Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.של מערכת המזון הנוכחית על שכונתכם? אני רואה כסאות גלגלים שנרכשים ונמכרים
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.أنا أرى كراسي متحركة تشترى وتباع كالسيارات المستخدمة.
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.我見到輪椅好似二手車咁普通咁買賣
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.車いすが まるで中古車のように 売り買いされ 透析センターが スターバックスのように 街角に出現する
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Bylo tam hodně lidí, jezdí tam věřící v kolečkových křeslech a s berlemi a tak podobně.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.C'erano molte persone - i fedeli arrivavano in sedia a rotelle, con le stampelle e così via.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.De gelovigen komen er in rolstoelen en op krukken in drommen op af.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Der var mange mennesker der -- de troende kommer der -- kørestole og krykker og så videre.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Det var mycket folk där -- de troende kom för att vara med i sina rullstolar och sina kryckor och så vidare.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Eine Menge Leute waren anwesend - die Gläubigen verkehren dort -
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Era multă lume acolo... credincioşi veniţi să fie în ... scaune cu rotile şi cârje şi altele.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Havia lá muita gente — apareciam fiéis em cadeiras de roda e de muletas.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Hay un montón de personas, los creyentes que vienen, sillas de ruedas y muletas y así.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Il y avait beaucoup de monde -- les fidèles venaient avec leurs -- fauteuils roulants, leur béquilles, etc.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.사람들이 많았는데 - 신념에 찬 이들은
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Siellä oli paljon ihmisiä -- uskovat tulevat pyörätuoleillaan ja kainalosauvoillaan ja muilla.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Sokan voltak ott -- a hívők eljöttek kerekesszékben, mankóval, és így tovább.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Veliko ljudi je bilo tam, vernikov v invalidskih vozičkih, z berglami in tako naprej.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Zgromadziła się tam cała masa bogobojnych osób, na wózkach inwalidzkich, o kulach, itp.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Имаше много хора... вярващите баха дошли с техните инвалидни колички, патерици, и т.н.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Там было много людей — верующие в инвалидных колясках и на костылях, и тому подобное.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.היו שם הרבה אנשים - המאמינים באו לשם על גבי -
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.كان هناك الكثير من الناس هناك -- المؤمنون كانوا هناك --
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.松葉づえをついた人など 信心深い人々がいました
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Altfel, ar fi complet legat de scaunul lui cu rotile.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Altrimenti è completamente dipendente dalla sedia a rotelle.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Anders zou hij volledig rolstoelgebonden zijn.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Ansonsten wäre er völlig auf den Rollstuhl angewiesen.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Autrement, il est complètement cloué dans un fauteuil roulant.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Bez tego jest całkowicie przykuty do wózka.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Caso contrário, ele está completamente limitado a uma cadeira de rodas.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Egyébként ő teljes mértékben tolószékhez van kötve.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.En caso contrario, depende por completo de la silla de rueda.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.그렇지 않으면 그는 완전히 휠체어에 의지해야 합니다.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Sicer je priklenjen na invalidski voziček.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Ειδάλλως είναι απολύτως καθηλωμένος σε μία αναπηρική πολυθρόνα.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Без них он полностью прикован к инвалидному креслу.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.Иначе, той е напълно прикован към инвалидната количка.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.בכל דרך אחרת הוא משועבד לחלוטין לכיסא גלגלים.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.من دونها، فهو يعتمد كليا على الكرسي المتحرك.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.現在はウェアラブルロボット時代の初期です
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Es ist nicht nötig, den ganzen Tag bei mir zu bleiben, um den Rollstuhl zu schieben."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Je hoeft niet meer de hele dag mijn rolstoel te duwen."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Không cần phải ở bên cha suốt ngày để đẩy xe cho cha nữa."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.하루종일 내 휠체어를 밀어주기 위해 나와 함께 있을 필요가 없거든."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi."Não precisas de ficar comigo o dia todo "a empurrar a minha cadeira de rodas."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Nem kell, hogy egész nap velem maradj, hogy a tolószékemet told.'
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Není třeba, abys se mnou celý den zůstával a tlačil můj vozíček."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Nie będziesz musiał zostawać ze mną, żeby pchać wózek."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Non devi più stare con me tutto il giorno e spingermi sulla sedia a rotelle".
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Nu mai trebuie să stai toată ziua cu mine să îmi impingi scaunul cu rotile".
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Pas besoin de rester avec moi toute la journée pour pousser mon fauteuil roulant. "
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Už so mnou nemusíš ostávať celý deň a tlačiť ma na vozíku."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Ya no es necesario que estés conmigo todo el día empujando mi silla de ruedas".
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Δεν υπάρχει λόγος να είσαι μαζί μου όλη μέρα να σπρώχνεις τη καρέκλα μου."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Не придется все время быть возле меня и толкать коляску".
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.Няма нужда да стоиш с мен по цял ден и да буташ инвалидната количка."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.אין צורך שתישאר איתי כל היום
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.لا حاجة للبقاء معي طوال اليوم دافعا كرسيي المتحرك."
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.押さなくてもいいからね」 彼らを家に送り届けたときの