tecelli ile cümle

tecelli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Mümkünlerin zâtlarındaki ilâhî tecelli, nitelikleri verir.From age to age his mercy rests On those who honor him.
Hristiyan inancı, Nasıralı İsa’da tecellî etmiş olan Kurtuluş Tanrısı’na iman etmektir.Christian faith is faith in the God of salvation revealed in Jesus of Nazareth.
Bu rivayete göre Boşnaklar bu tecelli sonunda Müslüman olmuşlardır.According to legend, this rivalry eventually led to dueling.
Allah'ın kudretinin tecellilerini taşıyan kimseler Evliyalar.O who carry the manifestations of Allah's Qudrat (Omnipotence), the awliyas.
Kudret tecellisine mazhar olan Mübarekler'dir o Evliyalar.Those awliyas are the holy ones who are granted the manifestation of Qudrat.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.It was effective not just because justice was seen to be done where there was a huge void.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, magnificent, bravo," incomprehensible, there it is -- a glimpse of God.
Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sıfat O'nundur.His semblance is of the most sublime in the heavens and the earth.
Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti.And when his Lord revealed (His) glory to the mountain He sent it crashing down.
Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti.And when his Lord revealed (His) glory to the mountain He sent it crashing down.
Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü.And when his Lord revealed (His) glory to the mountain He sent it crashing down.
Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü.So when his Lord disclosed Himself to the mountain, He levelled it, and Moses fell down swooning.
Derken Rabbi, dağa tecelli edince dağ, yerle bir oldu ve Musa bayılıp yere yığıldı.So when his Lord disclosed Himself to the mountain, He levelled it, and Moses fell down swooning.
Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Mûsa baygın vaziyette yere yığıldı.So when his Lord disclosed Himself to the mountain, He levelled it, and Moses fell down swooning.
Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü.So when his Lord disclosed Himself to the mountain, He levelled it, and Moses fell down swooning.
Bu yaklaşım, adaletin tecellisine engel teşkil ediyor." dedi.This approach is an obstacle to the achievement of justice," YIRH said.
Ancak pek çok Makedon, adaletin tecelli etmemesine öfkeli.Many Macedonians, however, are furious at the failure to ensure justice.
''Bana kalırsa adalet tecelli edecek.As far as I'm concerned, justice will be served.
Bu sayede adaletin tecelli etmesi hızlıca sağlanabilecektir.Es ist schwer, der Gerechtigkeit in Kürze Gerechtigkeit widerfahren zu lassen.
Bu sayede adaletin tecelli etmesi hızlıca sağlanabilecektir.Je vous le dis, il leur fera promptement justice.
Bu sayede adaletin tecelli etmesi hızlıca sağlanabilecektir.Eso sí, la esclavitud sería rápidamente abolida.
Biz bu emirdeki Rab isminden dersimizi alarak, öncelikle kendimizde tecelli eden ilâhî terbiyeyi okuruz.Y al honrarle a él, honramos lo mejor de nosotros mismos.
Biz bu emirdeki Rab isminden dersimizi alarak, öncelikle kendimizde tecelli eden ilâhî terbiyeyi okuruz.Sia fatta la volontà del Signore, io predicherò con quella diligentia che potrò: Nostro Signore me guidi».
Bu sayede adaletin tecelli etmesi hızlıca sağlanabilecektir.Мы призываем к запоздалой справедливости.
İlahi güzellik fiziki, zihinsel ve ruhani evrenlerde her aşamada tecelli eder.السعادة الحقيقية التي تأتي من خلال إدراك الله تستحق كل المعاناة الجسدية والعقلية في الكون.
Allah'ın tecellisi kâinâtı kuşatmıştır.Want afgunst druist in tegen Allah‘s voorbeschikking.
Bu mabuttan tecelli etmek suretiyle üç mabut daha ortaya çıkmıştı.Innan dess hade Under hunnit att ge ut tre nya diktsamlingar.
Diğer isimleri ve tecellilerini de aynı şekilde tefekkür ederiz.Az akkád és elamita feliratokon is hasonló nevet találunk.
Bu sayede adaletin tecelli etmesi hızlıca sağlanabilecektir.Kassakaapin voi avata nopeasti...
Gençlerdeki akran benzeri sosyal davranış, yetişkinlerde böyle tecelli eder.Tampaknya bias sosial terhadap sesama jenis dapat berkembang pada anak-anak.
Mümkünlerin zâtlarındaki ilâhî tecelli, nitelikleri verir.人々は来世での栄光のために神々の試練に臨む。
Buna zuhur/tezahür etme (ortaya çıkma) veya yansıma (tecelli) denir.これを直取り(じかどり、じきとり)または直差(じきさし)と言う。
Bu sayede adaletin tecelli etmesi hızlıca sağlanabilecektir.それなら、この法案を早く通した方がいい。
Biz bu emirdeki Rab isminden dersimizi alarak, öncelikle kendimizde tecelli eden ilâhî terbiyeyi okuruz.נוסח תימן עֲנֵנוּ הֳ' אֱלֹהֵינוּ, בְּיוֹם צוֹם הַתַּעְנִית הַזֶּה, כִּי בְצָרָה גְדוֹלָה אֲנָחְנוּ.
Bu mabuttan tecelli etmek suretiyle üç mabut daha ortaya çıkmıştı.Ta zaklad so nekoč šli iskat trije možje.
Allah'ın kudretinin tecellilerini taşıyan kimseler Evliyalar.يا من تحملون تجليات قدرة الله ، الأولياء .
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Alah, ole, ole, Alah, veľkolepé, bravo," nepochopiteľné, ale je to tak -- záblesk boha.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Alá, olé, olé, Alá, magnífico, bravo" incompreensível, mas lá está — um vislumbre de Deus.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, geweldig, bravo." Onbegrijpelijk, zie: een glimp van God.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, großartig, bravo" Unfassbar, da ist es: ein flüchtiger Blick auf Gott.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, hoàn hảo, hoan hô", không thể hiểu nổi, và nó đây rồi, chính sự hiện thân của Chúa.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, luar biasa, bravo." tak masuk akal, itu dia -- kilasan Tuhan.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, magnific, bravo." de neinteles iata - o farama de Dumnezeire.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, magnifico, bravo," incomprensibile, eccolo -- uno scorcio di Dio.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, magnífico, bravo," incomprensible, ahí está -- una visión de Dios.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi.-Allah, olé, olé, Allah, magnifikt, bravo. Där är det, en skymt av Gud.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, magnifique, bravo". C'est incompréhensible, c'est là : un aperçu de Dieu.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, mahtavaa, bravo," käsittämäntöntä, siinä se on -- vilahdus Jumalasta.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, niewiarygodne, brawo", niepojęte, oto ulotny przebłysk Boga.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, Olé, Olé, Allah, storslået, bravo," uforståeligt, dér er det -- et glimt af Gud.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, úchvatné, bravo," nepochopitelné, tady to je -- záblesk Boha.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."알라, 올레, 올레, 알라, 매그니피선트, 브라보" 이해할 수 없는, 신의 경지를 경험했다고 말합니다.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Αλάχ, όλε, όλε, Αλάχ, θαυμάσιο, μπράβο" ακατανόητο, να 'το -- μια ματιά του Θεού.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Алах, оле, оле, Алах, чудово, браво", незбагнене, це і є - проявом Божественного.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Аллах, оле, оле, Аллах, великолепно, браво!", неразбираемо - ето това е: оттам наднича Господ.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Аллах, оле, оле, Аллах, изумительно, браво". Когда человек делает нечто непостижимое — сияние Бога.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."אללה, אולה, אולה, אללה, נפלא, בראבו" בלתי נתפס, זהו זה - ניצוץ אלוהי.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi." الله، أوليه، أوليه، الله، رائع، برافو،" غير مفهومة، ها هي هناك -- لمحة للإله.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi.神を垣間見るんです 素晴らしい まさにこれです
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.A fost eficient nu numai pentru că s-a făcut dreptate acolo unde nu era deloc.

İlgili Sayfalar