Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.하지만 우리가 세운 입장을 토대로 그들은 제대로 검토하고 얻은 믿음으로 그렇게 하기로 했습니다.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Maar vanuit vertrouwen in de uitgangspunten waagden ze de sprong in het diepe.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Mais, prenant nos positions comme plateforme, ils ont pris un élan de foi raisonnée pour y arriver.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Nhưng căn cứ vào những vị trí, họ đưa bước nhảy vọt giáo dục về lòng tin để thực hiện.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Pero basados en las posturas, dieron un voto de confianza, fundamentado, para hacerlo.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Αλλά βασισμένοι στις αρχικές μας θέσεις, έκαναν ένα άλμα στο άγνωστο.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Але він все обдумав і наважився стрибнути в невідоме.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Но въз основа на позициите те ни оказаха осведомено доверие, за да го сторим.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.Однако основываясь на выработанных позициях, они сделали этот решительный и смелый шаг.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.אך מבוסס על העמדות, הם עשו קפיצת מדרגה מושכלת של אמונה לשם כך.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.لكنهم بناءا على المواقف, قاموا بالقفزة الإيمانية اللازمة لفعل ذلك.
Ama anlaşmalarımızın temeline göre, bize bir güven kredisi verdiler.清水の舞台から飛び降りてくれました その甲斐あって完成したのが
Ama şunu anlamak önemlidir ki endüstrilerimizin bir çoğunun temeli --하지만 헨리 포드 같은 집단 내에서 놀고, 사물을 이해하는
Ama şunu anlamak önemlidir ki endüstrilerimizin bir çoğunun temeli --חשוב להבין שרבות מההתחלות של התעשיות שלנו --
Ama şunu anlamak önemlidir ki endüstrilerimizin bir çoğunun temeli --ومن المهم ان نستوعب ان الكثير من الصناعات والمنتجات
Ama şunu anlamak önemlidir ki endüstrilerimizin bir çoğunun temeli --フォード社などの産業の起源を遡ってみると、 そこには、
Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir sistemin temeli olması bir hayli enteresan.냉전 시기에 개발된 시스템의 기반이라는 건 참 흥미로운 사실이죠.
Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir sistemin temeli olması bir hayli enteresan.היווה בסיס למערכת שפותחה בזמן המלחמה הקרה ע"י משרד ההגנה,
Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir sistemin temeli olması bir hayli enteresan.كان الأساس لنظام تم تطويره خلال الحرب الباردة من قبل وزارة الدفاع,
Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir sistemin temeli olması bir hayli enteresan.とても興味深い出来事でしたが インターネットの成功で分かるように
Ancak, beyin sapı hala hayatın temeli.最も基本的な生命機能を制御している
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.Estas máquinas, que dão poder ao interior das células são mesmo extraordinárias e são a base de toda a vida.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.세포 내부를 작동시키는 이와같은 기계는 상당히 흥미로우며, 모든 생명의 기초라고 할 수 있습니다.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.Queste macchine che danno energia all'interno delle cellule sono la base della vita, e sono sorprendenti.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.Механизмы, диктующие действия внутри клетки, поистине поразительны. Они являются основой всего живого.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.אך מכונות אלה שמספקות אנרגיה לפנימיותו של התא הן מדהימות למדי, והן בעצם יסוד כל החיים.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.لكن هذه الماكينات التي تعمل داخل الخلايا فعلاً مدهشة جداً، وهي حقاً أساس كل الحياة.
Ancak hücrelere enerji veren bu makinalar gerçekten şaşırtıcıdırlar ve tüm yaşamın temelini oluştururlar.これが全ての命の基盤と言えます 全ての機械がお互いに関わりを持っています
Aslında ikinci derece formüllerinin temelidir bu. .2차 방정식에서도 작동된다는 것입니다. 그리고 이것은 사실상 2차 근의 공식에 근거하고 있습니다.
Aslında ikinci derece formüllerinin temelidir bu. .معادلة تربيعية، وهو في الواقع يشكل اساس الصيغة التربيعية
Aslında ikinci derece formüllerinin temelidir bu. .基礎となるものです。 次のビデオで、またはその後のビデオで、
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.Das Thema ist noch nicht einmal die Melodie, es ist die Basslinie.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.De fapt tema nici măcar nu e melodia, e linia basului.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.De hecho, el tema no es sólo la melodía, es la línea base.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.En fait, le thème n'est même pas la mélodie, c'est la ligne de basse.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.Het thema is niet eens een melodie, het is de baslijn.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.Infatti il tema non è neppure la melodia, è la linea di basso.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.사실 주제는 멜로디조차 아닙니다, 그냥 기준선인거죠.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.Tak na prawdę temat nie jest melodią, tylko linią basową.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.Thực tế, chủ đề không phải là giai điệu mà chỉ là nền nhạc.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.Всъщност темата не е дори мелодията, това е основната част.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.На самом деле, эта тема - это даже не мелодия, это басовая линия.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.למעשה הנושא אינו אף המלודיה, אלא הוא הבס.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.فى الواقع التيمة ليستى هى اللحن , و لكنها الخط القاعدي.
Aslında tema bir melodi bile değil, temelidir.この曲についてグールドは2つの偉大な録音を残しています。
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Beh, è stata fondamentalmente frustrazione.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Bueno, básicamente por frustración.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Cơ bản là thất bại.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Elsősorban az csalódottság miatt.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Et bien parce que j'étais dans un état de frustration.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.사실 기본적으로 좌절감 때문입니다.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Nou, vooral uit frustratie.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Nun ja, es war im Wesentlichen Frustration.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Păi, a fost în mare parte din cauza frustrării.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Przede wszystkim z powodu frustracji.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Yah, itu pada dasarnya frustrasi.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Βασικά ήταν κυρίως εκνευρισμός.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.В основном из-за неудовлетворённости.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Ну, в основному через розчарування.
Aslında temeli kafa karışıklığıydı.Основно защото се чувствах неудовлетворен.