Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik.Wir flogen nach Arizona -- der Designer, der mit mir arbeitet, und ich selbst --
Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik.Мы прилетели в Аризону - я и дизайнер, который работал со мной -
Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik.טסנו לאריזונה -- המעצב שעובד איתי, ואני --
Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik.سافرنا إلى أريزونا.. أنا والمصمم الذي يعمل معي...
Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik.そして この写真にしました
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Cуди не хотіли, щоб купка дизайнерів володіла новаторськими формоутворюючими елементами одягу.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Eles não queriam uma série de estilistas na posse dos elementos essenciais de referência da nossa roupa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Họ không muốn chỉ có một số ít các nhà thiệt kế sở hữu các phần cấu trúc ban đầu của quần áo chúng ta
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Ils ne veulent pas qu'une poignée de créateurs détiennent les éléments de base de notre habillement.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.그들은 소수의 디자이너들이 우리의 옷을 구성하는 독창적인 요소를 소유하는 것을 원하지 않았어요.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nem akarták, hogy egy maroknyi tervező bírja az öltözködés alapelemeinek jogait.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nie chciano, by garstka projektantów posiadła na własność ważne elementy stroju.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Non volevano che una manciata di stilisti fossero padroni del nostro modo di vestire.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.No querían que un puñado de diseñadores fuesen dueños de las bases fundamentales de nuestra ropa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nu doreau ca o mână de creatori de modă să detină celulele de bază din îmbrăcămintea noastră.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Sie wollten nicht, dass eine Handvoll Designer die grundlegenden Bausteine für unsere Kleidung besitzen.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Δεν ήθελαν μια χούφτα σχεδιαστές να έχουν στην κατοχή τους τα στοιχειώδη δομικά υλικά του ρουχισμού μας.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Не искали шепа дизайнери да притежават творческите тухли за нашето облекло.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Суд хотел избежать ситуации, когда небольшая кучка дизайнеров владеет формообразующими элементами одежды.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.הם לא רצו שלקומץ מעצבים תיהיה שליטה על אבני הבניין של הבגדים שלנו.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.إنهم لا يرغبون في أن تمتلك حفنة من المصممين البنية الأساسية المتعلقة بملابسنا.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.少数のデザイナーに所有されるのは避けたかったのです そうなると誰かが所有しているという理由で
Bir çok insan da bize yardımcı oldu -- oyun tasarımcıları,제이민 워런(Jamin Warren) 씨 - 아실지도 모르겠습니다 -
Bir çok insan da bize yardımcı oldu -- oyun tasarımcıları,So viele Menschen halfen uns - Spieledesigner,
Bir çok insan da bize yardımcı oldu -- oyun tasarımcıları,Veel mensen hebben ons geholpen. Game designers.
Bir çok insan da bize yardımcı oldu -- oyun tasarımcıları,כל כך הרבה אנשים עזרו לנו - מעצבים של משחקים,
Bir çok insan da bize yardımcı oldu -- oyun tasarımcıları,ساعدنا الكثير من الناس - مصممي الألعاب،
Bir çok insan da bize yardımcı oldu -- oyun tasarımcıları,雑誌『キルスクリーン』の ジェイミン・ウォーレンたち
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Ahora, hay otra parte, desde el punto de vista del diseñador -- -- si eres feliz cuando lo estas haciéndolo.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Er is een ander deel, vanuit het oogpunt van een ontwerper - - als je gelukkig bent terwijl je het zelf doet.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Hai là, từ quan điểm người thiết kế -- nếu bạn cảm thấy hạnh phúc khi thực hiện nó.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Há um outro aspecto, na perspectiva do "designer": se estamos felizes enquanto o fazemos.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?또 다른 부분은, 실제로 디자인할 때 행복한가에 관한 디자이너로서의 관점입니다. [#: 행복한 디자인 되기]
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Mai există și cealaltă parte, din punctul de vedere al designerului - dacă ești fericit în timp ce o faci.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Z drugiej strony -- z perspektywy projektanta -- -- odczuwanie szczęścia w czasie tworzenia projektu.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Є ще й інша сторона — з точки зору дизайнера — це коли він щасливий від процесу створення дизайну.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Сега, има и друга част, от дизайнерска гледна точка - ако си щастлив, докато го правиш.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?Теперь посмотрим с другой стороны, со стороны дизайнера - - если ты счастлив, когда создаешь.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?עכשיו, יש את החלק השני, מנקודת הראות של מעצב -- אם אתם מאושרים בזמן שאתם עושים את זה.
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?وهناك الجزء الآخر، من وجهة نظر المصمم.. إذا كنت سعيداً بقيامك بالتصميم
Bir de diğer, yani tasarımcının bakış açısı var -- bunu fiilen yaparken mutlu mu, değil mi?仕事で幸せを感じているか デザイナーが仕事において どれだけ幸せかというのを見る一つの方法は
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.A könyvtervező formát ad a tartalomhoz, és egyben megpróbál gondosan egyensúlyozni a kettő között.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Chi progetta libri dà forma al contenuto, ma gestisce anche un delicato equilibrio tra i due.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Desainer buku memberikan bentuk kepada isi, tapi juga secara hati-hati mengatur keseimbangan antara keduanya.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Een boekontwerper geeft vorm aan inhoud maar zorgt ook voor een delicaat evenwicht tussen beide.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.En bogdesigner giver form til indhold og samtidig styrer en meget fin balance mellem de to.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.En bokdesigner ger form åt innehållet, men hanterar också en ömtålig balans mellan de två.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Knižní designér dává nejen formu obsahu, ale také vyvažuje rovnováhu mezi formou a obsahem.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.책 디자이너는 내용에 형태를 부여합니다 하지만 그 둘 사이에 아주 신중한 평형을 유지하죠
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Návrhár kníh dáva formu obsahu, ale taktiež veľmi opatrne riadi rovnováhu medzi týmito dvoma.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Nhà thiết kế sách là người tạo hình cho nội dung của sách, nhưng đồng thời họ cũng phải cân bằng giữa hai bên.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Projektant książek nadaje formę treści, ale jednocześnie utrzymuje między nimi równowagę.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Um designer de livros dá forma ao conteúdo, mas, também gere um equilíbrio muito cuidadoso entre os dois.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Un designer de cărţi dă formă conţinutului, dar, de asemenea operează un echilibru minuţios între cele două.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Un diseñador le da forma al contenido, pero también busca un equilibrio entre los dos.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Un maquettiste donne une forme au contenu, mais gère aussi un équilibre très fragile entre les deux.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Илюстраторът на книги дава форма на съдържанието, но също така много внимава за баланса между двете.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Книжковий дизайнер надає перевагу формі перед змістом і водночас утримує чітку рівновагу між ними.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.Оформитель придаёт содержанию форму, а также удерживает очень точное равновесие между ними.
Bir kitap tasarımcısı içeriğe form kazandırır, ama ayrıca ikisi arasında çok dikkatli bir denge kurar.מעצב ספרים נותם צורה לתוכן, אבל גם מצליח לאזן בעדינות בין השניים.