Dallas'taki Teksas Üniversitesi'ndeki bir gruba gidip bu taslak şemayı verdik.הלכנו לקבוצה באוניברסיטת טקסס בדאלאס, ונתנו להם את התרשים הזה.
Dallas'taki Teksas Üniversitesi'ndeki bir gruba gidip bu taslak şemayı verdik.توجهنا إلى مجموعة في جامعة تكساس في دالاس، وأعطيناهم هذا الرسم البياني.
Dallas'taki Teksas Üniversitesi'ndeki bir gruba gidip bu taslak şemayı verdik.この図を渡しました 実際はダラス・フォートワース空港の
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.Contestatarii ei se mândresc că susținerea pentru pedeapsa capitală în Texas e un la record minim.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.Gegner der Todesstrafe sehen mit Erleichterung, dass die Todesstrafe in Texas so unbeliebt ist wie noch nie.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.사형 반대론자들은 텍사스의 사형 지지율이 사상 최저라는 사실에 커다란 위안을 얻습니다.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.Odpůrci trestu smrti se utěšují, že podpora trestu smrti je v Texasu na historickém minimu.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.Przeciwników kary śmierci cieszy to, że w Teksasie poparcie dla niej jest teraz rekordowo niskie.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.בעונש המוות. מתנגדי עונש המוות מוצאים נחמה בעובדה שהתמיכה בעונש המוות נמצאת בשפל של כל הזמנים.
İdam cezası karşıtları Teksas'taki oranların tarihteki en düşük seviye olması ile teselli buluyorlardı.死刑反対派は大いに喜んでいます 過去最低とはどういう意味かわかりますか?
İnuitler'e, California ve Teksas"ın toplam büyüklüğünden daha büyük bir arazi verdi.이누이트 부족의 전체 통제권을 돌려주고 캘리포니아와 텍사스를 합친 것보다 더 큰 땅을 주었습니다.
İnuitler'e, California ve Teksas"ın toplam büyüklüğünden daha büyük bir arazi verdi.החזירה לאינואיט את השליטה המלאה על שטח אדמה גדול מקליפורניה וטקסס ביחד.
İnuitler'e, California ve Teksas"ın toplam büyüklüğünden daha büyük bir arazi verdi.السيطرة الكاملة لشعب الإنويت على منطقة من الأرض أكبر من كاليفورنيا وتكساس مجتمعتين
İnuitler'e, California ve Teksas"ın toplam büyüklüğünden daha büyük bir arazi verdi.総面積を上回る大きさの土地を返しました イヌイットにとっての新しい故郷 ヌナブトです
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Był z północnego Teksasu.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Cậu ta đến từ Bắc Texas.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Dia berasal dari Texas Utara.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Era del Nord del Texas.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Era del norte de Texas.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Er kam aus Nordtexas.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Hij kwam uit Noord-Texas.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Il venait du nord du Texas.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.텍사스 북부 출신이었는데요.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Pocházel ze severního Texasu.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Will era din Texasul de Nord.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Καταγόταν από το Βόρειο Τέξας.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Беше от Северен Тексас.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.Он был из Северного Техаса.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.הוא היה במקור מצפון טקסס.
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.كان من شمال تكساس
Kendisi Kuzey Teksas'tandı.彼は父親のことを知るよしもありませんでした
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:Ako uvádza McKinley, miestni sú udivení,
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:맥킨리는 그 마을에서
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley azt írja, hogy a közösség azon tanakodik,
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley écrit que la communauté se demande
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley escreveu que a comunidade se questionava:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley escribe que la comunidad se pregunta,
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley kirjoittaa, että yhteisö ihmettee:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley schreibt, dass die Gemeinde sich wunderte:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley schrijft dat de gemeenschap zich afvroeg
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:McKinley viết rằng cộng đồng khu đó băn khoăn:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu: "Nasıl oldu da oğulları bu işin içine çekilmişti?"Autor pisał, że miejscowi zastanawiali się, jak chłopcy mogli dać się w to wciągnąć.
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:Nell'articolo di McKinley questa comunità si domanda:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:Ο ΜακΚίνλεϊ γράφει πως η κοινότητα διερωτάται:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:МакКинли пишет, что общество потрясено, задаваясь вопросом
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:МакКінлі пише, що громада не могла зрозуміти:
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:מקינלי כותב שהקהילה שאלה,
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:كتب (ماكنلي) عن أن المجتمع يتسأل،
McKinley Teksas halkının şunu merak ettiğini yazıyordu:地元住民の疑問は 「少年たちがなぜ犯罪に引き込まれたのか」
Merhaba, ben Teksas, Waco'daki Cameron Park Hayvanat Bahçesinden Terri Cox.Cześć, jestem Terri Cox. z Cameron Park Zoo w Waco, w Teksasie.
Merhaba, ben Teksas, Waco'dakiЗдравствуйте!
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinTill exempel,
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinDe exemplu,
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek için예를 들어, 어느 시기에 텍사스 주는 남성과 결혼한다는 의미를
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinNapríklad,
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinPor exemplo,
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinSebagai contoh
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinVí dụ,
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinכך, למשל, טקסס החליטה בנקודה מסויימת שהמשמעות של "לשאת גבר לבעל"
Mesela bir noktada Teksas şuna karar verdi bir erkekle evlenmek içinهكذا على سبيل المثال , ولاية تكساس قد إتخذت موقفاً تجاه ما يعنيه أن تتزوج من رجل