Örneğin evde tekerlekli sandalye ile hareket edebilmek için değişiklikler yapılabilir.Квартира может быть переоборудована так, чтобы в ней можно было передвигаться в инвалидном кресле.
Örneğin evde tekerlekli sandalye ile hareket edebilmek için değişiklikler yapılabilir.يمكن مثلاً تعديل المسكن بحيث يمكنك التحرك فيه بكرسي المُقعدين (الكرسي المتحرك).
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Deci, e un robot hibrid roată-picior.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Es ist also ein Rad-Fuß-Hybrid-Roboter.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Es un robot con un híbrido de ruedas y patas.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Ez tehát egy keréklábú hibrid robot.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Het is dus een wiel-poot-hybride robot.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Jest hybrydą z kołami i nogami.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Je to robot kombinujúci kolesá a nohy.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Je to robot, který kombinuje kola a nohy.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.바퀴와 다리가 결합된 로봇입니다.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Qua cái tên (dài vô địch) bạn chắc hẳn đoán được nó là một robot chân bánh xe lai.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Quindi, è un robot ibrido con delle gambe-ruote.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.(trad. libre) C'est donc un robot hybride patte-roue.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Είναι λοιπόν ένα υβριδικό ρομπότ με πόδια-ρόδες.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Това е хибриден робот на колела.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.Это колесный робот-гибрид.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.אז זהו רובוט היברידי בעל רגל-גלגלית.
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.حسناً .. إنه رجل آلي لديه نظام هجين للسير من أرجل وعجلات
O, tekerlek-bacaklı melez bir robot.リムのない車輪 あるいは
O tekerlekler biri15馬力で
O tekerlekler biri그는 바퀴 중 하나에요
O tekerlekler biriהוא אחד הגלגלים
O tekerlekler biriانه واحد من العجلات
O, tekerler ve yol arasındaki direnç kuvvetidir.Це так і є сила між опором руху зі сторони між шинами і дорогою.
O, tekerler ve yol arasındaki direnç kuvvetidir.Это сила, которая сопротивления движению вбок, возникающая между резиной колес и дорогой.
O, tekerler ve yol arasındaki direnç kuvvetidir.זה הכוח הצנטיפטלי, כוח ההתנגדות שבין הגלגלים לבין הכביש.
O, tekerler ve yol arasındaki direnç kuvvetidir.انها بالواقع القوة بين الحركة المقاومة بين العجل والطريق
O, tramvayın tekerlekleri altına ittirilmişti.Dass er wahrscheinlich gestossen wurde.
O, tramvayın tekerlekleri altına ittirilmişti.그는 아마 그 전차 바퀴 아래 밀어.
O, tramvayın tekerlekleri altına ittirilmişti.ذلك أنه ربما تم دفعه تحت دولاب تلك السيارة
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Akkoriban, amikor mi indiaiak utazni szerettünk volna, felpattantunk egy szekérre és átvágtattunk az égen.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.A quel tempo, quando noi Indiani avevamo voglia di viaggiare balzavamo su un carro e attraversavamo i cieli.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.En aquellos días cuando los indios queríamos viajar saltábamos a un carro y surcábamos el cielo.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.In die tijd, wanneer wij Indiërs wilden reizen, sprongen we in een wagen en vlogen we rond in de lucht.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.옛날에는 우리 인도 사람들이 여행을 하고 싶으면 전차를 타고 하늘을 가로질러 날라갔지요.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Pe vremuri, când noi indienii voiam să călătorim, săream într-o caleașcă și zburam peste ceruri.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Saat itu, saat kita, orang India, hendak bepergian kita naik kereta kuda dan melintasi langit.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Så förr i tiden, när vi indier ville resa så hoppade vi in i en vagn och flög iväg över himlen.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Tehdy, když jsme my Indové chtěli cestovat, zapřáhli jsme vůz a rozjeli se s větrem o závod.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Thời đó, khi người Ấn chúng tôi muốn đi lại chúng tôi sẽ nhảy vào một cỗ xe ngựa và phóng vèo qua bầu trời.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Voľakedy, keď sme my Indovia chceli cestovať, naskočili sme do voza a leteli ozlomkrky.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Wenn wir Inder damals reisen wollten, sprangen wir in einen Wagen und schwirrten über den Himmel.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Wtedy, gdy ktoś z nas chciał podróżować, wskakiwał w rydwan i pędził przez nieboskłon.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Τότε, λοιπόν, όταν εμείς οι Ινδοί θέλαμε να ταξιδέψουμε παίρναμε ένα άρμα και απογειωνόμασταν.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.В ті дні, якщо індуси хотіли подорожувати, вони стрибали в колісницю і мчали по небу.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Когда-то в прошлом, когда индийцы хотели путешествовать, они запрыгивали в колесницу и мчались по небу.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.אז בזמנו, כשאנו ההודים רצינו לטייל היינו קופצים על כרכרה והיינו טסים בשמיים.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.لذلك في تلك الأيام عندما كنا نريد نحن الهنود السفر كنا نقفز في عربة ثم ننطلق مركزين نحو السماء.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.二輪馬車に飛び乗って空を駆けて行きました 現代でも同じことを飛行機でしています
Parçaları teker teker şekillendirip, oyup daha sonra biraraya getirmiş olabilirler mi?Hanno scolpito pezzi della band messo insieme? Esattamente.
Parçaları teker teker şekillendirip, oyup daha sonra biraraya getirmiş olabilirler mi?¿Tallaron piezas de la banda y pusieron juntas? Exactamente.
Parçaları teker teker şekillendirip, oyup daha sonra biraraya getirmiş olabilirler mi?Vyřezali pruhy a pak je dali dohromady?
Parçaları teker teker şekillendirip, oyup daha sonra biraraya getirmiş olabilirler mi?Wyrzeźbili oni fragmenty bloków i poskładali je razem. Dokładnie.
Parçaları teker teker şekillendirip, oyup daha sonra biraraya getirmiş olabilirler mi?Вони вирізьблювали окремі події, а потім їх з'єднували?
Parçaları teker teker şekillendirip, oyup daha sonra biraraya getirmiş olabilirler mi?Части этой лента событий вырезались, а потом складывались вместе? Точно.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.A motor nem a propellert hajtja, hanem a kerekeket.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.Anda tidak memberi tenaga pada baling-baling ataupun rodanya.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.Bạn không điều khiển cánh quạt mà điều khiển bánh xe.
Pervane ve tekerleklere güç vermeyiniz.De propellors krijgen geen vermogen, maar wel de wielen.