Bir düzine tavuklar var varsayalım.Załóżmy, że masz kilkanaście kur.
Bir düzine tavuklar var varsayalım.Ας υποθέσουμε ότι έχετε μια ντουζίνα κότες.
Bir düzine tavuklar var varsayalım.Да предположим, че имате десетина кокошки.
Bir düzine tavuklar var varsayalım.Предположим, у вас десятка кур.
Bir düzine tavuklar var varsayalım.Припустимо, у вас десятки курей.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Aber eines Tages kam ich nach Hause und meine Pflegemutter hatte zum Abendessen Hühnerflügel gemacht.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Ale jedného dňa som prišiel domov a moja pestúnska matka urobila na večeru kuracie krídelká.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Ale jednoho dne jsem přišel domů a má pěstounská matka udělala k večeři kuřecí křidélka.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Azonban, egy nap amikor hazajöttem az iskolából a nevelő anyám csirkeszárnyakat sütött vacsorára.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Dar într-o zi, când am venit acasă am văzut că mama mea adoptivă gătise aripioare de pui la cină.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.하루는 집에 돌아왔는데 양어머니께서 치킨윙 요리를 해주셨어요.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Maar op een dag kwam ik thuis en mijn pleegmoeder had kippenvleugels te eten gemaakt.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Mais un jour, quand je suis revenu, ma mère d'accueil avait fait des ailes de poulet pour le dîner.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Mas um dia, voltei para casa e a minha mãe adotiva tinha feito asas de frango para o jantar.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Namun suatu hari, saya pulang ke rumah dan ibu angkat saya memasak ayam goreng untuk makan malam.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Nhưng một ngày, tôi về đến nhà và mẹ nuôi tôi đã làm món cánh gà cho bữa tối.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Pero un día, llegué a casa y mi madre de acogida había hecho alitas de pollo para la cena.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Raz po powrocie do domu moja przybrana matka zrobiła skrzydełka kurczaka na obiad.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Un giorno, tornai a casa e la mia mamma adottiva aveva fatto le ali di pollo per cena.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Μια μέρα όμως, γύρισα σπίτι και η θετή μητέρα μου... είχε φτιάξει φτερούγες κοτόπουλου για βραδινό.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Але одного дня я прийшов додому і моя названа мати приготувала курячі крильця на обід.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Но един ден се прибрах вкъщи и приемната ми майка беше приготвила пилешки крилца за вечеря.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.Но однажды я пришёл домой, и моя приёмная мама приготовила на обед куриные крылышки.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.אבל יום אחד, חזרתי הביתה ואם האומנה שלי הכינה כנפי עוף לארוחת ערב.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.ولكن في يوم ما، عدت إلى المنزل و أمي بالتبني أعدت أجنحة الدجاج للعشاء
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.但係有一日,我返到屋企 我嘅養母整咗雞翼做晚餐
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.夕食に鶏手羽肉を 料理していました 食べながら もうひとつ取ろうとして
Birisi gibi Aman Tanrım tatlı,kızarmış tavuk Amerikalılar bu sevecekler.Някой си казал: о, боже... сладко е, пържено е, пиле е: на американците ще им стане любимо.
Birisi gibi Aman Tanrım tatlı,kızarmış tavukKtoś pomyślał, że słodkiego i smażonego kurczaka
Birisi gibi Aman Tanrım tatlı,kızarmış tavukNgười ta như thể, ôi, Chúa ơi - nó ngọt, nó là đồ rán, nó là thịt gà:
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Au tot felul de ingrediente pe care le pui pe carnea de pui sau de peşte şi arată ca şi carnea de vită.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Hanno delle specie di ingredienti che si spalma su un pezzo di pollo o pesce, e lo fa sembrare manzo.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Hay un tipo de ingrediente que uno le pone a un trozo de pollo o pescado y lo hace pasar por carne de res.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.그들은 닭고기나 생선에 바르면 소고기처럼 보이게 만드는 물질을 가지고 있습니다
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Mají různé druhy přísad, které smícháte s kousky kuřete nebo ryby, aby to pak vypadalo jako hovězí.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Máme isté prísady, ktoré sa nanesú na kuracinu alebo rybu a zrazu vyzerajú ako hovädzie.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Posebne sestavine premaza po kosu piščanca ali ribe ustvarijo videz govedine.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.Те имат различни съставки, които нанесени върху парче пиле или риба го правят да изглежда като говеждо месо.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.У них є види інгредієнтів якими ви фарбуєте шматок курки або риби, і виявляється - він виглядає як яловичина.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.יש להם מיני מרכיבי מזון שמברישים בעזרתם נתחי עוף או דג, והם נראים כמו בשר בקר
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.لديهم نوع من المكونات التي تطلى على على قطعة من الدجاج أو السمك، وتجعل اللحم يبدو مثل لحوم البقر.
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.鶏肉や魚肉に塗布すると まるで牛肉のように見えるのです ごく最近のことですが
Bir parça tavuk veya balığa karıştırılan ve bu etleri sığır etiymiş gibi gösteren malzemeler var.黎種牛肉精包含多種成分 如果你把距塗喺雞魚肉 睇落就似牛肉。
Bir tavuk falan?Un poulet ?
Bir tavuk falan?Κοτόπουλο;
Bir tavuk falan?Курица?
Bir tavuk falan?Ayam?
Bir tavuk falan?De gaina?
Bir tavuk falan?Ein Huhn?
Bir tavuk falan?Kurczakiem?
Bir tavuk falan?Un pollo? <br />
Bir tavuk falan?أ"دجاجة؟
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.Có 1 năm, tất cả con gà đều chết hết, và không có ai muốn nhốt gà vào trong cái chuồng đó nữa
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.Dalam jangka waktu satu tahun, semua ayam mati, dan tak seorang pun ingin meletakkan ayam di sana.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.Egy évben kimúlt az összes csirke és senki nem akarta oda berakni a csirkéket.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.Eno leto so kokoši pomrle in nihče jih ni hotel več naseliti tja.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.En un an, tous les poulets sont morts, et personne ne voulait mettre les poulets là.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.In einem Jahr starben alle Hühner, und niemand wollte noch Hühner hineingeben.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.Într-un an, toţi puii au murit şi nimeni nu a mai vrut să crească pui acolo.
Bir yıl içinde bütün tavuklar ölmüştü ve hiç kimse tavuklarını o kümese koymak istemiyordu.In un anno tutti i polli erano morti e nessuno voleva metterceli dentro.