tarlaları ile cümle
tarlaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Buralarda pirinç tarlaları vardı.There used to be rice fields around here.
Gözün görebildiği kadar mısır tarlaları dışında hiçbir şey görülemiyordu.As far as the eye could see, nothing could be seen except cornfields.
Siyah insanlar pamuk tarlalarında çalışmak için zorlandılar.Black people were compelled to work in cotton fields.
İlkbahar geldiğinde onlar tarlaları kazarlar ve tohumları ekerler.When spring comes, they dig up the fields and plant seeds.
Tarlaların içinde bir patika var.There is a path through the fields.
O zamanlar tarlaları atlar ve katırlarla sürdüler.Back then, they plowed the fields with horses and mules.
Onlar tarlalarına arpa ektiler.They sowed their field with barley.
Onlar tarlalarına buğday ekti.They sowed wheat in their field.
Buğday tarlaları, millerce uzanır.The wheat fields stretch out for miles.
Tom bugün tarlaları sürüyor.Tom is plowing the fields today.
Çiftçiler tarlaları çabucak sürdü.The farmers quickly plowed the fields.
Çiftçiler sabanla pirinç tarlalarını sürmek için su mandalarını kullanırlar.The farmers use water buffalos to plow rice fields.
Onun evi, ayçiçeği tarlalarıyla çevrilidir.His house is surrounded by fields of sunflowers.
Fritz’in arkadaşları gelir ve Fritz tarlaları kontrol etmek için gider.Fritz’s friends arrive and Fritz leaves to look over the farms.
Rüzgâr tarlaları: %20-40.Wind farms 20-40%.
Genç erkekler savaş için tarlalarını bırakınca, İngiltere ve Almanya'da yiyecek üretimi düştü.As young men left the farms for the front, domestic food production in Britain and Germany fell.
Bu yüzden mevcut tarlaların büyük bir kısmı ekilmemektedir.As a result, a large portion of the arable land is not cultivated as of today.
Ve çevredeki birçok köyün tarlaları da bu şahsın üzerine tescilli bulunmaktadır.From here many Burmese villages across the border are visible too.
Mısırlar olgunlaştığı zaman, mısır tarlaları da rakun'un gece baskınına uğrar.Like amphiumas, they are able to cross land on rainy nights.
Bu dereler sebebiyle sulu tarım mahallenin hemen tüm tarlalarında yapılmaktadır.In these areas the fertility of the fields is maintained by full manuring.
Annesinin evi terk etmesi ve babasının ölümü sonrası pamuk tarlalarında çalışmıştır.He attended school in his home village and worked at his father's farm following his confirmation.
"See my many coloured fields (Renkli tarlalarımın çoğunu gör. )""Nous près, nous loin (Creole Connections)".
2006'da karadaki rüzgâr tarlaları 3.574 GW·h üretirken, denizdeki tarlalar 651 GWh üretti.Total production of electricity was 2,865 GWh in 2006, while district heating was 451 GWh.
Bu nevi patates kızartmasından Orta batı mısır tarlaları.It's sort of a Midwest cornfield out of french fries.
Kalan su ise Pamuk tarlalarında kullanılan böcek ilaçları ile kirletiliyor.The remaining water is contaminated by pesticides that wash out of cotton farms.
Mesela tarla turizmi, yani üzüm bağı ve tarlaları gezmek.Right? Agritourism, going to vineyards and going to farms.
Bir sonraki aşamada hayvan, gerçek mayın tarlalarında gerçek mayınları bulmayı öğrenir.In the next step, animals learn to find real mines in real minefields.
İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik.In Israel, we've asked to put a solar farm in the south of Israel.
Biz de bu tarlaların nerede olabileceğine dair bir model yaptık.So, we built a model that explains where those fields might have been.
Diyelim ki biyoyakıt tarlalarının verimliliği, yılda hektar başına 1200 litre biyoyakıttır.Let's say the productivity of biofuel plantations is 1,200 liters of biofuel per hectare per year.
Fazlasıyla kullanılmış tarlaların geri kazanılıp iki yıl içinde yeniden üretken hale getirilmesi.Ways of reclaiming overused farmland, so that within two years they can again be productive.
Zaten hayatının geri kalanını çeltik tarlalarında geçireceksin.You're going to be spending the rest of your life in the rice paddies.
Savaşın ertesi günü Avimelek Şekemlilerin tarlalarına gittiklerini haber aldı.It happened on the next day, that the people went out into the field; and they told Abimelech.
Kentin tarlalarıyla köyleri ise Yefunne oğlu Kaleve verildi.but the fields of the city, and its villages, they gave to Caleb the son of Jephunneh.
Tarlaların sürülmesini isteyen bir kral ülke için her bakımdan yararlıdır.Moreover the profit of the earth is for all. The king profits from the field.
‹‹Her yıl tarlalarınızda yetişen ürünlerin ondalığını bir yana ayıracaksınız.Thou shalt truly tithe all the increase of thy seed, that the field bringeth forth year by year.
Kadınlarınız, (tohum ektiğiniz) tarlalarınızdır. Tarlanıza dilediğiniz gibi varın.Women are like fields for you; so seed them as you intend, but plan the future in advance.
Kadınlarınız, tarlalarınızdır.Your wives are as fields for you.
Kadınlarınız, (tohum ektiğiniz) tarlalarınızdır.Your wives are as fields for you.
Tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin ve kendiniz için de önceden hazırlıkta bulunun.Go, then, into your fields as you will.
Tarlaları ekmek ve hasadı toplamak için harcadığımız parayı bile geri alamıyoruz.We can't get back the money we invested in planting and harvesting the fields.
Hvar zeytin ağaçları, lavanta tarlaları ve leziz yerel şaraplar üreten bağlarla dolup taşıyor.Hvar is chock-full of olive trees, lavender fields, and vineyards that produce tasty local wines.
BH'de mayın tarlalarını gösteren işaretler. [Anes Aliç/SETimes]Signs mark minefields in BiH. [Anes Alic/SETimes]
İşaretlenmemiş mayın tarlaları büyük bir sorun teşkil ediyor.Unmarked minefields are a major problem.
Geniş mayın tarlaları izlenimi yaratmak için genellikle seyrek şekilde yerleştirilirler.They are often spread thinly, to create an impression of minefields existing across large areas.
Golda Meir,Merhavia Kibbutz'u tarlalarında (1920'ler)Golda Meir in the fields at Kibbutz Merhavia (1920s)
18. yüzyılda Mil-Muğan ve Şirvan ovalarında büyük pamuk tarlaları vardı.In the 18th century, there were large cotton fields on the plains of Mil-Mughan and Shirvan.
Tarlaların bereketini somutlaştırdı ve kraliyet ofisinin ve gücünün koruyucusuydu. [1]She embodied the fertility of the fields and was the protecter of the royal office and power.[3]
Ayrıca tarlaların ve hayvanların (özellikle atların) verimliliğini bir ölçüde sağladı.Unmarried girls would pray to her to give them good husbands and happy marriage.
Anuket, Nil tanrıçası ve tarlaların besleyicisi .Anuket, goddess of the Nile and nourisher of the fields.
Risaia (Pirinç tarlalarında), 1901In risaia (In the rice fields), 1901
Köyde çay tarlaları, meyve bahçeleri ve mandalina tarlaları vardı.There were tea plantations, fruit gardens, and mandarine plantations.
Montauk Gölü'ndeki bölgelerine 1879'a kadar Hint Tarlaları deniyordu.Their area on Lake Montauk was called Indian Fields until 1879.
Böylece A. Nevrlý'nin tarlalarında kalan kısımlar Nevrlý'ye devredildi.[2]Thus, the parts that lay in A. Nevrlý's fields were ceded to him.[2]
Bu yeni ülke, Santa Cruz Yungay tarlalarında yenilene kadar sadece üç yıl ayakta kalabildi.The new country only existed for three years, until Santa Cruz was defeated in the fields of Yungay.
Tüm yetişkin hayatım boyunca Sanskritçe'nin çeltik tarlalarında çalıştım. . . [1]I've labored all my adult life in the paddy fields of Sanskrit, ...[11]
Yerleşimciler de pamuk tarlaları kurmak amacıyla arazi bulmaya geldiler.Settlers also came, looking for land on which to establish cotton plantations.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Die Männchen sind schon in den frühen Morgenstunden zu hören, wie sie von Singwarten aus rufen.
Filipinler'de çiftçiler bambu sırıklarını şans getirsinler diye tarlalarının etrafına dikerler.Auf den Philippinen werden Bambuskreuze von Landwirten als Glücksbringer aufgestellt.
Ekili tarlaları korur.Ackerwildkräuter schützen.