tav ile cümle
tav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onun iddialı tavrını oldukça kaygılı buldum.I found his pretentious demeanor quite disconcerting.
Bu çok iyi bir tavsiye.That's very good advice.
O oldukça iyi bir tavsiyeydi.That was some pretty good advice.
Aç tavuk arpa sandığını sayıklar.A hopeful wish comes through in a dream.
Aç tavuk kendini darı ambarında görür.A hopeful wish comes through in a dream.
Senin tavsiyeni almak istiyordum ama artık çok geç.I wanted to get your advice, but it's too late now.
Ona alkolden vazgeçmesini tavsiye etti.He advised him to give up alcohol.
Bazı temiz elbiseler giymeni tavsiye ederim.I suggest that you put on some clean clothes.
Bana iyi bir taverna önerebilir misin?Can you suggest me a good tavern?
Tom tavana dokunmak için yeterince uzun.Tom is tall enough to touch the ceiling.
O suyu içmemeni tavsiye ediyorum.I'd advise you to not drink that water.
Kapılarını kilitlemeni tavsiye ediyorum.I'd advise you to lock your doors.
Size onu yememenizi tavsiye ederim.I'd advise you to not eat that.
Bazı doktorlar hastalarına günde bir aspirin almalarını tavsiye ederler.Some doctors recommend that their patients take an aspirin a day.
Tom'a sigarayı bırakması tavsiye edildi.Tom was advised to give up smoking.
Tavuk severim.I like chicken.
Yuvarlak bir lamba, tavanın ortasında asılıyor.A round light is hanging from the middle of the ceiling.
Tochtli tavşan etini sever.Tochtli likes rabbit meat.
Tamam, tavsiyenizi aklımda tutacağım.Okay, I will keep your advice in mind.
Tavsiyemi dinle ve onunla konuş.Take my advice and talk to her.
Kurt şekil değiştirir ama tavuk yemeye devam eder.The wolf will change shape, but will continue to eat chicken.
Bana tavsiye edildi.It's been recommended to me.
Biz senin tavsiyene değer veriyoruz.We value your advice.
Ben sana ördek tavsiye ederim.I suggest you duck.
Ben son derece Tom'u tavsiye ediyorum.I highly recommend Tom.
Asla Tom'la ayrılmanı tavsiye etmedim.I never advised you to break up with Tom.
Tom'la ilişkiyi bitirmeni asla tavsiye etmedim.I never advised you to break up with Tom.
Seni Tom'a tavsiye ediyorum.I'm recommending you to Tom.
Tom ilkbahar tavuğu değil.Tom is no spring chicken.
Tavan fanı açık.The ceiling fan is on.
Tavuk harikaydı.The chicken was great.
Şimdi sadece dinlemeni tavsiye edeceğim.I'm going to advise you to just listen now.
Şimdi onu yapmanı gerçekten tavsiye etmiyorum.I really don't recommend doing that now.
Ben aslında onu bugün tavsiye etmiyorum.I really don't recommend that today.
İnsanlara tavsiyede bulunduğunda ne olduğunu gör.See what happens when you give people advice?
Tom'un tavrını tarif eder misiniz?Could you describe Tom's demeanor?
Sanırım kötü tavsiye alıyorsun.I think you've been getting bad advice.
Sanırım bazı çok kötü tavsiyeleri dinliyorsun.I think you've been listening to some very bad advice.
Tavsiyeni gerçekten takdir ediyorum.I really appreciate your advice.
Benim tavsiyem Tom'un tavsiyesini görmezden gelmek olurdu.My advice would be to ignore Tom's advice.
Tom iyi bir otel tavsiye edebilir.Tom might be able to recommend a good hotel.
Benim tavsiyem en kısa sürede ayrılmak olurdu.My advice would be to leave as soon as you can.
Bu et biraz tavuk gibi tad veriyor.This meat kind of tastes like chicken.
Tom bir ya da iki hafta için burada kalmamızı tavsiye edebilir.Tom might recommend that we stay here for a week or two.
Onu yapmanı asla tavsiye etmedim.I never advised you to do that.
Tom silahını tavşana ateşledi.Tom fired his gun at the rabbit.
Tom iyi bir restoran tavsiye edebilir.Tom might be able to recommend a good restaurant.
Benim tavsiyem şimdi biraz uyumak ve bunu yarın bitirmek olurdu.My advice would be to get some sleep now and finish this tomorrow.
Bugün tavsiyem Tom'dan kaçınmak olacaktı.My advice would be to avoid Tom today.
Tavan arasında ne yapıyordun?What were you doing in the attic?
Senin tavsiyen nedir?What's your advice?
Profesörün tavsiyesini değerlendirdi.He valued the professor's advice.
Kar taneleri büyük beyaz tavuklar gibi görününceye kadar gittikçe büyüdü.The snow-flakes became larger and larger, till they appeared like great white chickens.
O, gözlerini tavana odakladı.He focused his eyes on the ceiling.
O, gözlerini tavana sabitledi.He fixed his eyes on the ceiling.
Ormanda bir tavşan gördüm.I saw a rabbit in the forest.
O, lezzetli bir tavuk kızartıyor.He's roasting a tasty chicken.
Yararlı tavsiyeler için sana çok teşekkür ederim.Thank you very much for the useful advice.
Sen ve Tom tavanarasında ne yapıyordunuz?What were you and Tom doing in the attic?
O, başsız bir tavuk gibi etrafta koşturuyor.He is running around like a headless chicken.