tek başına ile cümle
tek başına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Sanırım Tom'u tek başına bırakmalısın.I think you should leave Tom alone.
Tom mutfak masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at the kitchen table.
Tom'un tek başına bırakılabileceğini sanmıyorum.I don't think Tom can be left alone.
O tek başına geziyi değerli yaptı.That alone made the trip worthwhile.
Tom tek başına çalışması için Mary'ye güvenmedi.Tom didn't trust Mary to work alone.
Hiçbirimiz bunu tek başına yapamazdı.Neither of us could have done it alone.
Bu tek başına yapman gereken bir şey.This is something you need to do alone.
Tom Mary'yi John'la tek başına bırakarak gitti.Tom left, leaving Mary alone with John.
Tom geceyi ormanda tek başına geçirdi.Tom spent the night alone in the woods.
Tom gece tek başına yürümeyi sevmez.Tom doesn't like walking alone at night.
Tom başka boş odada tek başına oturdu.Tom sat alone in the otherwise empty room.
Tom bir puro içerken verandada tek başına oturdu.Tom sat alone on the porch smoking a cigar.
Tek başına Tom'u ziyaret etmek için gitmemeliydin.You shouldn't have gone to visit Tom alone.
Tom orman boyunca tek başına yolunu açtı.Tom hacked his way through the jungle alone.
Tom mutfakta tek başına kahvaltı yapıyordu.Tom is eating breakfast alone in the kitchen.
Tom onu tek başına yapmaya çalışma hatası yaptı.Tom made the mistake of trying to do it alone.
Onu tek başına çözmeye çalışmamalıydın.Tom shouldn't have tried to tackle that alone.
Tom'la tek başına birkaç dakika meşgul olabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can handle a few minutes alone with Tom?
Sen hiç bir restoranda tek başına yemek yedin mi?Have you ever eaten in a restaurant alone?
Neden onu tek başına bırakmıyorsun?Why don't you leave him alone?
Tom tek başına hareket etti.Tom acted alone.
Tom tek başına geldi.Tom has come alone.
Ebeveynlerinin tek başına buraya gelmene izin verdiklerine inanamıyorum.I can't believe your parents let you come here by yourself.
Senin onu tek başına yapabileceğini sanmıyorum.I don't think you could ever do that by yourself.
Boston'dan bütün yolu tek başına sürmeni istemiyorum.I don't want you driving all the way from Boston by yourself.
Sadece oraya tek başına gitmeni istemiyordum.I just didn't want you to go there by yourself.
Sadece Tom'u tek başına oraya gitme sorunundan kurtardım.I just saved Tom the trouble of going there himself.
Tom'u oraya tek başına gitme zahmetinden kurtarıverdim.I just saved Tom the trouble of going there himself.
Seni burada dışarıda tek başına gördüm ve konuşacak birini isteyebileceğini düşündüm.I saw you out here by yourself and thought you might like someone to talk to.
Tom Mary'ye oraya tek başına gitmemesini tavsiye etti.Tom advised Mary not to go there by herself.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.
Tom tek başına biraz zaman istedi.Tom wanted some time alone.
Tom'un tek başına biraz zamana ihtiyacı vardı.Tom needed some time alone.
Tom, bağcıklarını tek başına bağlayamaz.Tom can't tie his shoelaces by himself.
Tom ayakkabılarını tek başına bağlayamaz.Tom can't tie his shoes by himself.
Onu tek başına yapabilir misin?Can you do it alone?
Tek başına bana yardım edebilirsin.You alone can help me.
Tom evde tek başınaydı.Tom was at home alone.
Talihsizlik asla tek başına gelmez.Misfortune never comes singly.
Tek başına eve dönmekte sorununuz olmayacak, değil mi?You won't have any problem getting home by yourself, will you?
Tom Mary'nin oraya tek başına gitmek istemediğini biliyordu.Tom knew Mary wouldn't want to go there by herself.
Onu tek başına taşımana asla izin vermemeliydim.I should never have let you carry that by yourself.
Tom Mary'ye onun tek başına gitmesine izin vermeyeceğini söyledi.Tom told Mary he wouldn't let her go by herself.
Bunu tek başına yapmana asla izin vermemeliydim.I should never have let you do that by yourself.
Tom tek başına oturmayı önemseyecek gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to mind sitting by himself.
Tek başına oraya gitmediğine sevindim.I'm glad you didn't go there by yourself.
Tom senin oraya tek başına gitmene izin vermeyecek.Tom won't let you go there by yourself.
Tek başına yönetebileceğinden eminim.I'm sure you can manage on your own.
Tom, Mary'nin tek başına gitmemesini istedi.Tom asked Mary not to go alone.
Sen tek başınasın, Tom.You're on your own, Tom.
Tom tek başınaydı.Tom was all alone.
Bunu tek başına yapmaya çalışma.Don't ever try to do this by yourself.
Tom ebeveynleriyle tek başına yaşıyor.Tom lives alone with his parents.
Tom bu işi tek başına yapamaz.Tom can't do this alone.
Tom hiç buraya tek başına gelmez.Tom doesn't ever come here by himself.
Bunu tek başına mı çözdün?Did you figure this out on your own?
Onu tek başına yapamaz mısın?Can't you do that on your own?
Bu tek başına başa çıkmak zorunda olduğun bir iş.That's a problem you have to handle by yourself.
Tom sorunu tek başına çözdü.Tom solved the problem by himself.
Tek başına seyahat etmek için çok gençsin.You're too young to travel by yourself.