Ben teniste kötüyüm.I am poor at tennis.
Tenisi severim.I like tennis.
Ben tenisinde iyiyim.I'm good at tennis.
Tenis çalışmam var.I have tennis practice.
Ben bir tenisçiyim.I am a tennis player.
Tenis oynamaktan daha iyi yemek pişirebilirim.I can cook better than I can play tennis.
Tenis oynayan kızı tanıyorum.I know the girl playing tennis.
Tenis oynamak için parka gittim.I went to the park to play tennis.
Tenis oynadım.I played tennis.
Tenis oynarım.I play tennis.
Kız kardeşim yüzme için içeriye girerken ben tenis için içeriye girerim.I go in for tennis while my sister goes in for swimming.
Tenis oynayacağım.I am going to play tennis.
Tenis oynamayı göze alamam.I can't afford to play tennis.
Tenis kulübünün bir üyesiyim.I am a member of the tennis club.
Bir tenis kulübüne katılmaya karar verdim.I made up my mind to join a tennis club.
Televizyon izlemeyi severim.I like to watch TV.
Televizyonun, kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think television will take the place of books.
Televizyonda boks maçı gördüm.I saw the boxing match on television.
Televizyonda bir tenis maçı izledim.I watched a tennis match on TV.
Televizyonda bir beyzbol oyunu izledim.I watched a baseball game on television.
Televizyonda haber programlarını severim.I like news programs on TV.
Televizyonu izledikten sonra yatmaya gittim.After I watched TV, I went to bed.
Televizyon izledikten sonra, ders çalışırım.I study after I watch television.
Televizyon izlemekten bıktım.I was tired from watching TV.
Ben televizyon izlemem.I do not watch television.
Televizyon izlemekten usandım.I was tired of watching TV.
Kitap okumayı televizyon izlemeye tercih ederim.I prefer reading books to watching television.
Haftada iki kez televizyon izlerim.I watch television twice a week.
Her gün televizyon izlerim.I watch television every day.
Tom'un tenis oynadığını gördüm.I saw Tom play tennis.
Tom'a telefon ettim.I called Tom up.
Tom kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis as well as Tom.
Partiden sonra temizlik yaptım.I cleaned up after the party.
Otobüs bekleyerek burada kalmaktansa yaya gitmeyi tercih ederim.I would rather go on foot than stay here waiting for the bus.
Pirinci ekmeğe tercih ederim.I prefer rice to bread.
Tek başıma yaşamak istemiyorum.I don't want to live all by myself.
Bu işi tek başıma yapamam.I cannot do the work on my own.
Tek başıma seyahat ettim.I traveled by myself.
Hepinizle tekrar görüşmeyi ümit ediyorum.I hope to meet you all again.
Seni tekrar gördüğüm için mutluyum.I'm happy to see you again.
Ben daha sonra tekrar arayacağımı söyledim.I said I would ring again later.
Çok geçmeden seni tekrar görmeyi umuyorum.I hope to see you again before long.
Kısa sürede Terry Tate etiketli bir kutuya rastladım.I soon came across a box labeled Terry Tate.
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.I'd rather not spend so much money on clothes.
Oraya yalnız gitmeyi tercih etmem.I would rather not go there alone.
Oraya yalnız gitmeyi tercih etmiyorum.I would rather not go there alone.
Gelmeni tercih ederim.I prefer you to come.
Kırsalda yalnız yaşamayı tercih ederim.I would rather live alone in the country.
Mary'ye yardımı için teşekkür ettim.I thanked Mary for her help.
Ben yardımı için Mary'ye teşekkür ettim.I thanked Mary for her help.
Tekrar denemeye karar verdim.I decided to try again.
Modern mobilyayı tercih ederim.I prefer modern furniture.
Sonunda testi geçtim.I finally got through the test.
Batan tekneden zorlukla kaçtım.I escaped from the sinking boat with difficulty.
Televizyonda sık sık gece oyunları izlerim.I often watch night games on TV.
Okuldan sonra sıklıkla tenis oynarım.I often play tennis after school.
Okuldan sonra sık sık tenis oynarım.I often play tennis after school.
Pazar günü onunla tenis oynardım.I would play tennis with him on Sunday.
Tek bir şirkete bağlanmak istemiyorum.I don't want to be tied to one company.
Tek bir şirkete bağlı olmak istemiyorum.I don't want to be tied to one company.