Tekeli destekleyen vardı.Solda,Je had een geldleverancier.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,일단 독점적인 미디어 공급원이 있었어요. 왼쪽에 있는 게
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Man hatte einen Monopol-Lieferanten.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Miało się monopolistycznego dostawcę.
Tekeli destekleyen vardı.Solda, Rupert Murdoch ya da BBC vardı.Tenías un proveedor monopolista; a la izquierda tienes Rupert Murdoch o la BBC.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Tínhamos um único fornecedor.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Vous aviez un fournisseur avec le monopole.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Είχες ένα προμηθευτή με μονοπώλιο.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Был один поставщик-монополист. Cлева-
Tekeli destekleyen vardı.Solda,Имаше един монополист-доставчик.
Tekeli destekleyen vardı.Solda,היה ספק מונופוליסט. משמאל,
Tekeli destekleyen vardı.Solda,لديك موزع محتكر على اليسار
Tekeli destekleyen vardı.Solda,メディア王ルパート・マードックかBBCだけ
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Cîntărit, înseamnă că ai fost cîntărit în cumpănă şi ai fost găsit uşor!
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.ditimbang, Tuanku telah ditimbang dan didapati tidak memuaskan
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.kel, [azaz] megmérettél a mérlegen és híjjával találtattál.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.데겔은 왕이 저울에 달려서 부족함이 뵈었다 함이요
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Pesé: Tu as été pesé dans la balance, et tu as été trouvé léger.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.'Tekel' betekent 'gewogen': U bent gewogen en te licht bevonden.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekél betyder: Du er vejet på Vægten og fundet for let.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, das ist: man hat dich in einer Waage gewogen und zu leicht gefunden.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, det betyder: du är vägd på en våg och befunnen för lätt.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, odvážený: Odvážený si na váhe, a si najdený nedostatočný.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.TEKEL: pretehtan si bil na tehtnici in prelehak si se izkazal.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: sinut on vaa`alla punnittu ja köykäiseksi havaittu.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: tu sei stato pesato sulle bilance e sei stato trovato mancante
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: Veid er du på vektskål og funnet for lett.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, zvážen jsi na váze, a nalezen jsi lehký.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tê-ken là : Vua đã bị cân trên cái cân , và thấy kém thiếu .
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tê-ken là: Vua đã bị cân trên cái cân, và thấy kém thiếu.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.TEQUEL: Pesado foste na balança, e foste achado em falta.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.TEQUEL: Pesado has sido en balanza y has sido hallado falto
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Thekel, zważonyś na wadze, a znalezionyś lekki.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Θεκελ, εζυγισθης εν τη πλαστιγγι και ευρεθης ελλιπης
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Текел – ты взвешен на весах и найден очень легким;
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Т’кел, Претеглен си на везните, и си бил намерен недостатъчен;
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.תקל תקילתה במאזניא והשתכחת חסיר׃
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.تقيل وزنت بالموازين فوجدت ناقصا.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.提 客 勒 、 就 是 你 被 稱 在 天 平 裡 顯 出 你 的 虧 欠
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.提客勒 、 就是 你 被 稱 在 天平 裡顯 出 你 的 虧欠
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.우린 특정 회사가 씨앗들을 소유하길 원치 않죠.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Não queremos empresas donas de sementes.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Nechceme, aby firmy vlastnily semínka.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Nechceme, aby spoločnosti vlastnili osivá.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Nem akarjuk, hogy vállalatok birtokolják a magvakat.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Nie chcemy aby prywatne firmy posiadały nasiona na własność.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Non vogliamo che le compagnie siano uniche proprietarie dei semi.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.No queremos compañías dueñas de semillas.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Nous ne voulons pas de sociétés qui possèdent des graines.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Nu ne dorim companii care să deţină seminţe.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.We willen niet dat bedrijven de eigendomsrechten op zaad bezitten.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Wir wollen nicht, dass Firmen Samen besitzen.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Δε θέλουμε να έχουν στην ιδιοκτησία τους σπόρους.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Мы не хотим, чтобы компании владели семенами.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.Не искаме компаниите да притежават семена.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.אנחנו לא רוצים שהן תהיינה בעלים של זרעים.
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.نحن لا نريد تكوين شركات تمتلك البذور .
Tohumları tekel altına alan firmalar istemiyoruz.私はいつもこう答えます
Ve BBC'nin tekelinin 1967"de kırılmasından beri, radyo dalgaları sansürden uzak bir kamusal mal olarak kaldı.그리고 1967년 비비씨의 독과점을 끝으로 공중파는 심의에서 자유로워 지고 공공의 영토로 남게 되지요.
Ve BBC'nin tekelinin 1967"de kırılmasından beri, radyo dalgaları sansürden uzak bir kamusal mal olarak kaldı.放送事業は検閲無しとなり、公共財として扱われた。 不思議なことに、