tav ile cümle

tav kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, ona daha çok çalışmasını tavsiye etti.She advised him to study harder.
O, ona uzun bir tatil yapmasını tavsiye etti.She advised him to take a long holiday.
O ona dinlenmesini tavsiye etti fakat o onun tavsiyesini dinlemedi.She advised him to take a rest, but he didn't follow her advice.
O, ona dinlenmesini tavsiye etti.She advised him to take a rest.
O, ona kendisine daha iyi bakmasını tavsiye etti.She advised him to take better care of himself.
O, ona ilacı almasını tavsiye etti.She advised him to take the medicine.
O, ona o müzeyi ziyaret etmesini tavsiye etti.She advised him to visit that museum.
O, ona otobüse binmek yerine yürümesini tavsiye etti.She advised him to walk instead of taking a bus.
O, ona nerede kalması gerektiği konusunda tavsiyede bulundu.She advised him where he should stay.
O, ona nerede kalacağını tavsiye etti.She advised him where to stay.
O, ona teknik konularda tavsiyede bulunur.She advises him on technical matters.
Ona onun tarafından arkadaşlarından borç para almaması tavsiye edildi.She was advised by him not to borrow money from his friends.
Onun tarafından oraya tek başına gitmemesi tavsiye edildi.She was advised by him not to go there by herself.
Ona onun tarafından gitmemesi tavsiye edildi.She was advised by him not to go.
Ona onun tarafından daha dikkatli olması tavsiye edildi.She was advised by him to be more careful.
Onun dakik olması onun tarafından tavsiye edildi.She was advised by him to be punctual.
Ona, onun tarafından daha çok egzersiz yapması tavsiye edildi.She was advised by him to get more exercise.
Ona onun tarafından içmeyi bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up drinking.
Ona onun tarafından sigarayı bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up smoking.
Ona onun tarafından hâlâ gençken yurt dışına gitmesi tavsiye edildi.She was advised by him to go abroad while she was still young.
Ona, onun tarafından polislere gitmesi tavsiye edildi.She was advised by him to go to the police.
Ona, onun tarafından doktorunu dinlemesi tavsiye edildi.She was advised by him to listen to her doctor.
Ona onun tarafından kilo kaybetmesi tavsiye edildi.She was advised by him to lose weight.
Ona onun tarafından daha çok çalışması tavsiye edildi.She was advised by him to work harder.
O, köpeğini o gün daha önce vurduğu tavşanla beslemeye karar verdi.He decided to feed his dog the rabbit that he had shot earlier that day.
Yaşlı adamın köpeğini tavuk kemiği ile beslediğini gördüm.I saw the old man feed his dog chicken bones.
Benim tavsiyeme karşın, o köpeğini biraz çiğ domuz etiyle besledi.Against my advice, he fed his dog some raw pork.
İyi bir yasal tavsiyeye acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for good legal advice.
Sanırım onun tavsiyesini istememin zamanıdır.I think it's time for me to ask for his advice.
Tavuğun en sevdiğin kısmı hangisi?What's your favorite part of the chicken?
Doktor kilo vermemi tavsiye etti.The doctor advised me to lose weight.
Bu benim tavsiyem.This is my advice.
Onun aristokrat tavırları beni şaşırtıyor.His aristocratic manners amaze me.
Hangi doğum kontrol yöntemini tavsiye edersiniz?What method of birth control do you recommend?
Beş tavşanın hepsi aç kurtlar tarafından yenildi.All five rabbits were eaten by the hungry wolves.
Ben tavuk derisi yemem.I don't eat chicken skin.
O benim tavsiyemi görmezden gelmeye cesaret etti.He dared ignore my advice.
Yabani tavşanlar ormanda görülebilirler.Wild rabbits can be seen in the forest.
Sizin tavsiyeniz bana her zaman yardımcı olmuştur.Your advice has always been very helpful to me.
Lamba tavandan asılıyor.The lamp is hanging from the ceiling.
O tavuk son zamanlarda hiç yumurtlamadı.That hen hasn't laid any eggs at all, lately.
Biz biraz tavuk çorbası yedik.We had some chicken soup.
Niçin Tom'un tavsiyesini sormuyoruz?Why don't we ask Tom's advice?
Tom'un tavsiyesi çok yararlı idi.Tom's advice was very helpful.
Tom'un tavsiyesi hiç yardımcı olmadı.Tom's advice didn't help at all.
Tom, kızarmış tavuk seviyor.Tom loves fried chicken.
Tom genellikle tavla oynamaz.Tom doesn't usually play backgammon.
Tom kimden tavsiye istemesi gerektiğini bilmiyor.Tom doesn't know who he should ask for advice.
Tom tavana giden merdivenlere tırmandı.Tom climbed the stairs up to the attic.
Tom sıcak bir kızartma tavasında parmaklarını yaktı.Tom burned his fingers on a hot frying pan.
Tom tavuğu parmaklarıyla yedi.Tom ate the chicken with his fingers.
Tom erken ayrılmamızı ve sabah trafiğinden kaçınmamızı bize tavsiye etti.Tom advised us to leave early and avoid the morning traffic.
Doktor Tom'a içkiyi bırakmasını tavsiye etti.The doctor advised Tom to stop drinking.
Tom'un tavsiyesini dinlemeliydim.I should've listened to Tom's advice.
Tom'un tavsiyesi olmasaydı, Mary başarısız olurdu.Without Tom's advice, Mary would have failed.
Tom tavsiye için Mary'ye danıştı.Tom turned to Mary for advice.
Tom tavsiyesi için Mary'ye teşekkür etti.Tom thanked Mary for her advice.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemeliydi.Tom should have followed Mary's advice.
Tom Mary'nin tavsiyesine dikkat etmedi.Tom paid no attention to Mary's advice.
Tom Mary'nin tanıdığı tavşanlardan korkan tek çocuktu.Tom is the only boy Mary knows who is afraid of rabbits.

İlgili Sayfalar