telaşlanma ile cümle
telaşlanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom'un biraz telaşlanmaya bir eğilimi var.Tom has a tendency to get a little worked up.
Theresa, Tony'nin nerede yaşadığını bildiğini fark edince telaşlanmaya başlar.Theresa starts to worry as she realizes that Tony knows where she lives.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Presently he emerged, looking even more flurried than before.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Don't worry if you don't know what exponents are, because this has no exponents in them.
Tamam, biraz daha zamanımız var. Yani telaşlanma. Hey.Okay, now, we got plenty of time, buddy, so don't you worry.
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.You okay, buddy?
- Telaşlanma, Bear.- Slow it down, baby.
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.If this is confusing to you -- don't worry too much.
Size söyleyeceğim bir şey var. Sakın telaşlanmayın.I have something to tell you.
Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma!Do not grieve for them, and do not be distressed by their plots.
Theresa, Tony'nin nerede yaşadığını bildiğini fark edince telaşlanmaya başlar.Тереза почала панікувати, коли зрозуміла, що Тоні стало відомо її місце проживання.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.A Paweł zstąpiwszy na dół, przypadł nań, a ujrzawszy go, rzekł: Nie trwożcie się; boć w nim jest dusza jego.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Entonces Pablo descendió y se echó sobre él, y al abrazarlo dijo: "¡No os alarméis, porque su vida está en él!
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.I sstoupiv dolů Pavel, zpolehl na něj, a objav jej, řekl: Nermuťtež se, však duše jeho v něm jest.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.바울이 내려가서 그 위에 엎드려 그 몸을 안고 말하되 떠들지 말라 생명이 저에게 있다 하고
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Men Paulus gikk ned og kastet sig over ham og favnet ham og sa: Vær ikke urolige! hans sjel er i ham.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Men Paulus gik ned og kastede sig over ham og omfavnede ham og sagde: "Larmer ikke; thi hans Sjæl er i ham."
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Pál pedig alámenvén, reá borula, és magához ölelve monda: Ne háborogjatok; mert a lelke benne van.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Paolo allora scese giù, si gettò su di lui, lo abbracciò e disse: «Non vi turbate; è ancora in vita!»
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Pavel pa gre doli in se skloni nanj ter ga objame in reče: Pomirite se; kajti duša njegova je v njem.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Tu sišiel Pavel a padol na neho a objímuc ho povedal: Neznepokojujte sa, lebo jeho duša je v ňom.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Καταβας δε ο Παυλος, επεσεν επ' αυτον και εναγκαλισθεις ειπε Μη θορυβεισθε διοτι η ψυχη αυτου ειναι εν αυτω.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.А момчето доведоха живо, и не малко се утешиха.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Зійшовши ж Павел у низ, припав до него, й обнявши рече: Не трівожтесь, душа бо його в йому.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.Павел, сойдя, пал на него и, обняв его, сказал: не тревожьтесь, ибо душа его в нем.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.וירד פולוס ויגהר עליו ויחבקהו ויאמר אל תבהלו כי נשמתו בו׃
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.فنزل بولس ووقع عليه واعتنقه قائلا لا تضطربوا لان نفسه فيه.
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.保 羅 下 去 、 伏 在 他 身 上 、 抱 著 他 、 說 、 你 們 不 要 發 慌 、 他 的 靈 魂 還 在 身 上
Aşağı inen Pavlus delikanlının üzerine kapanıp onu kucakladı. ‹‹Telaşlanmayın, yaşıyor!›› dedi.保羅 下去 、 伏在 他 身上 、 抱著 他 、 說 、 你 們 不 要 發慌 、 他 的 靈魂 還 在 身上
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.Daca asta va e neclar-- nu va faceti probleme prea mult.
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.Jeżeli to jest dla ciebie niejasne -- nie przejmuj się zbytnio.
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.만약 헷갈리시더라도 너무 걱정하지 마십시오
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.Se questo vi confonde non preoccupatevi piu' di tanto
Bu biraz karışık gibi ama fazla telaşlanmayın.اذا كان هذا مزعجاً لكم --لا تقلقوا كثيراً
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Det gør ikke noget, hvis man ikke ved, hvad potenser er lige nu, for der er ingen i det her stykke.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .e가 뭔지 몰라도 걱정할 필요없어요 왜냐면 이 문제에는 지수가 없거든요
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Het is niet erg als je niet weet wat exponenten zijn, want hier zitten geen exponenten in.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Não se preocupe se você não sabe o que são expoentes, porque esse não tem expoente.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Ne aggódjunk, ha nem tudjuk, mik a kitevők, mert ebben nincsen egy sem.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Nie martwcie się jeśli nie wiecie co to są wykładniki, ponieważ ten przykład nie ma żadnych wykładników.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Non ti preoccupare se non sai cosa sono gli esponenti, perché questo di esponenti non ne ha.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .No te preocupes si no sabes lo que son exponentes, porque Este no tiene ningún exponentes.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Pak uděláte násobení a dělení.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Pas d'inquiétude si vous ne savez pas ce que c'est, parce qu'il n'y a pas d'exposant dans cet exemple.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Μην ανησυχείτε αν δεν ξέρετε τι είναι οι δυνάμεις, γιατί αυτό δεν έχει δυνάμεις μέσα.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Не бійтесь якщо не знаєте, що таке експоненти, тому, що тут їх немає.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .Не се притеснявайте, ако не знаете какво е степен, защото тук нямаме.
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .لا تقلق لو لم تعرف ما هي الاسس ,لانه لا يوجد اسس في هذه العبارة
Eğer üslerin ne olduğunu bilmiyorsanız telaşlanmayın çünkü .このビデオには指数はでてこないからです. そして次にかけ算と割り算をします.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.De pronto surgió, y parece aún más agitada que antes.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.För närvarande han fram, ser ännu mer ALTERERAD än tidigare.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Jelenleg úgy alakult ki, akik még izgatott, mint korábban.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Obecnie wyszedł, patrząc nawet więcej zdenerwowany niż wcześniej.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Saat ia muncul, tampak lebih bingung dari sebelumnya.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.В момента той се появи, още повече flurried, отколкото преди.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Вскоре он появился, она выглядела еще более взволнованный, чем прежде.
Halen, çok daha fazla arayan ortaya çıktı eskisinden daha telaşlanmak.Незабаром він з'явився, вона виглядала ще більш схвильований, ніж раніше.
- Her kelimesini. Tamam, biraz daha zamanımız var. Yani telaşlanma.Masz czas, nie przejmuj się.
- Her kelimesini. Tamam, biraz daha zamanımız var. Yani telaşlanma.Nos sobra tiempo, así que... ...no te preocupes.
- Her kelimesini. Tamam, biraz daha zamanımız var. Yani telaşlanma.حسناً لدينا الكثير من الوقت لذا لا تقلق