tartı ile cümle
tartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Zaten bunu Tom'la tartıştığından eminim.I'm sure you've already discussed this with Tom.
Biz şimdi onun hakkında tartışıyoruz.We're having a discussion about that right now.
Ben ne tartıştığımız hakkında Tom'la konuşacağım.I'll speak to Tom about what we just discussed.
Bunu daha fazla tartışmayacağım.I'm not going to discuss it any further.
Hemen şimdi onun hakkında tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss it right now.
Tom Mary ile bir tartışma daha yaptı.Tom had another argument with Mary.
Meseleyi Tom'la tartışacağım.I'll discuss the matter with Tom.
Onu burada tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss it here.
Bunu tartışmayacağım.I'm not going to discuss this.
Bunu personelimle tartışacağım.I'll discuss it with my staff.
Onu şimdi tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss it now.
Bunu Tom'la tartışmayacağım.I won't discuss this with Tom.
Tom bunu tartışmadı bile.Tom wouldn't even discuss it.
Onu tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss that.
Tartışacak bir şeyimiz yok.We have nothing to discuss.
Tom'la tartışmayı tercih etmiyorum.I'd rather not discuss Tom.
Bu bir tartışma değil.This isn't a negotiation.
Bunu Tom'la tartışacağım.I'll discuss it with Tom.
Bu tartışılabilir değil.This is not negotiable.
Tartışamayacak kadar çok yorgunum.I'm too tired to argue.
Tom, Mary'yle tartıştı.Tom argued with Mary.
Lütfen bu tartışmayı sona erdirin.Please put an end to this quarreling.
Tartışmamızdan beri Tom mesafesini korudu.Since our argument, Tom has kept his distance.
O her zaman yönetici ile tartışır.He always locks horns with the manager.
Bu tartışacak zaman değil.This is no time to argue.
Şimdiye kadar tartıştığımız şeyi bana tekrar hatırlat.Remind me again what we've been discussing up to now?
Tom ve Mary planı tartışmaya üç saat harcadılar.Tom and Mary spent three hours discussing the plan.
Tom, Mary'yle John'un tartıştığını duyduğunu söylüyor.Tom says he heard Mary and John arguing.
Tom ve Mary problemi tartışıyorlar.Tom and Mary are discussing the problem.
Tom sorunu benimle tartışmayacak.Tom won't discuss the problem with me.
Onu Tom'la tartışmak zorunda kalacaksın.You'll have to discuss that with Tom.
Ciddi bir tartışmamız olması gerekiyor.We need to have a serious discussion.
Tom ve Mary sık sık para konusunda tartışırlar.Tom and Mary often argue about money.
Tom ve Mary tartışıyordu.Tom and Mary are having an argument.
Bunu başka bir zamanda tartışalım.Let's discuss this at another time.
Strateji tartışmak için toplanıyoruz.We're meeting to discuss strategy.
Tartışmamız gereken şeylerimiz var.We have things we need to discuss.
Birkaç seçenek tartıştık.We discussed a number of options.
Bunu daha da tartışmak istiyoruz.We need to discuss this further.
Tom ve Mary tartışmaya devam ettiler.Tom and Mary continued to argue.
Tom ve Mary her zaman tartışıyor.Tom and Mary are always arguing.
Tom ve Mary hala tartışıyorlar.Tom and Mary are still arguing.
Biz bunu önceden tartıştık.We've discussed this already.
Tartışacak bir şeyimiz var.We have something to discuss.
Tom ve Mary tartışmıştı.Tom and Mary had an argument.
Tom ve Mary bir tartışma yaşadılar.Tom and Mary had an argument.
Bir tartışma yaşıyorduk.We were having an argument.
Tartışacak çok şeyimiz var.We have so much to discuss.
Onlar ne tartışıyor?What are they discussing?
Bunu hiç tartışmadık.We've never discussed it.
Bunu daha sonra tartışacağız.We'll discuss this later.
Biraz tartıştık.We had a little argument.
Sen ne tartışıyorsun?What're you discussing?
Onu daha sonra tartışacağız.We'll discuss it later.
Tom ve Mary tartıştı.Tom and Mary quarreled.
Bir tartışmamız vardı.We had an argument.
Biz yarınki toplantıda o sorunu tartışmayı planlıyoruz.We're planning to discuss that problem at tomorrow's meeting.
İnsanlar her zaman sorunlarını benimle tartışmak istiyor gibi görünüyor.People always seem to want to discuss their problems with me.
Tom'un sorunlarını tartışabileceği birine ihtiyacı vardı.Tom needed someone he could discuss his problems with.
Seninle kişisel bir sorunu tartışmak için buraya geldim.I came here to discuss a personal problem with you.