tel ile cümle

tel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'a Mary'nin telefon numarasını veren ben değildim.I wasn't the one who gave Tom Mary's phone number.
Tom'un kapaklı bir cep telefonu var.Tom has a flip phone.
Tom beni telefonda terk etti.Tom dumped me over the phone.
Sıkıldım. Televizyon izleyeceğimI'm bored. I'll watch TV.
Tom telefonu bıraktı.Tom dropped his phone.
O arkadaşımdan bir telefon görüşmesi bekliyorum.I'm waiting for a phone call from that friend of mine.
Diş tellerim var.I have braces.
Tom bu gece televizyonda görünüyor.Tom is appearing on TV tonight.
Tom bu gece televizyona çıkıyor.Tom is appearing on TV tonight.
Akıllı telefonunuzdaki kamerayı ne sıklıkla kullanıyorsunuz?How often do you use the camera on your smartphone?
Fadıl her iki tarafın da telefon görüşmesine kulak misafiri oldu.Fadil overheard both sides of the phone conversation.
Fadıl, Leyla'nın telefonunu kullandı.Fadil used Layla's phone.
Tom Mary'nin telefonunu kullandı.Tom used Mary's phone.
Dania, git Fadıl'a telefon et.Dania, go call Fadil.
Fadıl polise telefon edebilirdi.Fadil could have called the police.
Tom televizyonda spor izlemekten hoşlanmadığını söylüyor.Tom says he doesn't enjoy watching sports on TV.
Tom'dan her gün telefon alıyorum.I get phone calls every day from Tom.
Eve döner dönmez sana telefon edeceğim.I'll phone you as soon as I get home.
Telefonumu evde bıraktım.I left my phone at home.
Telefonunuzu ne sıklıkla kullanıyorsunuz?How often do you use your telephone?
Geçenlerde televizyondaydım.I was on TV recently.
Birçok televizyon izliyorum.I watch a lot of TV.
Bu sabah tuhaf bir telefon aldım.I received a strange phone call this morning.
Akıllı telefonunuzu hangi sıklıkla kontrol ediyorsunuz?How often do you check your smartphone?
Şu anda bir telefonum yok.I don't have a phone right now.
Sık sık telefonla konuşmam.I don't often talk on the phone.
Telefonumda, nadiren kullandığım düzinelerce uygulamam var.I have dozens of apps on my phone that I seldom use.
Bu sabah üç tane tehditkar telefon aldım.I received three threatening phone calls this morning.
Mary telefonunu çantasından çıkardı.Mary got her phone out of her purse.
Telefon çaldığında neredeyse uyuyordum.I was almost asleep when the phone rang.
Televizyonu açtım.I turned the TV on.
Tom'la telefonda konuştuktan sonra yattım.I went back to bed after I talked to Tom on the phone.
Telaşlı bir hafta geçirdim.I had a hectic week.
Pek televizyon izlemiyorum.I don't watch much TV.
Tom çok fazla televizyon seyretmiyor.Tom doesn't watch a lot of TV.
Fadıl o gece yaklaşık bir düzine telefon görüşmesi yaptı.Fadil made about a dozen phone calls that night.
Fadıl gece yarısı civarı bir telefon görüşmesi yaptı.Fadil placed a phone call at around midnight.
Telefonun kapalı mıydı?Did you have your phone off?
Fadıl telefonu kapadı.Fadil hung up the phone.
Teleskobun aynasının mükemmel biçimde pürüzsüz olması gerek.The telescope's mirror needs to be perfectly smooth.
Tom birden telefonunu çıkardı.Tom whipped out his phone.
Tom akıllı telefonunu çıkardı.Tom whipped out his smartphone.
Tom telesekreteri mesajlar için kontrol etti.Tom checked the answering machine for messages.
Bir teleskop istiyorum.I want a telescope.
Üzerinde cep telefonun var mı?Do you have your cell on you?
Televizyonu kapat. Onu izlemiyorsun bile.Turn the TV off. You're not even watching it.
Tom dün gece yaklaşık bir düzine telefon görüşmesi yaptı.Tom made about a dozen phone calls last night.
Hâlâ telefon faturasını ödemek zorundayım.I still have to pay the phone bill.
Telefon faturasını henüz ödemedim.I haven't paid the phone bill yet.
Bugün Tom'un telefonu yanında değil.Tom doesn't have his phone with him today.
Eskiden televizyon izlemekten hoşlanırdım.I used to enjoy watching TV.
Tom telefonda Mary ile flört etti.Tom flirted with Mary on the phone.
Tom telefonumu kullanabilip kullanamayacağımı sordu.Tom asked if he could use my phone.
Tom telefonumu kullanıp kullanamayacağını sordu.Tom asked if he could use my phone.
Telefon şarj oluyor.The phone's charging.
Telefonumu her yere yanımda getiririm.I bring my phone with me everywhere.
Telefon numaramı kaybettim. Seninkini alabilir miyim?I lost my phone number. Can I have yours?
Bu bölgesel bir telaffuz.This is a regional pronunciation.
Bu telaffuz standart değil.This pronunciation is nonstandard.
Bu standart olmayan bir telaffuz.This is a nonstandard pronunciation.

İlgili Sayfalar