihin) sürekli bir anlaşılırlık temin ederler.其與智慧(般若)互補,是通往開悟的必要條件。
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.他解散了自己的团伙,到国外隐居去了。
Firma ise çalışanlara dağıtılmak üzere, üretim için gerekli olan malzemeleri temin etmekle yükümlüdür.国家提供罪犯劳动必需的生产设施和生产经费。
O tarihte Mersin suyu Müftü (Efrenk) çayından temin ediliyordu.”记载了当时造茶鬥茶的情景。
Howard Temin ve David Baltimore birbirinden bağımsız 1970 yılında ters transkriptazı ilk olarak keşfettiler.1992年,他和David Bayer證明完美的洗牌至少要洗七次。
Kale yakınlarındaki ayazmadan (Krasua) Üsküp Beldesi’nin içme suyu temin edilmektedir.本縣為一禁酒的縣,土質以黏土為主。
Karaciğer vücudun kan arzının yaklaşık %75 teminini sağlar.以體積計,血細胞約佔血液的45%。
Halk, geçimini yakında bulunan kentlere çalışmaya giderek çalışarak temin etmektedir.그리하여 사람들은 도시를 세우던 일을 그만두었다.
Apple 19 ülkeden inşaat firmaları ile tasarım ve malzeme temini için çalışdı.애플은 디자인 및 자재 공급을 위해 19 개국의 건설 회사와 협력하고 있다.
Bazı ihtiyaçlar da buradan temin edilmektedir.하지만 어떤 구조는 여기에도 적용될 수 있다.
Bunun üzerine, tüm gerekli maddeler temin edildi ve imalata başlandı.그 후, 구노헤 가문은 모두 참수되었고, 멸문되어 난은 종결되었다.
Bunların terbiye ve tahsili âtîde bir kavmin saadet hâlini temin eder.(..)“그대 나라에 있는 올량합(兀良哈) 사람들은 모두 쇄환(刷還)해야 마땅하다. ”
24:10 Teminatı, ihtiyacı varsa borçluya iade et Deut.10:10 무승부 누의 공과 송재익 (당시 SK.
Örgütü yaymak istiyorlardı ve paraların büyük bir kısmını yurt dışından temin ediyorlardı.독일은 연차적으로 분할지급하고 있었으나 자금의 대부분은 외국으로부터의 단기차입금으로 충당되었다.
24:10 Teminatı, ihtiyacı varsa borçluya iade et Deut.במשחקון המגיע לתוצאת 40:40 מוכרז מצב של שוויון (deuce).
Ticari olarak temin edilebilir Apfelschorle, genellikle% 55 ve% 60 meyve suyu içerir.ריבה רגילה מכילה בדרך כלל 60% סוכר ו-35% פרי.
Az bir sayıda da olsa hayvan da beslenir, ancak beslenen hayvanlar köylünün ihtiyacını temin edebilmektedir.במשק חלקי מגדלים בעלי חיים אך אספקת המזון של בעלי החיים מגיעה מהכפרים.
1990 yılına kadar içme su ihtiyacı geçmiş uygarlıklardan kalan su kuyularından temin edilmekteydi.עד לשנת 1990 המים ששימשו לחקלאות היו מי שתייה.
Gereken mali imkânları ve malzemeleri temin eder.למי הבעלות על הציוד, חומרים.
Uzay araştırmalarında bu aktivitelere "yerinde kaynak temini" denir.המילים הראשונות שלו כשיצא מהחללית היו "היה חם בפנים."
Meskenlerin yapımında kullanılan taşlar eski Harran kalesi surlarından temin edilmiştir.האבנים שמהן נבנתה הקתדרלה מקורן בסארום הישנה.
Düello hakkını temin edeceğim.פרושות על דורותיו.
Dünya üretiminin yüzde 30 unu temin eder, bunu Almanya ve Fransa takip eder.Около една трета от световното производство се пада на САЩ, следвани от Германия и Франция.
Bunlardan kısa ve geçişi temin eden vadilere de rastlanır.И те постигат всичко това в учудващо кратки срокове.
Üretimde kullanılan su Morava Dağlarındaki yaylalardan temin edilmektedir.За производството ѝ се използва вода от извори от планина Морава.
Kök güvenleri IANA'dan temin edilebilir.Техническата работа на ICANN е предоставена на IANA.
Montevideo'daki fabrikadan temin edilen.Учредява Консерваторията в Монтевидео.
AFSC bu yüzden ilaç temini, yiyecek ve elbise dağıtımı gibi konular üzerinde çalışmalar yapar.След края на войната AFSC доставя храна, облекло и медикаменти на бежанците в целия свят.
Tasarruf ve kredi ihtiyaçlarının temini farklı zaman dilimlerinde olabilir.Ударението при различните езици и диалекти може да се различава по силата си.
Ancak nişastanın daha az yer tutmasını sağladığı için bir avantaj temin eder.Нисък мъж, който се превива, за да заеме по-малко място.
Çocuğun durumu hakkında şahitler ve şeyhin huzurunda teminat alınır.На него са посветени деянията и завещаниято на неговите деца.
Roma sisteminde bu atların temin edilmesi ve bakımı zorunlu bir görevdi.U njemu su živjeli rimski državni službenici zaduženi za održavanje i obezbjeđenje ceste.
Ayrıca bu yöntemle traktör temini de sağlanmıştır.Dokazuje to aj oficiálny trailer.
İspanya kimyasal silahları Almanya'dan temin etti.Japonsko biologické zbrane v Číne preukázateľne používalo.
Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir.Niektoré súčiastky sa dodávajú aj z Turecka.
Gelire bağlı işsizlik ödeneği işsizlik sigortasından temin edilmektedir.Druhá invalidná dôchodková podpora je zabezpečená v systéme zamestnaneckej penzie.
Burası ağır endüstriler, depolama, ve enerji temini için uygundur.Slúži pre priemysel, nadlepšovanie prietokov, energetiku a rekreáciu.
Bu alanlarda daha kolay yiyecek ve su temin edilebilmesi nedeniyle seçilmiştir.Razvoj železnice je med drugim omogočil lažji uvoz in razdelitev hrane.
Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir.To jezero zagotavlja Turčiji veliko povpraševanje po soli.
Devlet desteği ile temin edilen merinos ırkı gayet azdır.O Venegovi vladavini je zelo malo znanega.
Bu iş için teminat talep etmezler.Už šį darbą jiems niekas neatlygina.
Bu yolla diğer hastalara ilaç temin etmekteydiler.Todėl kartais šiais nuodais buvo gydomi ligoniai.
Hayvanlarına bakıcılık yapar ve kış için gerekli ihtiyaçların teminini sağlar.Tai diena, kai nudobiami gyvuliai ir ruošiamos maisto atsargos žiemai.
Para istikrarının temini için İngiltere’den 8 milyon sterlin borç alındı.Vokietijai buvo suteikta tarptautinė 800 milijonų vertės paskola ekonominei situacijai pagerinti.