Bir çekirge ve bir hayli karınca bir tarlada yaşadı.A grasshopper and many ants lived in a field.
Tarlada koyuna bakan birine ne diyorsun?What do you call a man who takes care of sheep in the field?
Çiftçiler tarlada çalışmakla meşgul.Farmers are busy working in the field.
Ailesi tarlada çalışıyor.His family works in the fields.
O, tarladaki ineklere baktı.He looked at the cows in the fields.
Koyunlar tarladaki otu otluyor.The sheep graze the grass in the field.
Yarın tarlada sıkı çalışıyor olacaklar.They will be working hard on the field tomorrow.
Oğlum şimdi tarlada sıkı çalışıyor.My son is working hard on the field right now.
Tarladaki koyunlar ot yiyor.The sheep in the field are eating grass.
Çiftçi buğday tohumlarını tarlada saçtı.The farmer scattered the wheat seeds in the field.
Tarlada ekinlerden bir halka var.There's a crop circle in the field.
Tom tarlada hasat kaldırıyor.Tom is harvesting in the field.
Bu tarladan geçelim.Let's cut across this field.
Oğlan tarlada sandaletini kaybetti.The boy lost his sandal in the field.
Biz çadırımızı bir tarlada kurduk.We pitched our tent in a field.
Siyah alaca sığır sürüsü İngiliz kırsalında bir tarlada otlar.A herd of friesian cattle graze in a field in British countryside.
İnekler bir sığır çobanı olmadan buğdayın büyüdüğü bir tarlada dolaşıyorlardı.Without a cowherd, the cows wandered in a field where wheat was growing.
19:10 Tarlada unutulmuş demetleri bırak Deut.19:10 To leave the forgotten sheaves in the field — Deut.
Tarlada kalan bitki artıkları temizlenir.Vegetation in the reserve is sparse.
Buğday tarlada büyüyen bir ot.But what's wheat? Wheat is a grass that grows in the field.
Soğuk havalar yüzünden her iki tarladaki hasat bu yıl üçte bire düşmüştür.Due to cold weather this year, the harvests at both farms were down by about a third.
Bir tarlada karşılaştık, pejmürde bir haldeydi, ayakkabıları dahi yoktu.I met her in a field, she was ragged, she had no shoes.
Bir tavşanı düşünün, tarlada otları yiyor, ve tavşan bir tilki görür.Imagine a rabbit in a field, eating grass, and the rabbit's going to see a fox.
RABbin uyarısını önemsemeyenler ise köleleriyle hayvanlarını tarlada bıraktı.Whoever didn't respect the word of Yahweh left his servants and his livestock in the field.
‹‹Kentte de tarlada da kutsanacaksınız.You shall be blessed in the city, and you shall be blessed in the field.
‹‹Kentte de tarlada da lanetli olacaksınız.You shall be cursed in the city, and you shall be cursed in the field.
Tarlada olan, abasını almak için geri dönmesin.Let him who is in the field not return back to get his clothes.
O gün tarlada bulunan iki kişiden biri alınacak, biri bırakılacak.Then two men will be in the field: one will be taken and one will be left;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu."Now his elder son was in the field. As he came near to the house, he heard music and dancing.
Her iki elbisenin renkleri de sarı tarlada parlıyor.Both the colours burn bright in the yellow field.
Heykel ülkenin kuzeydoğusundaki bir tarladan gün ışığına çıkarıldı.The sculpture was unearthed from a farm field in the country's northeast.
Makedonya'daki yeni bir uygulama çiftçilerin sorunlarını çözüyor, hem de tarlada.A new practice in Macedonia addresses farmers' issues -- in the fields.
Yazara göre fiil, çiçekli bir tarlada yeşeren yabani otlardır.You have to get rid of it to allow the flowers to grow and flourish.
Hortikültür, bir tarlada veya bahçede bitki yetiştirme anlamına da gelebilir.Horticulture even refers to the growing of plants in a field or garden.
Bir adamın tarlada yürüdüğünü varsayalım.Suppose a man is walking across a field.
Sakinler daha sonra kilisenin arkasındaki bir tarlada toplandılar ve bira içerek kutladılar.The inhabitants then assembled in a field behind the church and celebrated by drinking ale.
14 Aralık 2020'de Yukarı Avusturya'daki Peuerbach'ta bir tarlada başka bir monolit daha bulundu. [1]On December 14, 2020, another monolith was found on a field in Peuerbach in Upper Austria.[9]
5 Aralık 2020'de Sulzbach, Hesse yakınlarındaki bir tarlada "monolit benzeri" bir sütun keşfedildi.On December 5, 2020, a "monolith-like" pillar was discovered on a field near Sulzbach, Hesse.
Her üye kendine ayrılmış bulunan tarlada çalışmak zorundaydı.Jedes Werk stand auf einer eigenen, ungeteilten Windlade.
Oğlum şimdi tarlada sıkı çalışıyor.Mi hijo está trabajando duro en el campo ahora mismo.
Her üye kendine ayrılmış bulunan tarlada çalışmak zorundaydı.Cada empleado debía vivir en el complejo.
Tarladaki mahsul için yağmur yağması gereklidir ve yağmur duasına çıkılır.Mi manca la finestra, che quando piove entra dentro l'acqua.
Tarladaki koyunlar ot yiyor.Овцы на лугу щиплют траву.
Tarlada sancılanıp eve gelmiş.Был демобилизован по ранению и вернулся домой.
Burada tarlada çalışan insanları ve köy yaşamını resmetti.Famílias que fizeram e ainda fazem a história da cidade.
Tarlada kalan bitki artıkları temizlenir.In dit gebied wordt alle plantengroei verwijderd.
Bir grup çiftçi şarkı söyleyerek tarladan geri dönerler.Rolnik szuka żony Śpiewajmy razem.
Her üye kendine ayrılmış bulunan tarlada çalışmak zorundaydı.Każdy z nich pracował w oddzielnej celi.
Tarlada kalan bitki artıkları temizlenir.Підбирає залишки зерна на полях.
Digger Zombie: Yeri kazarak gelir ve tarladan geri döner.Klaus: Západ zklamal, vrací se k socialismu.
Pamuk hasat makinası pamuk bitkisinin tarladan otomasyonla toplanmasına yarayan bir makinadır.En køkkenkværn er et elektrisk køkkenredskab, som findeler organisk affald fra madlavningen.
O yıllarda, köy çevresinde (Çiğdemlik'te, Çamaltı'nda, Ahlatlariçi'nde,) bir tarlada olduğunuzu tasavur edin.Maka larilah penjaga-penjaga babi itu dan menceriterakan hal itu di kota dan di kampung-kampung sekitarnya.
Tarlada sancılanıp eve gelmiş.戦地で負傷し帰国する。
Bir grup çiftçi şarkı söyleyerek tarladan geri dönerler.遠くから農夫たちの合唱が聞こえてくる。
Tarladaki koyunlar ot yiyor.הכבשים אוכלות את העשב בשדה.
Yine birkaç yıl geçmeden tarlada Kafiye'yi görür.Po kelerių metų ant šakos subrandina kankorėžį.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Aber der älteste Sohn war auf dem Felde. Und als er nahe zum Hause kam, hörte er das Gesänge und den Reigen;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.A jeho starší syn bol na poli. A jako tak išiel a priblížil sa domu, počul hudbu a kolotanec.
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.Ale starszy syn jego był na polu; a gdy przychodząc przybliżył się ku domowi, usłyszał muzykę i taóce;
‹‹Babanın büyük oğlu ise tarladaydı. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duydu.A starejši sin njegov je bil na polju; in ko se gredoč približa hiši, zasliši godbo in ples