Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Ceea ce nu stiam eu însă, era că majoritatea celor care stăteau acolo alături de mine, erau munisti.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Co jsem nevěděla, že většina těchto lidí, kteří tady stojí se mnou, jsou Náměsíčníci.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Jednak nie wiedziałam, że większość ze stojących tam wraz ze mną ludzi było wyznawcami Moona.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi. (Kahkaha)(Egyesítő Egyház) (Nevetés)
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Lo que no sabía entonces era que la mayoría de los que estaban allí conmigo, eran moonistas.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Quello che non sapevo, era che la maggior parte delle altre persone con me erano seguaci del Reverendo Moon.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Wat ik evenwel niet wist, was dat de meeste mensen die hier bij me staan, Moonies waren.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Yang saya tidak tahu, sebagian besar orang yang berdiri di sana dengan saya, anggota Moonie.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Но това, което не знаех, беше, че повечето от онези хора, стоящи там с мен, бяха мунисти.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Правда, я не знала, что большинство людей были членами секты Муна.
Bilmediğim şey, orada yanımda duran insanların çoğu "Moonie" tarikatı üyesiydi.Тоді я ще не знала, що більшість людей там зі мною були членами секти Муна.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Aşa am ajuns să iau prânzul cu Scientologii.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Así es como llegué a almorzar con cientólogos.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.A tak som skončil na obede so scientológmi.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.C'est comme ça que j'ai fini par déjeuner avec les scientologues.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.È così che ho finito per andare a pranzo con quelli di Scientology.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Foi assim que acabei por almoçar com um cientologista.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.그렇게해서 사이엔톨로지 추종자와 점심을 먹게 됐습니다.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Và đó là lý do tôi xuất hiện trong một buổi hẹn ăn trưa với các nhà Luận giáo.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Was mich dazu führte, mit den Scientologen zu Mittag zu essen.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Wylądowałem na lunchu ze scjentologami.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Zo kwam ik terecht bij de scientologen.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Και κάπως έτσι κατέληξα να βγω για μεσημεριανό με τους Σαϊεντολόγους.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Вот как я оказался за обедом с саентологами.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.Ето как накрая обядвах със сиентолози.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.אז נפגשתי לארוחת צהריים עם הסיינטולוגים.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.وهكذا انتهى بي المطاف على مائدة الغداء مع واحد من علماء السنتيولوجيا.
Bunun sonucunda Scientoloji tarikatından kişilerle öğle yemeği yedim.その人の名はブライアン -
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)Altså, mine forældre var i filmbranchen og på flugt fra en kult, så kombinationen af de to ting... (Latter)
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)Bố mẹ tôi làm việc trong ngành điện ảnh và theo đuổi đam mê nên sự kết hợp giữa hai ... (Cười)
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)CA:
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)JA: CA:
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)JA: CA:
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)JA: 저희 부모님은 영화업계에서 일을 하시다가 컬트집단에서 탈출을 하게 되었죠. 이런 걸 합쳤을 때를 고려했을 때에는...
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)JA: Psychológ by mohol povedať, že je to recept na vývin paranoje.
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)Moji rodiče byli u filmu a na útěku před sektou, a kombinace těchto dvou věcí... (smích)
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)Τζούλιαν: Ποιος, ο χώρος του κινηματογράφου; (Γέλια) (Χειροκρότημα)
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)Ну, мои родители были в кинобизнесе а затем в бегах от культа, поэтому комбинация двух и ... (Смех)
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)ג'"א: ובכן, ההורים שלי היו בעסקי הסרטים ואז הם היו במנוסה מכת, אז השילוב בין השניים...
Ebeveynlerim film işindeydi ve bu arada da bir tarikatten kaçıyorlardı, bu ikisi birleşince de... (kahkahalar)あるカルトから逃げていたのが- 重なって そんなことに... (笑)
Hatipler tarikatçılığa teşvik ederek bombacılar kadar suçlular.Die Menschenrechtsaktivistin Maryam Al Khawajah aus Bahrain fügt hinzu:
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Bem-vindo à nossa organização, - Alquimista de Aço.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Benvenuto nel nostro ordine, - Alchimista d'Acciaio.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Bienvenido a nuestra orden, - Alquimista de Acero.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.-Tervetuloa, Teräsalkemisti.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Välkomna till vår heliga ordning. -Fullmetal Alchemist.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Velkommen til vor hellige orden. - Full Metal Alchemist.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Witaj w naszym czcigodnym zakonie, - Stalowy Alchemiku.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Καλώς ήρθες στο τάγμα μας, -Μεταλλικέ Αλχημιστή.
Kutsal tarikatımıza ho,s geldin, ...Metal Simyacı.Добро пожаловать в наш орден, - Стальной Алхимик.
"Moonie" tarikatı üyesiydi.통일교 교도들이었습니다.
"Moonie" tarikatı üyesiydi.là những tín đồ thuộc một môn phái Đại Hàn.
"Moonie" tarikatı üyesiydi.Moonies waren.
"Moonie" tarikatı üyesiydi.איתי, היו "מוניז" (חברי כנסיית האיחוד)
"Moonie" tarikatı üyesiydi.معي، كانوا من المونيس (أعضاء كنيسة التوحيد).
"Moonie" tarikatı üyesiydi.(笑)
Moon Tarikatı ile geçirdiğim süre içinde beynime bakılsaydı만약 제가 통일교도였던 시절의 제 뇌를 보신다면
Moon Tarikatı ile geçirdiğim süre içinde beynime bakılsaydıאם תסתכלו על המוח שלי במשך אותן שנים במוניז --
Moon Tarikatı ile geçirdiğim süre içinde beynime bakılsaydıاذا نظرت في عقلي خلال تلك السنوات مع المونيس--
Moon Tarikatı ile geçirdiğim süre içinde beynime bakılsaydı見てみたらどうなっているでしょう? 昨日レイ・カーツワイルが「科学は拡大する」と