Tartışmak faydasız.It's useless to argue.
Bu tartışmalı olayı yeniden incelememiz gerek.We need to reinvestigate this controversial event.
Bunu onlarla tartışmayacağım.I won't discuss this with them.
Bunu onunla tartışmayacağım.I won't discuss this with him.
Bunu onlarla tartıştım.I discussed it with them.
Bunu onunla tartıştım.I discussed it with him.
Bunu onlarla tartıştın mı?Have you discussed it with them?
Bunu onunla tartıştın mı?Have you discussed it with him?
Bunu onlarla tartışacağım.I'll discuss it with them.
Bunu onunla tartışacağım.I'll discuss it with him.
Bunu sadece onlarla tartışabilirim.I can only discuss it with them.
Bunu sadece onunla tartışabilirim.I can only discuss it with him.
Onlarla tartışmaya girdim.I had an argument with them.
Onunla tartışmaya girdim.I had an argument with him.
Seninle tartışmayı seviyorum.I love arguing with you.
Onlarla tartışmayı seviyorum.I love arguing with them.
Onunla tartışmayı seviyorum.I love arguing with him.
Onlarla tartıştım.I argued with them.
Onunla tartıştım.I argued with him.
Onlarla tartıştığını duydum.I heard you arguing with them.
Ben onun onunla tartıştığını duydum.I heard him arguing with her.
Onun onunla tartıştığını duydum.I heard her arguing with her.
Onlarla tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss them.
Onunla tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss him.
Tom'la tartıştığını duydum.I heard you arguing with Tom.
Listemizdeki konulardan herhangi birini tartıştın mı?Did you discuss any of the issues on our list?
Tom şirkette mevcut mali krizi tartışmak üzere Mary ile bir araya geldi.Tom met with Mary to discuss the current financial crisis at the company.
Dan makalelerini nasıl yayınlatacağını arkadaşlarıyla tartıştı.Dan discussed with his friends how to have his articles published.
Tom bankayı soymak için Mary ile bir planı tartıştı.Tom discussed with Mary a plan to rob the bank.
Dan ve Linda arasında bir tartışma patlak verdi.An altercation broke out between Dan and Linda.
Nihayet belki o inandırıcı bir tartışmaydı.Maybe it was a convincing argument after all.
Dan ve Linda, ırksal gerilimler hakkında bir tartışma yaptı.Dan and Linda had a discussion about racial tensions.
Tüm bu tartışılmaz.It's all negotiable.
Dan, dairedeyken Matt ve Linda'nın koridorda tartıştıklarını duydu.Dan was inside his apartment when he heard Matt and Linda arguing in the hallway.
Dan her ayrıntıyı Linda ile tartıştı.Dan discussed each detail with Linda.
Bunu yarın tartışabilir miyiz?Could we discuss this tomorrow?
Siz ikiniz şimdi ne hakkında tartışıyorsunuz?What are you two arguing about now?
Bunu daha sonra tartışıp tartışmamamızın bir sakıncası var mı?Would you mind if we discussed this later?
Belki bunu daha sonra tartışabiliriz.Perhaps we can discuss this later.
Belki bunu daha sonra tartışmalıyız.Perhaps we should discuss this later.
Bir sarhoşla asla tartışma.Never argue with a drunk.
Tartışmamız gereken konular var mı?Are there any issues we need to discuss?
Tartışmamız gereken bir şey var mı?Is there anything we need to discuss?
Tartışacak bir madde daha var.There's one more item to discuss.
Tartışma için yer var.There's room for discussion.
Bu tartışmalı bir karardı.It was a controversial decision.
Bu, tartışmaya açık değil.It's not open for debate.
Bunu herhangi biriyle tartıştın mı?Have you discussed this with anyone?
Siz ikiniz ne hakkında tartışıyordunuz?What were you two arguing about?
Siz ikiniz ne hakkında tartışıyorsunuz?What are you two arguing about?
Sen ve Tom ne hakkında tartışıyordunuz?What were you and Tom arguing about?
Hakkında tartışmaya değmez.It's not worth arguing about.
Dan Matt ve Linda'nın tartıştığını duydu.Dan heard Matt and Linda arguing.
O sık sık karısı ile tartışır.He often argues with his wife.
Tom, Meryem ve John'un tartıştığını duydu.Tom heard Mary and John arguing.
Cumhuriyet hükümeti, kriz planını değiştirmeyi tartıştı.The government of the republic discussed the exchange crisis plan.
Onun hakkında tartışmalar olabilir.There may be discussions about it.
Sen bir melekle tartışamazsın.You can't argue with an angel.
Tartışmayı uzatmak fuzuli.Any further discussion is pointless.
Daha fazla tartışma gereksiz.No further discussion is necessary.