Ana içeriğe geç
Sözlük

tarlaya ile cümle

tarlaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tohumları tüm tarlaya serptik.We scattered seeds all over the field.
Çiftçi tarlaya tohumları serpiyor.The farmer is scattering seeds over the field.
Araba tarlaya daldı ve bir süre sarsıldıktan sonra durma noktasına geldi.The car dove into the field and, after bumping along for a time, came to a halt.
Tom'un kolları tarlaya dönmüş.Tom has several scars on his arms.
Sami'nin uçağı tarlaya düştü.Sami's plane crashed in the field.
Sami tarlaya gitti.Sami went to the field.
Genellikle çoğu tarlaya buğday ekilir.Catch food on the wing fairly often.
250 erkek ve kadın evlerinden tarlaya sürüldü.533 women and children were removed from the ranch.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.My mom grabbed us by the shoulders. She marched us out in the field.
Bu akşam yediğimiz gıdalara bakıyoruz, tabağımızdan çiftliğe, tarlaya ve okyanusa...FARYON: Isn't it? MURlNDA:
Yonatan, ‹‹Gel, tarlaya gidelim›› dedi. Böylece ikisi tarlaya gittiler.Jonathan said to David, "Come, and let us go out into the field." They both went out into the field.
Bunun için bu tarlaya bugüne dek ‹‹Kan Tarlası›› denilmiştir.Therefore that field was called "The Field of Blood" to this day.
Yumru kökler patates mahsulü yetiştirmek için hasattan 6 ila 14 ay sonra tarlaya ekilir.The minitubers are planted into the field 6 to 14 months after harvest to grow a crop of potatoes.
Son hasattan sonra bitkiler kesilerek tarlaya bırakılır.After the last harvest the plants are cut and left on the field.
Askerler, erzak sıkıntısı nedeniyle yakındaki bir tarlaya patates dikmek zorunda kaldı.Soldiers were forced to plant potatoes in a nearby field due to ration shortages.
Köydeki bütün sığırları tarlaya sürerler.Cada tipo de ganadería tiene asignada una zona en la cuadra.
Murat Sofu, yine bir gün tarlaya çalışmaya gider, ancak geç saate kadar eve dönmez.Sherlock sale del departamento y no vuelve hasta tarde.
Bu gölet yıllar önce önü açılarak tarlaya çevrilmiştir.La finestra a sinistra è stata murata anni addietro.
250 erkek ve kadın evlerinden tarlaya sürüldü.На фронт из села ушли 950 мужчин и женщин.
Sulanması kolay olan bu tarlaya kavaklık yapabilirdik.Hänhän työntäisi minut kumoon helposti.
Bu dönemde tarlaya "tarıglag", çiftçiye "tarıgçı" denmekteydi.Kuivasniemeä kutsuttiin silloin "Talasniemeksi".
Karar verdik bu tarlaya kavak dikecektik.Så kom tiden for å kappe festet.
Fidanları imece usulü ile aynı gün belirlediğimiz tarlaya diktik.그들은 캐파가 말한 약속한 날의 아침에 태양을 바라보고 있다.
Karar verdik bu tarlaya kavak dikecektik.Така решихме да направим този пъзел от стилове.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.A wyszedł był Izaak, dla modlitwy na pole pod wieczór, i podniósłszy oczy swe, ujrzał wielbłądy przychodzące.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.És kiméne Izsák este felé elmélkedni a mezõre, és felemelé szemeit és látá, hogy ímé tevék jõnek.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.Isacco uscì sul fare della sera per svagarsi in campagna e, alzando gli occhi, vide venire i cammelli
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.이삭이 저물 때에 들에 나가 묵상하다가 눈을 들어 보매 약대들이 오더라
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.lối chiều , người đi ra ngoài đồng đặng suy_ngẫm ; nhướng mắt lên , kìa ngó thấy lạc_đà đâu đi đến .
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.lối chiều, người đi ra ngoài đồng đặng suy ngẫm; nhướng mắt lên, kìa ngó thấy lạc đà đâu đi đến.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.Pada suatu sore ia keluar kemahnya hendak berjalan-jalan di ladang, lalu dilihatnya unta-unta datang
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.Saíra Isaque ao campo � tarde, para meditar; e levantando os olhos, viu, e eis que vinham camelos.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.И като излезе Исаак, за да размишлява на полето привечер, повдигна очи и видя; и, ето камили се приближаваха.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.При наступлении вечера Исаак вышел в поле поразмыслить, и возвел очи свои, и увидел: вот, идут верблюды.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.ויצא יצחק לשוח בשדה לפנות ערב וישא עיניו וירא והנה גמלים באים׃
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.وخرج اسحق ليتأمل في الحقل عند اقبال المساء. فرفع عينيه ونظر واذا جمال مقبلة.
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.天 將 晚 、 以 撒 出 來 在 田 間 默 想 . 舉 目 一 看 、 見 來 了 些 駱 駝
Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.天將晚 、 以撒 出來 在 田間 默想 . 舉目 一 看 、 見來 了 些 駱駝
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Anyánk vállon ragadott. Kivezényelt a mezőre.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.엄만 우리 어깨를 잡고, 무명밭으로 끌고갔죠.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Mama ne-a apucat de umeri şi ne-a împins pe câmp.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Ma mère nous a agripé par les épaules. Elle nous a amené dans les champs.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Meine Mutter packte uns am Kragen und schleppte uns auf das Feld hinaus.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Mẹ túm vai chúng tôi. Lôi ra đồng.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Mia mamma ci prese per le spalle. Ci trascinò nei campi.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Mijn moeder trok ons het veld in.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Mi madre nos cogió por los hombros, y nos condujo a través del campo.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Moja mama złapała nas za ramiona. Poprowadziła w pole.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Майка ми ни сграбчи за раменете. Заблъска ни към полето.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.Мама схватила нас за плечи и выпроводила в поле.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.אמא שלי תפסה אותנו בכתפיים. היא הצעידה אותנו לשדה.
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.ومن ثم أمسكت والدتي بنا من أكتافنا .. وسيرتنا داخل الحقل
Annem bizi omuzlarımızdan kavradı ve tarlaya doğru yürüttü.作業長の所へ行くと 彼女はこう言った
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.En traktor spreder gylle på en mark i nærheden.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.En traktor sprutar vätska på ett fält i närheten.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Não muito longe, um tractor está a espalhar adubo líquido num campo.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Presto, mamma e figlio raggiungono un parco nazionale appena fuori Bruxelles.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Selon des estimations, les voies respiratoires, les yeux et les poumons.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Traktor rozstřikuje močůvku po nedalekém poli.
Bu akşam yediğimiz gıdalara bakıyoruz, tabağımızdan çiftliğe, tarlaya ve okyanusa...Heute wollen wir das Essen näher betrachten, welches wir von der Wiese, vom Feld und vom Ozean beziehen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tarlaya ile cümle - tarlaya kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App