Tavan arasında uyanık yatıyordum.Geschlafen wurde auf Strohmatten am Boden.
İki kralın yönetim süreleri içinde de Hitit Devleti'nin tavanannası olmuştur.Am Ende des zweiten Tags trafen sich beide am King's Dock.
Tava tayim' cami pillrit niicuitaput.Eintrag zu Piperacillin.
Tavanda bulunan süs port bagajı bu araçlarda kullanılmamıştır.Die Oberleitung der Eisenbahn kann bei diesen Fahrzeugen nicht benutzt werden.
Ahşap tavanın ortasında ise büyük altıgen bir rozet bulunur.Im Dachgeschoss befindet sich eine große Abstellfläche.
Kraliçeler tavananna unvanını kral kocaları öldükten sonra da taşıyorlardı.Königin Victoria hatte dasselbe mit dem Zimmer ihres Mannes nach dessen Tod getan.
Yusuf Tavaslı 1935 senesinde Denizli'nin Tavas ilçesine bağlı Gümüşdere köyünde doğmuştur.Yusuf wurde 1935 im Dorf Gümüşdere, das zu Tavas gehört, geboren.
Gendime: Bir tavanın içine tereyağı konur."So was, das Futter ist auf dem Dach!
Minnie onu kulübenin tavan arasına saklar.Minnie le cache dans son grenier.
2004'te kilosundaki artış tavan yaptı ve 108.5 kg'ye kadar çıktı.Cependant en 2004, elle grossit beaucoup jusqu'à peser 108.5 kg.
Katedral'in tavanı.Le plafond de la cathédrale.
İçli tava : Hamsiler ayıklanır, kılçıkları da çıkarılır.Cependant, les voûtes de la nef sont factices, et sont faites de bois et de plâtre.
Tavan açık mavi renkle ve yıldızlarla dekore edildi.Le plafond était sans doute peint en bleu et décoré d’étoiles.
Tavandan doğru yağmur sızıntısı olduğundan ziyaretçiler boşaltılmak zorunda kalmıştı.C'est sous une pluie battante que les coureurs se sont élancés.
Tavanı, kimse tarafından girilemeyen Papa V. Pius'un kollarıyla dekore edilmiştir.Le buffet est surmonté des armes du pape Pie VI.
Tavandan saplanan bir kılıç Buffy'yi az daha öldürecektir ama Spike onu kurtarır.Elle est sur le point de danser jusqu'à combustion mais Spike la sauve.
Tavanları ve zemin kaplamaları ahşaptır.Les planchers et les plafonds sont en bois.
Giriş çıkışın tavanda açılan gediklerden sağlandığı düşünülmektedir.Ils sont surpris par le toit qui s'ouvre.
Tava ciğerin kendine has aromasının sırrı kızartma yağıdır.Le cheval se sert de son odorat pour trouver de l'eau.
Kızan tavada köfteler konur.Figure féminine en terre cuite.
Tavan arasında uyanık yatıyordum.Ils couchaient nus sur les planches.
Vasarı bu tavan resimlerinin "bitirilmemiş" olduğunu iddia etmektedir.Diverses raisons sont avancées pour expliquer que la peinture reste « inachevée ».
Katedralin tavanında dini bir resim vardı.La catedral tenía una pintura religiosa en el techo.
Tavan akıyor.El techo tiene goteras.
Tavana erişemiyorum.No alcanzo al techo.
Tavana yetişemiyorum.No alcanzo al techo.
Bu tavanlar günümüzde bu sarayda bulunmaktadır.Este edificio está incorporado al Palacio hoy en día.
Polis gelinceye kadar silahıyla tavana doğru ateş eder.Continúa disparando al techo hasta que llega la policía.
Ölümünden sonra evinin tavan arasında kalan bu koleksiyon sonradan Otto Kleinschmidt tarafından bulundu.Después de su muerte, permanecían en el ático de su casa dónde Otto Kleinschmidt los descubrió años después.
1512 - Tavan resimleri Michelangelo tarafından dört yılda yapılan Sistine Şapeli ilk kez halka gösterildi.1512: en Roma se exhibe por primera vez al público la bóveda de la Capilla Sixtina, pintada por Miguel Ángel.
İdam günü sabahı biftek, tavada yumurta ve patates yedi, kahve içti.Como pareció sentarle bien, a la mañana siguiente se le permitió tomar tostadas, café y caldo de pollo.
Bu tavaf genellikle çıplak olarak gerçekleştirilirdi.Como de costumbre, se podía disponer de los chasis desnudos.
Bu sırada ön duvar ve ona paralel dizilen yedi sütun üstüne bir tavan yapılmıştır.Y que si alguien abriera la de alquitrán arderían siete parroquias situadas alrededor.
Sistina Şapeli tavanıLa virgen de los sicarios
Várzea de Tavares - Mangualde belediyesinde bucak.Várzea de Tavares, freguesia en el concelho de Mangualde.
Jim Carrey'nin tavana vurduğu dönem oldu.Siempre pienso, ¿Qué haría Jim Carrey en esta escena?
Bazı gençler gündüzden kına evinin tavanına çıkar orda beklerdi kına zamanını.Los niños solían esperar frente a su oficina hasta que llegaba la hora de cerrar.
Caminin içi kaba ağaç süslemesi ile süslenmiştir, tavan ve yan kısımları şekillendirilmiştir.Para ello, se ajardinaron parterres con césped y se plantaron árboles de sombra.
Tavandan saplanan bir kılıç Buffy'yi az daha öldürecektir ama Spike onu kurtarır.Una espada atraviesa el techo matando casi a Buffy, pero Spike la detiene con sus manos desnudas.
Fiat motoru olan kanvas tavanlı modellerdi.La única solución parecían ser las locomotoras con bastidor articulado.
Tavaya yağ konularak eritilir.Se enlatan las piezas en aceite.
Bu dehlizin üstü ahşap bir tavanla kapandı.Este último cuerpo se cierra con un tímpano.
Dünya otomobil tarihinde panoramik cam tavan kullanılan ilk otomobildir.Citroën introduce en Europa la primera carrocería de acero para automóviles.
Araçlar: veri kayıt ekipmanları ve araçları genellikle otomobillerin tavanına monte edilmiştir.Veicoli: le apparecchiature di registrazione dei dati sono solitamente montate sul tetto di un'auto.
Parçanın altyapısı, Tavares'in 1975 çıkışlı hiti "It Only Takes a Minute"den örnekler içermektedir.È stato costruito attorno ad un campionamento del brano del 1975 "It Only Takes a Minute" dei Tavares.
Öndeki komuta kulesi yanlarda 300 mm, tavanında ise 30 mm zırha sahipti.Nella torre di comando la corazzatura era di 150 mm sui lati e di 30 mm sul tetto.
Tavan bir odanın üst kısmını kapsayan iç yüzeye verilen isimdir.Il soffitto è la superficie che fa da limite superiore interno in una stanza.
Kemerlerden birinin tavanı.Piastrelle di una delle pareti.
Yeni kralın eşi tavananna unvanını ancak bir önceki kral eşinin ölümünden sonra elde edebiliyordu.La regina consorte, normalmente, non ha diritto di succedere al marito dopo la morte di quest'ultimo.
Adak listelerinde Ammuna'nın kraliçesinin ismi Tavananna olarak geçer.Nella lista delle Regine Ittite infatti il nome di Tawananna segue quello di Henti.
Aydınlatma kirişleri ve yapıları tavana kuruldu.I proiettori di luce e la fontana del suono sono stati istituiti nel palazzo.
Duvar ve tavan süslemeleri, kalem işleri ve ahşap oymalar döneminin üslubunun özel örneklerinden sayılır.Si possono ammirare pale, oggetti di legno e ombrelli artigianali unici nel loro genere.
Sokağın Tavanı Kadar 04.Quota 0,00 mt il piazzale antistante alla stazione.
Tavadaki yufka ekmeği üzerine yumurta kırılılır.Anzi comincia a contare le uova nella sua pancia.
Bu dehlizin üstü ahşap bir tavanla kapandı.Questo vano scala è coperto da un soffitto ligneo.
1557'de "Biblioteca Marciana (Marciana Kütüphanesi)" için tavan tabloları siparişini tamamladı.Nel 1556 Paolo è chiamato, con altri pittori, a decorare il soffitto della Libreria Marciana.
Vasarı bu tavan resimlerinin "bitirilmemiş" olduğunu iddia etmektedir.Il suo cocchiere le spiega che quelle non sono "vere" signore.
Tavana değecek kadar uzun boyluydu.Её роста хватало, чтобы достать до потолка.
Tom tavana bakarak yatakta yatıyordu.Фома лежал в постели, глядя в потолок.
Tom tavana boş boş bakarak kanepede yatıyordu.Фома лежал на диване, тупо уставившись в потолок.