Epikür'ün zamanında, ve tabi ki Kopernik ve taraftarlarının zamanında dahi.もちろんその後のコペルニクスの時代でも 彼の追随者の時代でも同じでした 最近までは太陽系は
Federal hükümet 1927'de onu ülke dışı ettiyse de, Malcolm'un ailesi, Garvey taraftarı olarak kalmışlardı.하지만 말 콤의 부모 Garveyites 연방 정부 1927 년에 그를 추방.
Federal hükümet 1927'de onu ülke dışı ettiyse de, Malcolm'un ailesi, Garvey taraftarı olarak kalmışlardı.Η ομοσπονδιακή κυβέρνηση τον απέλασε το 1927 αλλά οι γονείς του Μάλκολμ συνέχισαν να τον υποστηρίζουν.
Federal hükümet 1927'de onu ülke dışı ettiyse de, Malcolm'un ailesi, Garvey taraftarı olarak kalmışlardı.الحكومة الفيدرالية رحّلته في عام 1927، لكن والدي مالكوم بقيا قارفيين.
Futbol oyuncuları ve taraftarları akılsız değil, herşeyi görüyorlar.Los jugadores y los fanáticos no son idiotas; ellos ven todo.
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!][Fans des Giants, cette fête ne fait que commencer!]
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!]"Fãs dos Giants, esta festa está só começando!"
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!][Giants' fans, dit feestje begint maar net!]
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!][자이언트 팬분들, 게임은 이제 막 시작되고 있습니다!]
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!]la relación con nuestros fans, especialmente a través de Twitter.
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!][Penggemar Giants, pesta baru saja dimulai!]
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!][Болельщики команды Giants, веселье только начинается!]
[Giants' taraftarları, parti daha yeni başlıyor!][مشجعي "جيانتز"، هذه الحفلة قد بدأت للتو!]
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,Ambos han ganado partidarios, pero en mi recuento,
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,Chaque personne a gagné des supporters, mais à mon avis,
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,Entrambi hanno guadagnato consensi, ma, secondo i miei calcoli,
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,두 분 모두 각자 지지하는 분들이 계시는 데요, 집계결과,
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,שני האנשים הרוויחו תומכים, אך לדעתי,
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,كسب كلا الشخصان مؤيدين، لكن في تقديري،
İki kişi de taraftar kazandı, ama benim sayımıma göre,私が数えた限りでは 観衆の皆さんは
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Amăndouă erau mari fani, mamă și fiică -- foarte neobișnuit.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Ambas eran grandes aficionadas, madre e hija -- muy inusual.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Były wielkimi fankami. Nietypowe.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.De var stora fans, både mamma och dotter -- väldigt ovanligt.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Elles étaient toutes les deux, très fans, la mère et la fille -- très inhabituel.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Eram ambas grandes fãs, mãe e filha — muito estranho.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Erano grandi fan del libro, madre e figlia... molto insolito.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Hai người đều là những người hâm mộ, mẹ và con gái rất bất bình thường.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.모녀가 모두 아주 열성적인 팬이었습니다. 흔한 일이 아니죠.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Mindketten nagy rajongói voltak, anya és lánya... nagyon szokatlan.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Oběma se velmi líbil, matce a dceři -- velmi neobvyklé.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Sie waren beide sehr große Fans, Mutter und Tochter -- sehr ungewöhnlich.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Ze waren beiden grote fans, moeder en dochter -- ...erg ongebruikelijk.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Τόσο η μητέρα όσο και η κόρη λάτρευαν το βιβλίο, κάτι πολύ ασυνήθιστο.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.И двете бяха големи фенове, майка и дъщеря -- много необичайно.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.Они обе были его фанатками, мать и дочь — очень необычно.
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.שתיהן היו מעריצות גדולות, אם ובת - מאד יוצא דופן. (צחוק)
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.كانتا من كبار المعجبات الام وابنتها -- على غير العادة
İkisi de kitabın büyük taraftarıydı, anne de kız da -- oldukça sıradışı.とても奇妙 話していたのは 好きなキャラクターが
İyi olan ile başlayalım, ve pozitif olan ile, ki ben bunun taraftarıyım.Commençons avec celui qui est bienveillant, celui qui est positif, du quel je suis fan. (Rire) D'accord.
İyi olan ile başlayalım, ve pozitif olan ile, ki ben bunun taraftarıyım.(gelach) Laten we beginnen met de goede, en positieve, waar ik een fan van ben.
İyi olan ile başlayalım, ve pozitif olan ile, ki ben bunun taraftarıyım. Tamam. [Gülüşler]Kezdjük a jó, a pozitív véleménnyel, amellyel magam is egyetértek.
İyi olan ile başlayalım, ve pozitif olan ile, ki ben bunun taraftarıyım. Tamam.Vamos a empezar con el bueno, el positivo, del que soy fan.
İyi olan ile başlayalım, ve pozitif olan ile, ki ben bunun taraftarıyım.Začněme s tím dobrým a pozitivním, kterého jsem fanouškem.
İyi olan ile başlayalım, ve pozitif olan ile, ki ben bunun taraftarıyım.Начну с той, которая хорошая и позитивная Я предпочитаю её.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Amit Kevin Kelly tanított nekünk, az az, hogy mintegy ezer igazi hívőre van csak szükséged.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Ce que Kevin Kelley nous a appris, c'est que vous n'avez besoin que d'environ un millier de vrais fans.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley đã cho ta thấy bạn chỉ cần, tôi không rõ, một ngàn người ủng hộ thật sự.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley hat uns gelehrt, dass man vielleicht 1.000 treue Fans braucht.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley heeft ons zopas geleerd dat je, weet ik veel, 1.000 echte fans nodig hebt.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley mengajarkan bahwa kalian hanya butuh, mungkin, seribu fans sebenarnya.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley nás naučil, že človek potrebuje zhruba tisíc ozajstných fanúšikov.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley nás učil, že potřebujete jen - nevím - 1000 opravdových přívrženců.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley nauczył nas, że wystarczy, powiedzmy, tysiąc prawdziwych fanów.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Kevin Kelley ne-a învăţat că ai nevoie doar de nu ştiu, o mie de fani adevăraţi.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.케빈 켈리의 가르침을 빌자면 필요한 건 아마 천명 정도의 진정한 팬입니다.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Lo que Kevin Kelley nos ha enseñado es que solo necesitamos, no lo sé, mil verdaderos fans.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.O que o Kevin Kelley nos ensinou é que só precisam de... ... não sei, mil fãs verdadeiros.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Vad vi lärt oss av Kevin Kelley är att allt du behöver, Låt oss säga, tusen sanna fans.
Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var.Кевин Келли научил нас тому, что нужно всего лишь, ну я не знаю, тысяча истинных фанатов.