Ana içeriğe geç
Sözlük

tehlikeyi ile cümle

tehlikeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tehlikeyi hissetti, kaçtı.Sensing danger, he ran away.
Hasta şimdi tehlikeyi atlattı.The patient is out of danger now.
Korku sık sık tehlikeyi abartır.Fear often exaggerates danger.
Pervasız kız tehlikeyi aldırmadan ağaca tırmandı.The reckless girl climbed the tree regardless of danger.
Umarsız kız tehlikeyi düşünmeden ağaca tırmandı.The reckless girl climbed the tree regardless of danger.
Bu, tehlikeyi göze almak anlamına gelse bile, o oraya gitmeye karar verdi.Even though it meant risking danger, he decided to go there.
O şimdi tehlikeyi atlattı.She was now out of danger.
Hasta şu anda tehlikeyi atlattı.The patient is now out of danger.
O tehlikeyi onaylıyor.He acknowledges the danger.
Biz tehlikeyi atlattık.We are out of danger.
O hayati tehlikeyi atlattı.He's out of the woods.
Doktor Tom'un artık tehlikeyi atlattığını söylüyor.The doctor says Tom is out of danger now.
Tom tehlikeyi hissetti ve birdenbire endişelendi.Tom sensed danger and was suddenly worried.
Henüz tehlikeyi atlatmış değiliz.We're not out of danger yet.
Tehlikeyi atlatmış görünüyoruz.We appear to be out of danger.
Sanırım tehlikeyi atlattık.I think we're out of danger.
Tehlikeyi anlıyorsun, değil mi?You do understand the danger, don't you?
Tom tehlikeyi göze alan biri.Tom is a risk taker.
Ben tehlikeyi fark ettim.I woke up to the danger.
Ben tehlikeyi göze alıyorsam bunu yapıp yapmamam sana niye dert oluyor, anlamıyorum.If I'm willing to take the risk, I don't see why you should care whether I do it or not.
Tehlikeyi açıklamak son derece önemlidir.It's extremely important to explain the danger.
Tom tehlikeyi hemen hissetti.Tom immediately sensed danger.
Çok fazla güven tehlikeyi cezbeder.Too much confidence attracts danger.
Sami, içinde bulunduğu tehlikeyi fark etti.Sami realized the peril he was in.
Tom ve Mary tehlikeyi atlattı.Tom and Mary are out of danger.
Bu tehlikeyi göze alırlar.We are wondering whether to take this risk.
Anastasios bu tehlikeyi durdurmak için diplomasi yollarını kullanmaya kararlıydı.Árbenz also tried to use diplomatic methods to put an end the invasion.
Beş yıl sonra da Asya’dan gelen daha büyük bir tehlikeyi bertaraf etti.Several years later, a new power had emerged in Asia.
Aslında, rejimlerin karşılaştığı tehlikeyi tanımlamak için yeterli bilgiye sahip değiller.They don't really have the data they need in order to identify emerging threats facing the regime.
Kapınızdaki tehlikeyi göremiyorsunuz.You can't see the danger at your door.
Ekonomi üzerindeki bu tehlikeyi gördükten sonra, bu soruna bir çözüm bulmamız gerektiğini düşündüm.So having seen this danger to the economy, I thought, we need to find a solution to this problem.
Paraşüt atlama ya da sigara içmeye başladığınızda, tehlikeyi küçümsersiniz.So once you take up skydiving or smoking, you downplay the risks.
Faili ortadan kaldýrýrsan, tehlikeyi de kaldýrýrsýn.If you get rid of the perpetrator, you get rid of the danger too
İhtiyatlı kişi tehlikeyi görünce saklanır, Bönse öne atılır ve zarar görür.A prudent man sees danger, and hides himself; but the simple pass on, and suffer for it.
“Çekişmeyin huzurumda!” buyurur Allah, “Çünkü Ben daha önce gelecek tehlikeyi size bildirmiştim."Do not argue in My presence.
Tehlikeyi tartıştıktan sonra Dan asansörden atlamaya karar verir.After discussing the danger, Dan decides to jump off the lift.
Diomedes, ay ışığında kılıcın parıltısını görerek tehlikeyi fark eder.Diomedes was alerted to the danger by glimpsing the gleam of the sword in the moonlight.
Tehlikeyi unutarak kendini en yakın çarpışmaya attı.Die Gefahr vergessend warf er sich ins dichteste Kampfgetümmel.
Tehlikeyi atlatmıştır.Die Gefahr ist vorüber.
"Sadece Facebook ve Twitter değil tüm dünya için tehlikeyiz!".Es ist nicht nur für London, sondern das gesamte Vereinigte Königreich zuständig.
Bu tehlikeyi göze alırlar.Damit ist die Gefahr gebannt.
İçinde oldukları tehlikeyi biliyorlardı.Ils savaient quels dangers ils encouraient.
İtalyan kuvvetlerinin takviyesinin yaratacağı tehlikeyi sezinledi.Ils surestimaient la capacité des forces italiennes.
Beş yıl sonra da Asya’dan gelen daha büyük bir tehlikeyi bertaraf etti.Les cinq dernières années ont connu l'émergence d'un étrange nouveau phénomène provenant du sud du Japon.
Tehlikeyi atlatmıştır.Le Danger.
Peter babasının içinde bulunduğu tehlikeyi fark eder ve ona erişmeye çalışır.Pan reconnaît son grand-père et tente de le raisonner.
Tehlikeyi atlatmıştır.El peligro ha pasado.
Bu gezegende dünyayı bekleyen büyük tehlikeyi öğrenirler.Comprender los grandes retos del planeta.
Savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.Así pudimos escapar del peligro.
Bu tehlikeyi göze alırlar."Asumiremos los riesgos.
Hayati tehlikeyi atlatmış, İzmir'de yaşamaktadır.E si scopre che è sopravvissuto alla rivoluzione, vivendo in Svizzera.
Tehlikeyi atlatmıştır.Опасность миновала.
"Sadece Facebook ve Twitter değil tüm dünya için tehlikeyiz!".لقد زاد من الخطر في العالم العربي ٬ كما أنه يمثل تهديد ليس فقط لأمن المنطقة ٬ بل لأمن العالم كله . " .
Bu tehlikeyi göze alırlar.Zij hedgen hun risico.
Hayati tehlikeyi atlatmış, İzmir'de yaşamaktadır.Chcę żyć i umrzeć tutaj, w Skandynawii!
Tehlikeyi atlatmıştır.Niebezpieczeństwo zostało zażegnane.
Tehlikeyi sezdikleri durumlarda, kendilerini derhal kumun içine saklayabilirler.W razie niebezpieczeństwa mogli oni chronić się wewnątrz grodu.
Tehlikeyi atlatmıştır.Небезпека насувалась.
Kendi çabalarından memnun kalmayan Homer, Springfield'taki en büyük tehlikeyi ele alır: nükleer santral.Зрештою Гомер вирішує зайнятися головною проблемою — атомною станцією, найнебезпечнішим об'єктом Спрингфілда.
Tehlikeyi sezdikleri durumlarda, kendilerini derhal kumun içine saklayabilirler.У разі небезпеки вони відразу ж зариваються у гальку.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod