İşte o birileri bendim, çünkü o anda dezavantajlı pozisyonda bulabildiği ufak tefek kişi bendim.I was that someone else, because I was small and in a disadvantaged position at that moment.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Let the creditor seize all that he has. Let strangers plunder the fruit of his labor.
Faiz ve tefecilikle malına mal katan kişi, Bunu yoksullara acıyan için biriktirir.He who increases his wealth by excessive interest gathers it for one who has pity on the poor.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu."A certain lender had two debtors. The one owed five hundred denarii, and the other fifty.
Bu, onların, "Tefecilik alışveriş gibidir," demelerinden ötürüdür.This because they say that trading is like usury.
Halbuki ALLAH alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldı.But trade has been sanctioned and usury forbidden by God.
Ey inananlar, gerçekten inanıyorsanız ALLAH'ı dinleyin ve her çeşit tefecilik kalıntısını terkedin.O believers, fear God and forego the interest that is owing, if you really believe.
ALLAH tefeciliği mahkum eder, karşılıksız yardımı destekler.God blots out usury, but freewill offerings He augments with interest.
Tefecilikle para yiyenler, şeytanın çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar.Those who swallow usury will not rise, except as someone driven mad by Satan's touch.
Halkın malları içinde artması için verdiğiniz tefecilik parası ALLAH'ın yanında artmaz.The usury you practice, seeking thereby to multiply people’s wealth, will not multiply with God.
Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü...their taking usury which was prohibited for them, and their consuming people's property unjustly.
Ramazan, bir ibadet ve tefekkür zamanı. [Tomislav Georgiev/SETimes]Ramadan is a time for prayer and reflection. [Tomislav Georgiev/SETimes]
Kitap 1: Ruhun Yaşamı Üzerine TefekkürBook 1: Reflections on the Life of the Spirit
Bir gün sıradan bir tanıdık cenazesine katılır ve mezarlıkta tefekkür edilir.One day he attends the funeral of a casual acquaintance and falls to contemplation in the graveyard.
Venedikli ve Yahudi bir tefeci olan Shylock, oyunun baş düşmanıdır.A Venetian Jewish moneylender, Shylock is the play's principal antagonist.
Küçükken Ji-an'dan hoşlanan tefeci.A loan shark, who liked Ji-an when he was young.
"Yoksul ve okuma yazma bilmeyenler üzerinde soodkhuriler tarafından uygulanan tefecilik.usury perpetrated on the illiterate and the poor by soodkhuris (lit. `devourers of usury`).
Kabala'da Tetragrammaton'u (tanrının özel adı, YHVH) tefekkür etmek için kullanılır.It is used in Kabbalah for contemplation of the Tetragrammaton.
Ufak tefek şeylerle beni rahatsız etmeyin.Verschone mich mit solchen Kleinigkeiten!
Patagonya kıyılarında da birkaç ufak tefek ada da bulunmaktadır.Des Weiteren gibt es vor der patagonischen Küste einige kleinere Felseninseln.
Ancak teferruata ait kırka yakın konuda fikir ayrılığına düşmüşlerdir.Die Bogenbrücke überspannt den Forth mit vier ausgemauerten, beinahe halbrunden Segmentbögen.
Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı.Es sind lediglich noch Gräben zu sehen.
Râbıta Meditasyon Tefekkür ne demektir?Was heißt Befreiungstheologie im Grunde genommen?
Ufak tefek çakışmalar da olmuyor değildi.Aber die Schergen finden den Kleinen auch nicht.
Önceden Yahudilerin tefecilik yapmaları yasaklanmıştı.Früher war es den führenden Repräsentanten verboten.
Dalton Kardeşler’in en ufak tefek olanıdır.Jack Dalton: Est le plus réservé des frères Dalton.
İspanya İç Savaşı sırasında silaha ait ufak tefek sorunlarda geliştirildi.La porte a été légèrement endommagé pendant la Guerre Civile espagnole.
"'Ufak Tefek Cinayetler'"."Les Petits crevés".
Tefekkür gücü fikri idrakın olmasını sağlarlar.La propriété d'idempotence assure la réflexivité.
Ufak tefek çakışmalar da olmuyor değildi.No se notaba tampoco el menor olor.
Bu gibi ufak tefek değişikliklerle aracın ağırlığı 65 tondan 70 tona çıktı.Con estas modificaciones se incrementó el peso hasta alcanzar las 70 toneladas.
Bu kitâplar fazla teferruâta, inceliğe girmeden din bilgilerini lâzım olduğu kadar anlatırlar.¡Oh Señora, que de tantas soledades Comprendes el llanto sin explicación!
Oyundaki tefe dayren denmektedir,tefi çalana ise dayrenbaz denilmektedir.La boca hace juego; en el juego hay que atenerse a lo que se ha dicho.
"Ufak Tefek Cinayetler'den Klip Yayınlandı!".«¡Los nombres de los escuadrones de Pequeños Gigantes fueron revelados!».
16 yaşındayken okul hayatını bırakıp ufak tefek pek çok işte çalıştı.Abandona el colegio a los 16 años para viajar y vivir haciendo pequeños trabajos.
Tefeyyüz Mektebi’nde okurken tiyatroya ilgi duydu ve aktör olmaya karar verdi.También concentró su atención en el teatro, decidido a ser actor.
"Tefekkür adamının tevekkülü".«La Promesa del Guerrero».
Ufak tefek, utangaç ve korkaktır.Es tímido y cobarde.
Bu durumda basit bir oda, daha az ufak tefek eşya içeren oda anlamına geliyor.Esto sucede, por ejemplo, en una habitación pequeña con muchas personas.
Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı.Rimangono, invece, i crocini di taglio.
Babası Andrea tefeci dükkânında görevliydi, annesi Domenica Nava ise terziydi.Suo padre, Martin Cappa, lavorava nello spettacolo, mentre sua madre Domenica lavorava in una bottega.
Diyagramı tefekkür eden astronomlar, yıldızların evrimin gösterebileceğini tahmin etmişlerdir.Gli astrologi pensano che questa stella porti fortuna.
"Tefekkür adamının tevekkülü".Trattato aureo ... del sig.
Çok ufak tefektir.È davvero contagiosa.
Rahimbay - Hokandlı tacir ve tefeci.Castagne, Streghe e...
Ufak tefek ve çelimsiz bir çocuktu.Era un ragazzo magro e di bassa statura.
İnzivaya çekildikleri manastırda vakitlerini dua, ibadet ve tefekkürle geçirirler.Commiato dai genitori, Preghiera e Predicazione nel deserto.
Arabasıyla otoyolda seyahat eden bir tefeci, yol kenarındaki küçük bir restoranda durur.Costretto a fermarsi, la fa salire in auto su una strada di campagna solitaria.
Tefeyyüz Mektebi’nde okurken tiyatroya ilgi duydu ve aktör olmaya karar verdi.Affascinato dal mondo teatrale, scelse infatti di fare l'attore.
Ufak tefek çakışmalar da olmuyor değildi.Лишних скандалов тоже не хотел.
Ancak asıl işi tefeciliktir.Но прежде всего — о содержании.
"Ufak Tefek Cinayetler'de gerilim dozu olacak"."Не хватит ли еще убийств мультикультуры?"
Perçinli zırh ufak tefek sorunlarda çıkarttı.Блинное тесто растворяли в небольших дежах.
Ufak tefek anlaşmazlıklar olsa bile köylüler birbirlerine her konuda yardımda bulunurlardı.Этому обществу противопоставлена тяжелая жизнь крестьян, помогающих друг другу в беде.
"Tefekkür adamının tevekkülü".«Солист Его Величества».
Böyle biri tefekkürde tabii bir uyanıklığa haizdir.В самой его физиономии есть что-то безусловно зверское.
Bazen de tefekkür ve odaklanma sonucu bu kendinden geçme meydana gelir.Будучи твердым и отважным в это последнее мгновение, он, как представляется, сдался только судьбе.
1982 yılında Los Angeles'a taşındıktan sonra filmlerde ufak tefek roller almaya başladı.В 1976 году переехала в Лос-Анджелес, где начала играть небольшие роли в кино.
1982 yılında Los Angeles'a taşındıktan sonra filmlerde ufak tefek roller almaya başladı.Mudou-se para Los Angeles em 1981, quando começou a ter pequenos papéis em filmes.
Borçları ödemek için tefecilerden para almış, bir de tefecilerle başı belaya girmiştir.Alguma vez você já jogou para obter dinheiro para pagar dívidas ou então resolver dificuldades financeiras?