Bu akşam yediğimiz gıdalara bakıyoruz, tabağımızdan çiftliğe, tarlaya ve okyanusa...Stasera seguiremo il cibo che mangiamo dal piatto alla fattoria, al campo e all'oceano.
Bu akşam yediğimiz gıdalara bakıyoruz, tabağımızdan çiftliğe, tarlaya ve okyanusa...הערב נתבונן במזון שאנו אוכלים מצלחת ארוחת הערב לחווה, לשדה ולאוקיאנוס.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.C`est pourquoi ce champ a été appelé champ du sang, jusqu`à ce jour.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Daarom heet die plaats nog altijd 'Bloedakker'.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Daher ist dieser Acker genannt der Blutacker bis auf den heutigen Tag.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Därför kallas den åkern ännu i dag Blodsåkern.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Derfor blev den Mark kaldt Blodmarken indtil den Dag i Dag.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Derfor heter denne aker Blodakeren den dag idag.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Dlatego ona rola nazwana jest rolą krwi, aż do dnia dzisiejszego.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Ezért hívják ezt a mezõt vérmezejének mind e mai napig.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Iată de ce ţarina aceea a fost numită pînă în ziua de azi: ,,Ţarina sîngelui.``
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Itulah sebabnya sampai hari ini tanah itu dinamakan "Tanah Darah"
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.그러므로 오늘날까지 그 밭을 피밭이라 일컫느니라
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Nhơn đó , ruộng ấy đến nay còn gọi_là " ruộng huyết . "
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Nhơn đó, ruộng ấy đến nay còn gọi là "ruộng huyết."
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Perciò quel campo fu denominato "Campo di sangue" fino al giorno d'oggi
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Por eso aquel campo se llama Campo de Sangre, hasta el día de hoy
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Por isso tem sido chamado aquele campo, até o dia de hoje, Campo de Sangue.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Preto je nazvané to pole poľom krvi až do dnešného dňa.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Protož nazváno jest pole to pole krve, až do dnešního dne.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Sentähden sitä peltoa vielä tänäkin päivänä kutsutaan Veripelloksi.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Zato se imenuje tista njiva ‚Krvava njiva‘ do današnjega dne.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Δια τουτο ωνομασθη ο αγρος εκεινος Αγρος αιματος εως της σημερον.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Затова оная нива се нарече кръвна нива, както се нарича и до днес.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.посему и называется земля та „землею крови" до сего дня.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Через се зветь ся поле се Кріваве Поле по сей день.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.על כן שם השדה ההוא שדה הדם עד היום הזה׃
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.لهذا سمي ذلك الحقل حقل الدم الى هذا اليوم.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.所 以 那 塊 田 、 直 到 今 日 還 叫 作 血 田
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.所以 那 塊田 、 直 到 今日 還 叫作 血田
İyi ama bu koku da ne? Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Anna a Johan čoskoro vstúpia do národného parku, ktorý sa nachádza hneď za Bruselom.
İyi ama bu koku da ne? Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Anna wychodzi z domu i idzie do najbliższej stacji metra, oddalonej o 10 minut na piechotę.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.A rano wyszedł Jonatan na pole według czasu postanowionego z Dawidem, i chłopiec mały z nim.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Des Morgens ging Jonathan hinaus aufs Feld, dahin David bestimmt hatte, und ein kleiner Knabe mit ihm;
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.És reggel kiméne Jonathán a mezõre a Dáviddal együtt meghatározott idõben, és egy kis gyermek volt vele.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Jônatas, pois, saiu ao campo, pela manhã, ao tempo que tinha ajustado com Davi, levando consigo um rapazinho.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.아침에 요나단이 작은 아이를 데리고 다윗과 정한 시간에 들로 나가서
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Næste Morgen gik Jonatan fulgt af en dreng ud i Marken, til den Tid han havde aftalt med David.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Protož stalo se ráno, že vyšel Jonata na pole k času uloženému Davidovi, a pachole malé s ním.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Qua ngày sau, Giô-na-than đi ra ngoài đồng tại nơi đã hẹn cùng Ða-vít; có một đứa tôi tớ trẻ theo người.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Qua_ngày sau , Giô-na-than đi ra ngoài đồng tại nơi đã hẹn cùng Ða - vít ; có một đứa tôi_tớ trẻ theo người .
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Zjutraj pa odide Jonatan na polje na kraj, določen Davidu, in majhen deček ž njim.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.На другой день утром вышел Ионафан в поле, во время, которое назначил Давиду, и малый отрок с ним.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.ויהי בבקר ויצא יהונתן השדה למועד דוד ונער קטן עמו׃
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.وكان في الصباح ان يوناثان خرج الى الحقل الى ميعاد داود وغلام صغير معه.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.次 日 早 晨 、 約 拿 單 按 著 與 大 衛 約 會 的 時 候 、 出 到 田 野 、 有 一 個 童 子 跟 隨
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.次日 早晨 、 約拿單 按 著與 大衛約 會的 時候 、 出到 田野 、 有 一 個 童子 跟隨
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Então disse Jônatas a Davi: Vem, e saiamos ao campo. E saíram ambos ao campo.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.És monda Jonathán Dávidnak: Jer, menjünk ki a mezõre; és kimenének mindketten a mezõre.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Et Jonathan dit à David: Viens, sortons dans les champs. Et ils sortirent tous deux dans les champs.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Giònata rispose a Davide: «Vieni, andiamo in campagna». Uscirono tutti e due nei campi
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Giô-na-than đáp cùng Ða - vít rằng : Hè , chúng_ta hãy ra ngoài đồng . Cả hai đều đi ra ngoài đồng .
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Giô-na-than đáp cùng Ða-vít rằng: Hè, chúng ta hãy ra ngoài đồng. Cả hai đều đi ra ngoài đồng.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Jonatán dijo a David: --Ven, salgamos al campo. Salieron ambos al campo
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Jonatan sade till David: »Kom, låt oss gå ut på marken.» Och de gingo båda ut på marken.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Jonatan svarede David: "Kom, lad os gå ud på Marken!" Og de gik begge ud på Marken.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Jonatan veli Davidu: Pojdi, idiva ven na polje! In šla sta skupaj na polje.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Jonathan sprach zu David: Komm, laß uns aufs Feld gehen! Und sie gingen beide hinaus aufs Feld.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Joonatan sanoi Daavidille: "Tule, menkäämme ulos kedolle". Niin he menivät molemmat ulos kedolle.
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.요나단이 다윗에게 이르되 오라 우리가 들로 가자 하고 두 사람이 들로 가니라