tasım ile cümle
tasım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Metro sistemi günlük 1.38 milyon yolcu taşımaktadır.Transporta diariamente cerca de 1,38 milhões de passageiros.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Uma soma de 120 000 peças de ouro foi paga pela liberdade dos prisioneiros.
Meksika ve İtalyan kanı taşımaktadır.McCarthy tem sangue Mexicano e Canadense.
Kostüm PETİT imzası taşımaktadır.Ele usa um modelo de assinatura.
13,010,000 TEU'luk kargo taşımacılığı gerçekleştirilmiştir.O porto manipula carga de 13,010,000 TEUs.
İlk 24 saat içinde yük taşımaya devam edebilir.Podia carregar até 24 minas.
Oneworld aynı zamanda dünyanın en büyük üç global havayolu taşımacılığı birliğinden biridir.Oneworld é uma das maiores alianças entre empresas aéreas atualmente.
Arma Lejyonlar çoğu kez birden fazla arma taşımışlar ve bunları sürekli olarak değiştirmişlerdir.As legiões frequentemente mantinham mais de um emblema ao mesmo tempo e, ocasionalmente, os trocavam.
Bu bitmemiş görevi, bu cesur insanların bu kadar ilerlettiği noktadan alıp daha ileriye taşımalıyız.Precisamos de uma nação suficientemente corajosa que nos leve nesta direcção.
Yani, gemi yasal olarak gereken filika sayısından daha fazlasını taşımaktaydı.Porém, acredita-se que o barco estava transportando mais pessoas do que estava registrado.
Muhtıra, ihtar kökeninden gelmektedir ve ihtar edilen şey anlamını taşımaktadır.Deriva do latim cadere (cair, perecer) e que formou, também, caducar.
Greyhound ve Jefferson otobüs firmaları şehirlerarası yolcu taşımacılığı hizmeti verirler.A Amtrak e a Greyhound fornecem serviço de transporte de passageiros interurbano através do uso de ônibus.
Müzikal açıdan albüm 1970'lerin glam rock müzisyenleri David Bowie ve Queen'den esintiler taşımaktadır.O álbum atraiu influências de músicos de glam rock do final dos anos 1970 como David Bowie e a banda Queen.
Üzerimizde taşımak sevap mıdır?"Que nos é lícito esperar?"
Hikâye, Rus folkloründen izler taşımakta ve otobiyografik göndermeler içermektedir.A história tem ecos do folclore russo e pode conter referências autobiográficas.
Bu yazıların birçoğu otobiyografik özellik taşımaktadır.Alguns destes ensaios são autobiográficos.
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.Neste caso, o ADN utiliza-se como um material estrutural, mais que como um portador de informação biológica.
Diğer bir kısmı ise halen aynı soyadı taşımaktadırlar.Alguns destes centros mantiveram o mesmo nome.
Aracın müretttebatı MG 34 veya MG 42 taşımaktaydı.M em favor da MG 34 ou MG 42 carregada pela tripulação.
Nisan 2008 itibarıyla havalimanına toplu taşıma bulunmamaktadır.Desta forma, ele não pode fazer o tour com a banda até 2008.
Bu güney tali hattı uzun zamandır düzenli yolcu taşımacılığı yapmıyor.Não há um serviço de trem de longa distância regular.
Federasyon merkezini 1956 yılında Münih’e taşımış, 2002 yılında tekrar Cenevre’ye dönmüştür.Em 1956 a FIBA foi transferida para Munique, voltando para Genebra apenas em 2002.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Esta representação é imprecisa.
Bu iki proto-Gotik kabile birçok birbirine benzer karakterler taşımaktaydı.Estas divindades pan-finlandesas controlavam vários aspectos da natureza.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Os riscos, seja como for, estão sempre presentes.
Bu çözelmiş kompleksler aktif taşıma ile hücre içine alınırlar.Estas moléculas maiores terão que ser transportadas para o interior do núcleo de maneira ativa.
1081–1118) imparatorluk ikametgâhını buraya taşımış, torunu I. Manuil (h.1081–1118) transferiu a sua residência para o palácio e ele e o seu neto Manuel I Comneno (r.
İZBAN, şehirdeki diğer toplu taşıma sistemleriyle entegre durumdadır.Integração: O sistema se integra aos demais modais de transportes.
Bu sayede toplu taşıma araçları ile tek biletle şehrin her yerine ulaşım mümkündür.É possível ir para qualquer lugar da cidade pagando-se apenas uma passagem.
Opisthosoma desen taşımaz.A traseira não é removível.
Mahallede ilköğretim okulu yoktur ancak taşımalı eğitim yapılmaktadır.Não há linhas de transporte coletivo na zona urbana, apenas transporte escolar.
Sürekli gelişimde her zaman en iyiyi yakalamak arzusu TKY de hep bir ileri safhaya taşımaktadır.Do desejo de procurar sempre a felicidade, onde quer que ela esteja.
İZBAN'da yolcu taşımacılığı 30 Ağustos 2010'da başladı.O início dos voos regulares de passageiros naquela rota foi em 10 de agosto de 2010.
Taşıma ve iletişim ağır sanayideki gelişmeyi yakalamak için geliştirir.O transporte e as comunicações tinham se desenvolvido para apoiar o desenvolvimento da indústria pesada.
Eğitim taşımalı eğitim olarak yapılmaktadır.Como tornar o ensino eficaz.
Şu anda taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.Actualmente dedica-se à formação.
Keygen programını yazmak, kullanmak ve bellekte taşımak bir suçtur ve bilişim suçlarından sayılmaktadır.Fundar, subvencionar e manter uma escola constitui um ato de misericórdia.
Aerodinamik merkez Taşıma merkeziEm nome da aerodinâmica
Mahallede taşımalı eğitim yapılmakta ve PTT Acentesi bulunmamaktadır.Dentro do local não é permitido andar de bicicleta e skate.
Konteyner taşımacılığının kökenleri İngiltere’deki maden sanayisine dayanır.As principais explorações de minérios de estrôncio são efetuadas na Inglaterra.
Çift kılıç taşımaya dayişo adı verilir.Permite usar a espada dupla.
Özellikle, insanları tutuklamak için ve silah taşımaya izin verilmez.Geralmente, os cidadãos privados não estão autorizados a possuir armas.
BU belge Heisinberg 'in teorilerini somut matematiksel bir alana taşımıştır.O artigo colocou a abordagem de Heisenberg sobre uma base matemática sólida.
Ortaokul öğrencileri ise taşımalı eğitim görmektedirler.Mulheres no país precisam de permissão para estudar.
Bu da taşıma proteinlerinin artmasıyla sonuçlanır.Na difusão facilitada, ocorre com a ajuda de proteínas transportadoras.
Kroesus, Lidya´yı gücünün zirvesine taşımıştı.Carson Daly continuou no comando da atração.
Sakarya Nehri yılda 5 milyar m³ su taşımaktadır.«Comboios no Algarve custam cinco milhões por ano».
Bomba taşıma düzeneği ağırlık kaygısı ile konulmamış.E os sensores não dispararam o alarme.
İlk olarak Gloucesterlı Robert krala karşı ayaklanarak iç savaşı İngiltere topraklarına taşımıştır.Primeiro, Roberto de Gloucester rebelou-se, iniciando o caminho para uma guerra civil na Inglaterra.
Hatta 3 faz taşımak esastır.Será preciso ofertar as mesmas 3 vazas positivas.
Kın, kılıç ya da diğer kesici silahları tutmak, taşımak veya saklamak için kullanılan kılıftır.Uma bainha é um estojo para segurar ou proteger uma espada, faca ou outra grande lâmina.
Bu yöntemler çekme, taşıma ya da basitçe araca havada yakıt ikmali yaparak elde edilir.A circulação e a troca de gases são provavelmente realizadas por difusão simples.
En büyük torunu eşinin adını taşımaktadır.O primeiro diretor tomou o nome do animal de estimação de sua esposa.
Günümüzde insanları üzerinde taşımaya devam eden köprü, 1998 yılında yeniden restore edilmiştir.Uma importante ponte que existia neste rio teve de ser restaurada em 2006.
Koşucuların, aynı zamanda kuyruk arkası olarak da bilinirler, görevi ise koşu oyunlarında topu taşımaktır.Missões secundárias, como participar em corridas, podem ocupar o jogador durante horas.
Aynı yıl oyunculuğunu sahneye de taşımış, tiyatro dünyasına adım atmıştır.Brevemente já estaria seguindo os passos de seu pai, atuando no mesmo teatro.
Beovoz (Sırpça: Беовоз), Belgrad'da toplu taşıma hizmeti sağlayan bir banliyö treni.No sistema BHBUS, cada linha é organizada em grupos que prestam um serviço de transporte na cidade.
Çoğunluğu Avrupa olmak üzere 67'den fazla uçuş noktasına kargo taşımacılığı yapmaktadır.A TNT Airways transporta carga para cerca de 67 aeroportos diariamente, na sua maioria na Europa.
Askeri taşımayla, Sivastopol'den Türkiye'ye kaçtı ve Rusya'ya bir daha dönmedi.Ao abandonar a expedição em Kamtschatka regressou à Rússia via Sibéria.
Buna bağlı olarak taşımacılık gelişmiştir.Sobre ela a trama é desenvolvida.