James Carroll'a göre, "Yahudiler Roma İmparatorluğu'nun toplam nüfusunun %10'unu teşkil ediyordu.De acordo com James Carroll, "Os judeus consistiam por volta de 10% da população total do Império Romano.
SHA-0 ve SHA-1 özet fonksiyonları Ulusal Güvenlik Teşkilatı tarafından geliştirilmiştir.As funções hash SHA-0 e SHA-1 foram desenvolvidas pela NSA.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı.Organização para a Segurança e Cooperação na Europa.
Şehrin halkını Uzunsakallar (Durin'in halkı) teşkil etti.Gradativamente, o povoado foi se formando, com a chegada de mais moradores.
Görevlileri seçer ve Dünya Siyonist Teşkilâtı ve Yahudi Ajansı politikaları üzerinde karar verir.Elege os oficiais e decide sobre a política da Organização Sionista Mundial e da Agência Judaica.
GRU Rusya'nın en büyük istihbarat teşkilatıdır..O GRU é a maior agência de inteligência estrangeira da Rússia.
Efigenio Ameijeiras Devrimci Ulusal Polis teşkilatının başındaydı.Efigenio Ameijeiras era chefe da Polícia revolucionária.
1919 yılında ordudan ayrıldı ve Polis Teşkilatına geçti.Ele deixou o Exército em 1919 e se juntou a policia.
Güneydoğu Asya Antlaşması Teşkilatı Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN)Associação das Nações do Sudeste Asiático (ASEAN)
Komite, Çar yanlısı gizli polis teşkilatı Okhranka tarafından ağırlıklı olarak izleniyordu.O comitê foi infiltrado pela polícia secreta czarista, a Okhrana.
New York Şehri Polis Teşkilatı web sitesi.Site oficial da cidade de Nova York.
Kazakistan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO - Economic Cooperation Organization) üyesidir.Ambos os países são membros da Organização de Cooperação Econômica (OCE).
Ancak Emniyet teşkilatı bu bilgiyi yalanladı.Contudo, o Serviço Sueco de Segurança desmentiu as informações.
Ertzaintza İspanya Bask Bölgesi'nde polis teşkilatı.A Ertzaintza é a polícia do País Basco (Espanha).
Londra Şehri'nin ise Londra Şehri Polisi (City of London Police) adında kendi polis teşkilatı bulunmaktadır.A City tem uma força policial própria: a City of London Police.
1969 yılında Millî İstihbarat Teşkilatı'nda kısım amiri ve haber değerlendirici olarak görev yapmıştır.Em 1969 assume a chefia da divisão de Programas de Informação e Actualidades.
Osmanlı 6ncı Cilt, Teşkilât.Itapevi – 6.º Distrito – Touro Passo.
Ancak bu durum, (yakıtı tükenmiş) roketin ne amaçla kulanılacağına bağlı olarak sorun teşkil etmeyebilir.Caso não seja possível, o sistema informa quantos foguetes seriam necessários para alcançar o objetivo.
Ulusal Polis (Fransızca: Police nationale), Fransa'nın polis teşkilatıdır.A Polícia Nacional (Police Nationale) é uma corporação policial civil da França.
Osmanlı devlet teşkilatında hasekiler üç gruba ayrılmaktaydı.Na Europa Central, os mongóis se dividiram em três grupos.
Birinci İnönü Muharebesinden sonra Teşkilat-ı Esasiye (İlk Anayasa) ilan edilmiştir.Se, por um lado, o A é primo, o prescrito aconteceria.
Profesyonel askerler silahlı kuvvetlerin %5'ini teşkil eder.Assim o grupo espera cortar 5% da mão-de-obra.
Manila polis teşkilatından arkadaşları onun çalışkan ve nazik biri olduğunu söylediler.Os parentes de Nichols disseram que ele era um homem de família amoroso.
Taşrada ise, müftüler eğitim teşkilatının sorumlusu olmuşlardır.Os municípios são responsáveis pela contratação de professores.
1925 - İstanbul'da, tulumbacı teşkilatının yerine, modern motorlu itfaiye teşkilatı kuruldu.Em 1905, o carro de bombeiros moderna foi inventada lá.
1965 yılında da Gölbaşı Belediye teşkilatı kuruldu.65, foi criado o município de Bonito.
Görev yapan emniyet müdürlerinin bir bölümü daha önce teşkilatın alt kademelerinde görev yapmıştır.Seu cartório de registro civil, porém, continua em operação com os limites da divisão anterior.
Kazadan önce Ana Lucia Cortez, Los Angeles Polis Teşkilatı'nda görevli bir polistir.Antes de chegar à ilha, Ana-Lucía era uma policial no Departamento de Polícia de Los Angeles.
Savcıların teşkilat içindeki yeri ve görevleri.Direitos e deveres do advogado.
Orada ABD Milli Muhafız Teşkilatı tarafından kontrol edilen harabeye dönmüş bir kasaba bulunuyordu.Esta foi uma cruzada controlada pelos inspetores das Nações Unidas.
Bu uygulama diğer şubelere örnek teşkil etmiştir.O sucesso dessa iniciativa passou a ser um exemplo para outros grupos.
Yine de birçok varoluşçu düşünüre göre, bu pek de gerçekçi olmayan bir var oluşu teşkil edecektir.No entanto, até hoje, há quem acredite que essa cena ainda seja real.
Belediyeye bağlı ilk modern İtfaiye teşkilâtı kuruldu (1871).O primeiro Corpo de Bombeiros na cidade é formado, em 1851.
Partinin gençlik teşkilatının adı Komsomol'dur.E dos membros das células da juventude do Partido, o Komsomol.
Yedeksubaylığını müteakip 1967 yılında Millî İstihbarat Teşkilatı'na girmiştir.Foi ele quem inovou ao introduzir o uso do helicóptero nas reportagens jornalísticas, em 1967.
Iğdır'ın ve aynı zamanda Türkiye’nin en uç noktasını teşkil eder.Acrescido a estes mais timidamente, está também o México.
Taşra teşkilâtına gelince vilayetler şehzade ve beyler tarafından yönetilirdi.As cortes do condado eram chefiadas pelos ispanos ou por seus representantes.
İstihkam taburları genelde aşağıdaki gibi teşkillenmiştir.Geralmente, é feito na mesma ordem posta abaixo.
İki günlük Roş Aşana "Yoma Arichtah" (uzun bir gün) olarak bilinir ve teşkil edilir.Os dois dias juntos são considerados um yoma arichta, um "dia longo" único.
İskenderun'da belediye teşkilatı ilk kez 1939 yılında Hatay'ın Türkiye'ye katılımıyla birlikte kurulmuştur.A região de Hatay tinha formalizado a sua união com a Turquia em 1939, através de um referendo.
Merkezi Haberalma Teşkilatı.Daqui Portal de Notícias.
Etraflıca konuşuldu ve bu teşebbüs tam bir teşkilat haline getirildi.O encontro deu tão certo que virou projeto.
Teşkilatın başında şu anda General Eduardo Delgado Rodriguez bulunmaktadır.É presidida, na atualidade, por Eduardo Vítor Rodrigues .
İstihbarat teşkilatında görev yapmaktadır.Cuida dos serviços de segurança da informação.
Teşkilatımızı arslanlarla kuracağız.Vamos tentar fazer isso em conjunto com os nossos aliados.
Hatta Ahi teşkilâtına da üyeydi.Foi, igualmente, membro da Maçonaria.
Bu durum şebekede hiçbir sorun teşkil etmedi.Não houve nenhum problema durante o ensaio delas .
1998 yılında yapılan seçimleri de kazanınca aynı koalisyon hükümeti aynı ortaklarla yeniden teşkil edildi.Após as eleições de 1998 presidiu um segundo governo com os mesmos aliados.
Örgüt’ün ilk mahalli teşkilatı Topkapı Grubudur.Tribunal Regional do Trabalho 1° Região.
Bu araziler ilçenin en verimli arazisini teşkil eder.Com efeito, este modelo ia contra as propriedades mais importantes do núcleo.
An Garda Síochána ("barış muhafızları"), İrlanda'nın ulusal polis teşkilâtıdır.De Garda Síochána (Iers: An Garda Síochána, "De Bewaker van de Vrede") is de politiedienst van Ierland.
Buna rağmen son yıllarda Dinamo ile polis teşkilatının ilişkisi yok denecek kadar az düzeye indi.De laatste jaren zijn de connecties tussen Dinamo en de politie veel minder geworden.
İzmir'de yaşayan Türk sayısı 79.288 kişi olup, nüfusun % 38'ini teşkil etmekteydi.Het aantal Turkse mensen in Izmir was op dat moment 79.288 mensen en kwam neer op 38% van de bevolking.
Londra Şehri'nin ise Londra Şehri Polisi (City of London Police) adında kendi polis teşkilatı bulunmaktadır.De City heeft een eigen politie, de City of London Police.
Kısa bir süre sonra Sparta bu kez daha büyük, 77 triremeden oluşan bir filo teşkil etmiştir.In een mum van tijd konden de Spartanen een grotere vloot verzamelen, deze keer een van 77 triremen.
Kızıl muhafızlar çoğunlukla gençlerden teşkil edilmişti.De roodhemden werden voornamelijk gerekruteerd uit jongeren.
Bir daha bu görevde yer almamasına karar verildi (fakat bu onun başbakan olmasına engel teşkil etmemekteydi).Zij waarschuwde hem om een bepaald wandelpad niet te nemen.
Federal Polis (Almanca: Bundespolizei (BPOL)), Almanya'nın federal polis teşkilatıdır.De Bundespolizei (BPOL) is de Duitse federale politiedienst.
Millî İstihbarat Teşkilatı, Sabah'ın haberi üzerine bir basın açıklaması yayınladı.De bemanning besluit een telegraafbericht in morse te versturen.
Böylece bir zamanlar bir bütünlük teşkil eden habitatlar ayrı parçalara bölünmüş hale gelir.Gebieden die eens één uitgestrekte habitat vormden worden opgedeeld in afzonderlijke fragmenten.