Ayrıca pamuk yetiştirerek ülkedeki tekstil sanayiine katkıda bulunur.Il élargi également ses activités en investissant dans les textiles de coton.
1896 yılında, Elsa tekstil tüccar Max Lowenthal (1864-1914) evlendi, Max Lowenthal den üç çocuğu oldu.En 1896, Elsa se marie au marchand de tissu Max Löwenthal (1864-1914) originaire de Berlin.
Babası bir tekstil tüccarıydı.Son père était vendeur de textile.
Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı.Lui-même a fait six ans d'études commerciales.
Ev hanımı, sonra bir tekstil fabrikasında ustabaşı.Celui-ci est ouvrier spécialisé dans une usine textile.
Floransa tekstilleri, tüm Avrupa’da değer kazanarak satın alınmaktaydı.Leurs peintures, devenues célèbres à Venise, ont été commercialisées dans toute l'Europe.
1980 - TEKEL'de ve tekstil iş kolunda grevler başladı.1947 - Grève du textile à Lachute.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra tekstil sanayii önce yavaş yavaş sonra çok hızla çökmeye başlamıştır.Après la Première Guerre mondiale, les industries s'affaiblissent peu à peu.
Meiji döneminde şehir ipek ve ipek tekstil endüstrisi sayesinde büyümüştür.Pendant la période Meiji, la ville prospéra car elle était un centre de production de textiles (soie).
Ayrıca halı üretimi ve tekstil de gelişmiştir.Par la suite, une cristallerie et le textile se développent.
Mammed Said, erken yaşlarında babasını kaybetti ve bir tekstil fabrikasında çalışmak zorunda kaldı.Ordubadi perdió a su padre a temprana edad y se vio obligado a trabajar en una fábrica textil.
Manastır ayrıca tekstil ve gıda sanayisi açısından da büyük bir kapasiteye sahiptir.Bitola también tiene una importante capacidad en las industrias textiles y de alimentos.
Babası bir tekstil tüccarıydı.Su padre era un comercialnte textil.
Şehir de birkaç tekstil tesisleri ve hidroelektrik santralleri vardır.La provincia también tiene algunas fábricas textiles y estaciones hidroeléctricas.
4 yıllık lisans programlarına bağlı olarak. özel sektöre yönelik Tekstil mühendisi yetiştirmektedir.Debe tener un programa de 4 años acreditado en Ingeniería.
En eski endüstri kolu tekstildir.Con respecto a la industria, la más antigua es la industria textil.
Erişim tarihi: 4 Temmuz 2008. Project Gutenberg'deki indirilebilir tekst (İngilizce)Consultado el 28 de diciembre de 2012. Proyecto Gutenberg, texto en línea
Şehrin ekonomisi tekstil, işlenmiş gıda ve deri sanayisine dayanır.La economía de la ciudad depende de las industrias de alimentos, textil y maderera.
Audax Textielmuseum": Hollanda tekstil müzesi Tilburg'da bulunmaktadır.El Museo Textil de los Países Bajos (Nederlands Textielmuseum) se localiza en Tilburg.
Valentina'nın annesi bir tekstil fabrikasında çalıştı.La madre di Valentina lavorava in una fabbrica tessile.
Tekstil fabrikası vardır.Presente uno stabilimento tessile.
Bu dönemde kasaba yünlü tekstil ürünleri üretilen bir merkezdi.La città diventa quindi un centro di produzione tessile a livello europeo.
Tekstilde gelişme yaşandı.Ci saranno grandi miglioramenti nelle texture.
Ayrıca marka yılda 17 milyon tekstil ürünü üretmektedir.Una famiglia americana media produce 70 libbre di rifiuti tessili all'anno.
Bitirmek : Baigti Aš baigiu rašyti tekstą : Metni yazmayı bitiriyorum.L'episodio finisce con la scritta: TO BE CONTINUED.
Şehirde birçok fabrika (örneğin tekstil ve mobiyacılık sektörlerinde) kuruldu.Riguarda gli elaborati creati dall'unione di diverse categorie di opere (per esempio testi e musica).
Babası bir tekstil tüccarıydı.Il padre Paulus era un commerciante tessile.
Sentetik elyaflar ise tekstil sektöründe kullanılmaktadır.Le fibre più lunghe sono usate nell'industria tessile.
Köyün ekonomisi tarım hayvancılık ve tekstil üretimine dayalıdır.Un importante settore dell'economia locale è la produzione e commercializzazione di prodotti agro-alimentari.
Buldan ekonomisi ağırlıklı olarak tekstil ürünleri üzerinde yoğunlaşmıştır.La sua produzione è caratterizzata da una particolare attenzione ai testi.
Marimekko, Finlandiya merkezli bir ev eşyaları, tekstil ve moda şirketidir.Agnona è un'azienda presente in Italia come casa di moda, produttrice di tessuti e di home wear.
Ana geçim kaynağı tekstil ve tarımdır.L'industria di esportazione di maggior successo è quella tessile e dell'abbigliamento.
Eyalette ayrıca kimyasal maddeler, tekstil, deri ve gıda maddeleri de üretilir.Notevole è anche la produzione chimica, tessile e alimentare.
Dedesi Fernando Casablancas da tekstil sektöründe oldukça tanınan bir iş adamıydı.Его дедушка, Фернандо Касабланкас, — известный бизнесмен в сфере текстильной промышленности.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Отец был занят в текстильном производстве.
Bu tekstil endüstrisinde büyük gelişme sağladı.Все это дало большой импульс к развитию текстильной промышленности.
Ülke nüfusunun üçte birinden fazlası tekstil üretiminde çalıştı.Больше трети французских рабочих было занято в текстильной промышленности.
Bundan dolayı sanayi ve tekstilde kullanılırlar.Используется в пищевой и текстильной промышленности.
Hawaii imalat sanayinin önde gelen tekstil ihracatıdır.В настоящее время составляют основу экспорта гавайской текстильной промышленности.
Örneğin 1934 Tekstil İşçileri grevi gibi.Баку, 1934 г. Теория стилистики.
Bitirmek : Baigti Aš baigiu rašyti tekstą : Metni yazmayı bitiriyorum.Книга заканчивается текстом: Спешить!
Mammed Said, erken yaşlarında babasını kaybetti ve bir tekstil fabrikasında çalışmak zorunda kaldı.Подруга Нагисы, потеряла родителей в раннем возрасте и пошла работать на фабрику, чтобы себя прокормить.
14 yaşında Pau Grande'deki tekstil fabrikasında çalışmaya başladı.В четырнадцать лет начал работать рабочим на текстильной фабрике города Кировабада.
Aynı şekilde tekstil fabrikaları ve bacaları da şehrin ufkundan kaybolmuştur.Посадочный талон и вещи девочки тоже пропали.
İlçede tekstil lokomotif sektördür.Вид на крышу локомотива.
888 yılında yazılan bir tekstte, imparator, Fotios'u yasal piskopos olarak betimler.В одном из писем, датированном 800 годом, Рихбод ещё называл себя епископом.
Bitirmek : Baigti Aš baigiu rašyti tekstą : Metni yazmayı bitiriyorum.مثال:لم يبق لي سوى أن أكتب الخاتمة.
Örneğin Basel'de ipekliler de dahil olmak üzere tekstil en önemli sektördü.ففي بازل، على سبيل المثال، كانت المنسوجات، بما فيها الحرير، هي الصناعة الرائدة.
Çalışan kadınların yarıya yakını tekstil işkolunda çalışırken, ikinci büyük çalışma alanı ev hizmetleri idi.ويعمل ما يقرب من نصف النساء في مصانع النسيج، حيث يشكل خادمو المنازل ثاني أكبر فئة عمل.
Sanayi, özellikle tekstil, gıda ve inşaat sektörlerinde yoğunlaşmıştır.وقد تركز العمل الصناعي على وجه الخصوص في النسيج والمنتجات الغذائية والإنشاءات.
Şehrin ekonomisi yiyecek ve tekstil endüstrisine dayanır.تعتمد المدينة في اقتصادها على تجارة المواد الغذائية و الصناعات النسيجية.
1888'de tekstil sektörünün yüzde 44'ünde kadınlar çalışıyordu.وفي عام 1888، شكلت النساء 44 في المائة من العاملين بأجر.
Bu dönemde kasaba yünlü tekstil ürünleri üretilen bir merkezdi.في إنتاج المنسوجات القطنية في ذلك الوقت.
Endüstride tutkal, kâğıt ve tekstil yapımında kullanılır.ويستخدم في صناعة الورق، وفي صناعة النسيج والتغطية.
Ülke nüfusunun üçte birinden fazlası tekstil üretiminde çalıştı.ولم يكن هناك طعام كافٍ لأكثر من ثلث السكان.
Babası bir tekstil tüccarıydı.Seu pai era um vendedor de têxteis.
2004 ile 2008 arasındaki dönemde tekstil sektörüne yapılan toplam yatırım 27 milyar dolar artmıştır.Durante o período de 2004 a 2008, o investimento total ascendeu a 27.000 milhões de dólares.
1951 yılında Tekstil Sanayii İşçileri Sendikası kuruldu.Foi oficialmente criado em 1951 por trabalhadores da indústria petrolífera.
Babası tekstil işçisiydi ve ailesi oldukça fakirdi.Filho de projeccionista, a sua família era muito pobre.
Bunun yanı sıra kâğıt ya da tekstil torbalar da mevcuttur.Existe também, as piteiras de papel, ou tips.