Ama tekerleklerin gümbürtüsü duyarsınız.But I hear the rumble of wheels.
Bisikleti geri aldım, ve tekerlekler üzerindeki o bütün küçük eğrilikleri gidermişlerdi.I get the same bike back, and they've taken all the little warps out of those same wheels
Sizden tekerleklerinizi düzeltmenizi istiyorum: duymak istediğiniz övgü hakkında dürüst olun.I want you to true your wheels: be honest about the praise that you need to hear.
Bu cihazları kullanmadığı zaman tamamen tekerlekli sandalyeye bağlı bir hasta bu.He's otherwise completely wheelchair-bound.
Bu tekerlek ile bana yardım et!Help me with this wheel!
Suzuki dedi ki muhtemelen 3 tekerlekli bir aksamlı bir araba yapacak.He said, oh, probably he is going to build a three-wheeler with stepney.
Benzin kabloları ve lambaları iki tekerlekli araçlardan örnek alındı.The fuel lines and lamps were as in two-wheelers.
Bizdekiyse elektrikle çalışan üç tekerlekli bisiklet!What we have is an electric velocipede.
Bu bisiklet tekerleklerini kullananan bir kablo sürücüsüydü.This is a wire drive, using bicycle wheels.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.You're not powering the propeller, you're powering the wheels.
Günün birinde kampçılar tekerlek lastiklerinin içinden suya atlıyorlardı.And on one particular day, the campers were jumping through inner tubes,
Tekerlekli sandalyede bir adamdı, çaresizce uzaklaşmaya çalışıyordu.It was a man in a wheelchair desperately trying to move away.
Bütün gün benimle kalıp tekerlekli sandalyemi itmene gerek yok." dedi.No need of staying with me all the day pushing my wheelchair."
Mahmut ve oğlunun beraber yürüdüğünü ve boş tekerlekli sandalyeyi ittiklerini.Mahmoud and his son walking together pushing the empty wheelchair.
Tekerlekli sandalyeleri heryere taşıdık.We transport the wheelchairs everywhere.
Diğer yandan düşünürseniz tekerlekle bavulu bir araya getirmek de uzun sürdü.But then again, it took us a long time to put the wheel and the suitcase together.
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.I see wheelchairs bought and sold like used cars.
Bir tekerlek gibi çalışıyor.It works the same as a wheel.
Bunlar iki tekerlekli ambulanslarımız.These ambucycles are an ambulance on two wheels.
Tekerlekli sandalyede oturan birini gördüğümüzde, yürüyemediklerini varsayarız.If we see someone in a wheelchair, we assume they cannot walk.
Tekerlekli sandalyelerle aptalca şeyler yapmanız yasak.You're not allowed to fool around with the wheelchairs!
Metal tekerlekler.Metal wheels.
Yani, Rosie tekerlekler üstünde hareket ediyordu. ve diğeri de düz bir sistemin üzerinde.So, Rosie runs around on skates and the other one ran on flat threads.
Tekerlekli sandalyedesin.You're in a wheelchair.
Tekerlekli sandalyemdeydim.I was in my wheelchair.
Pistten havalanmak için ayrılırken, tekerlekler pistten yükselerek havalandığımızdaAnd as we took off down the runway, and the wheels lifted up off the tarmac, and we became airborne,
Tek tekerlekli bisiklete binmeyi ogrenmek istiyor.He wants to learn how to ride a unicycle.
Yani tarayıcınızda oturum açtıktan sonra, her şey tekerlekli bir Skype'a benziyor.So you can log in through the browser, and it's kind of like Skype on wheels.
Ayakları aşağıda, ama tekerlekleri değil.She's got the pedals down, but not the wheel.
Bunlar fortografini cektigim seyler -- bu tekerlek yigini icinde 45 milyon tekerlek var.These things that I photographed -- this tire pile here had 45 million tires in it.
Çakra kelimesi Sanskritçe'de tekerlek kelimesinden gelmiştir.So what is a Chakra?
Çakra bedenin içinde dairesel hareketlerle tekerlek gibi dönen girdaptır.The word Chakra comes from Sanskrit word meaning wheel,
Tekerlekler yerine, bir Ballbot robotu tek bir top üzerinde dengede duruyor ve hareket ediyor.Instead of wheels, a Ballbot is balancing and moving on one single ball.
Ön tekerlek kaldırıma bakacak şekilde, öncelikle otobüse yakın olan aparata yükleyinLOAD THE RACK NEAREST THE BUS FlRST, WlTH THE FRONT WHEEL FAClNG THE CURB.
Bizim zorlu görevimiz bu. Bu küçük üç tekerleklinin erken bir tasarımı, elektronik bir bisiklet.This is an early design for this little three-wheel.
Ve sonra havada duran büyük bir tekerlek gördü.And then he saw a big wheel in midair.
Bir tür tekerlek gibi, bu etkileşim.So you can imagine this-- if this is kind of a wheel-- this attraction.
Bir tür tekerlek gibi, bu etkileşim. Elektron şuradaki düşük enerji konumuna gitmek istiyor.Because the electron wants to go into a lower energy state right here.
Tekerlekli sandalye kullanmaya başlamak, yeni muazzam bir özgürlüktü.I'd seen my life slip away and become restricted.
Tekerleklerin "vınnnn" sesini duyar, rüzgarı yüzümde hissederdim.Just being out on the street was exhilarating.
Tekerlekli sandalye benim için resim yapma ve oyun oynama aracı haline gelmişti.The wheelchair became an object to paint and play with.
Benim için tekerlekli sandalye dönüşümün bir aracı.For me, the wheelchair becomes a vehicle for transformation.
Uzun yazılışı: Uyarılan Tekerlek Sistemli Akıllı Hareketlilik Platformu.It stands for Intelligent Mobility Platform with Actuated Spoke System.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.So, it's a wheel-leg hybrid robot.
Ön tekerlekler böyle döner.The front wheels rotate like this.
Bunu dev bir tekerlekteki üç bilye gibi düşünebilirsinizYou can think of them as three dials on a giant wheel.
Bilyeleri çevirirsiniz ve tekerlek dönmeye başlar.You turn up the dials, the wheel starts to turn.
Hızlı araçtaki bir tekerlekteki somunların düşmesi böyle engellenir.That's how you stop the nuts coming off at high speed on the wheel.
Tekerlekli evleriyle istedikleri gibi seyahat ederler.They travel where they want[br]in their houses on wheels.
Dünya üzerinde hayatı tekerlekli sandalyeye bağlı 68 milyon insan olduğu tahmin ediliyor.There are 68 million people estimated to be in wheelchairs worldwide.
Ve bir felç ya da başka bir komplikasyon durumunda tek seçenek çoğunlukla tekerlekli sandalyedir.And the only option, pretty much -- when it's stroke or other complications -- is the wheelchair.
Tekerleklere ‹‹Dönen tekerlekler›› dendiğini duydum.As for the wheels, they were called in my hearing, the whirling wheels.
Kamçı şaklamaları, tekerlek gürültüleri, Koşan atlar, sarsılan savaş arabaları,The noise of the whip, the noise of the rattling of wheels, prancing horses, and bounding chariots,
Kablosuz Tekerlekli FareCordless Wheel Mouse
Başlık çubuğunda tekerlek olayı:Titlebar wheel event:
Düğme 4 (genelde tekerlek yukarı)Button 7 (if available)
Düğme 5 (genelde tekerlek aşağı)Button 8 (if available)
5 adet tekerlekli sandalye bağışladı ve sedyeler de gönderdi.He donated 5 wheelchairs and has ordered stretchers as well.
Tekerlekli sandalyeler Karaçi'deki Jinnah Hastanesi'ne taşınıyor.Five wheelchairs being delivered to Jinnah Hospital in Karachi.
Bu sitenin yaratıcısı akülü tekerlekli sandalyeyle seyahat konusunda epey tecrübelidir.The creator has extensive travel experience with an electric wheelchair.