Susuz tarım ve hayvancılık yapılmaktadır.Έχει ανεπτυγμένη γεωργία και κτηνοτροφία.
Tarım hayvancılık yapılmaktadır.Το χωριό αποτελείται από κτηνοτροφικές μονάδες.
Mahallenin ekonomisi, toprak sınırlı olduğu için tarımcılığa dayanmamaktadır.Δεν πληρώνουμε φόρους επειδή η γη μας είναι φτωχή.
Ne var ki, yapılan bu tarımsal üretim ülkenin kendi nüfusunu beslemeye yetmemekteydi.Η γεωργική παραγωγή της Ελλάδας ήταν ανεπαρκής για να τροφοδοτήσει ολόκληρη τη χώρα.
Tarım sözü ile aynı kökten gelir.Η λέξη προέρχεται από το γεωργία με την έννοια της καλλιέργειας της γης.
Forli İtalya'nın önemli bir tarım merkezidir.Το Ζάχο είναι μια σημαντική στρατηγική πόλη του Ιράκ.
Tarıma dayalı ekonomi bulunmaktadır.Η οικονομία είναι πολύ εθνικοποιημένη.
Tarım da modern tarım aletleri kullanılmaktadır.Η γεωργία και η κτηνοτροφία γίνονται με σύγχρονα επιστημονικά μέσα.
Eroğlu Hükûmeti'nde Tarım ve Orman Bakanı olarak görev almıştır.Διετέλεσε Υπουργός Γεωργίας και Δασών στην κυβέρνηση Έρογλου .
Sivas öncelikle bir tarım şehridir.Sivas er primært en landbrugsby.
Gıda ve Tarım Örgütü.Food and Agriculture Organization.
1984'te hükûmet, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Forest 2000 planını yayınladı.I 1984 offentliggjorde regeringen en Skovplan 2000, som land- og skovbrugsministeriet havde skabt.
Ayrıca Ukrayna, istikrarlı tarımsal kaynaklar sağlayacaktı.Ukraine ville være en stabil kilde til forsyninger af landbrugsprodukter.
Tarım alanları oldukça geniştir.Gårdene er relativt store.
Agricultural Research Service (ARS), ABD Tarım Bakanlığı (USDA).Agricultural Research Service (ARS), United States Department of Agriculture (USDA) Dykes, W.R..
1999-2000 yıllarında Tarım Bakanı, 2000-2002 yıllarında Kamu Yönetimler Bakanı olmuştur.Fra 1999-2000 var han jordbrugsminister, fra 2000-2002 var han økonomiminister.
Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlıdır.Lantmäteriverket hører under land- og skovbrugsministeriet.
2004 yılında çalışan nüfusun % 60 ı tarım sektöründe çalışıyordu.Af arbejdsstyrken i landet var 10 % i 2011 beskæftiget inden for landbrug.
Ekonomi ağırlıklı olarak tarım üzerinde odaklanmıştır.Økonomien er stærkt afhængig af landbrug.
Bu iş kendisine tarım, edebiyat ve sanatla uğraşabilecek zamanı da tanıdı.Hans stilling giver ham også tid til at fordybe sig i agrikultur, kunst, og litteratur.
Avustralya'da birçok tarım ürününe zarar vermektedir.Alternativt går mange afgrøder til spilde.
Firma tarım araçlarıda üretmektedir.Fabrikken producerer mellemstore biler.
Bilinçli tarım ve hayvancılık mahallede mevcut değildir.At disse optræder i dyrknings- og husdyrsamfund overrasker ikke.
Bundan 5.000 yıl önce yaygın şekilde tarım yapıldığının izlerine ulaşılmıştır.Omkring 5.000 år f.Kr. har landbruget fået større udbredelse.
Ama gerçek bir tarım reformuna girişilemedi; enflasyon oldukça yüksekti.Han kunne dog ikke gennemføre en tilstrækkelig myndig reformpolitik, favoritvæsenet fortsattes.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.I et landbrugssamfund er den primære kilde til rigdom dyrkning af jorden.
Fındık, çay ve kivi bölgede tarımı yapan tahıl ürünleridir.Majs og jordnødder er vigtige afgrøder, som bliver produceret i distriktet.
Emtia ticaretinde koruma seviyesi tarımsal ürünler haricinde düşüktür.Niveauet af handelsbeskyttelse har været relativt lille med undtagelse af landbrugsprodukter.
İlde sanayi ve tarım gelişmiştir.I stedet er service- og fremstillingssektorerne vokset.
Mısır'ın önemli tarım merkezlerinden biridir.Den er centrum i et af Saudi Arabiens største landbrugsdistrikter.
Bu yerleşmede büyük olasılıkla tarım yapılırken hayvancılık henüz başlamamıştı.Sandsynligvis har dette samfund ikke holdt husdyr endnu.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.En stor del af området blev efterfølgende udlagt til landbrugsformål.
Tarımla ilgili çeşitli törenler düzenliyorlardı.Der blev afholdt en række ceremonier på krigskirkegården.
"TÜRKİYE'DE KURAKLIK VE KURAKLIĞIN TARIMA ETKİSİ"."Prevention and control of avian influenza in Singapore".
Mahallenin ekonomisi tarım ve okulu vardır .(Skolen har eget Økologisk landbrug.
Son 15-20 yıl içerisinde Kırıkhan'da tarıma dayalı ekonomide önemli gelişme gözlenmektedir.De sidste 20-35 år er der sket en omfattende udvikling i Fraugde sogn.
Beldede tarımla bağlantılı zanatkarlar bulunur.Hvælvingsfagene er forbundet med spidsbuede gjorder.
Sulamalı tarım yapılır.Et lakseopdræt oprettes.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.Fødevareministeriet - Dyreværnsrådet.
Yaklaşık tarım arazisi 2000 hektardır.Jordbrugsarealet er ca. 3.000 hektar.
İlçe tipik bir tarım ilçesidir.Skrave et et typisk landbrugsområde.
Böylece tarımsal üretimin artmasında etkili oldu.Derimod fortsatte erhvervspolitikken med at være landbrugsvenlig.
Ayrıca tarım ilaçlarının yapımında da kullanılır.Ydermere benyttes det også af fødevareindustrien til overfladebehandling.
Tarım mülklerinin ortaklaşmasını savunmuştur.Bønderne gik sammen om at beskytte ejendomsretten.
Bunun yanı sıra ciddi anlamda tarıma da etkisi vardır.Det betyder også, at handlinger i den virkelige verden har virkelige konsekvenser.
Bu konferans Uluslararasi Tarım Enstitüsü'nün kurulmasına yol açmıştır.Denne situation førte til oprettelsen af den Internationale fond for jordbrugsudvikling.
Ana madde: Antik Yunanistan'da tarım Yunan insanlarının yaklaşık %80'i tarım ile uğraşıyordu.Uddybende artikel: Swazilands økonomi Mere end 80 procent af befolkningen lever af landbrug.
Tarım Bakanı göreviyle birlikte iki yıl Elektrik ve Su Bakanı olarak atandı.Hun gik derfor samme dag af som Klima- og energiminister.
Vankalai topraklarının bir kısmı kumdan oluşurken diğer kısmı tarıma ayrımış zirai topraktır.En del af søen ejes af staten, mens den øvrige del er privatejet.
Tarım Üniversitesi (İngilizce) Tarım Üniversitesi (Çince)Det Jordbrugsvidenskabelige Fakultet (Aarhus Universitet).
Bu sorunlar, Arnavutluk tarımının gelişmesini uzun yıllar engelleyecektir.Denne udvikling har i mange år forværret den dominikanske økonomi.
Bu sütun hem Avrupa Birliği üye ülkeleri hem de Ortak Tarim Politikasının bütçelerinden desteklenmektedir.Her godkender medlemslandene det fremtidige program og budget, samt organisationens generelle politik.
Köyde tarım büyük ölçüde gelişmiştir.I det østlige Afrika er bestanden øget betydeligt.
Köyün ekonomisi tarım,hayvacılık ve orman ürünlerine dayalıdır.Det grønne står for landbrug, bjerge og landets naturressourcer.
Tarım ile uğraşan bir ailenin dört kızının en büyüğüdür.Han er den sidste i de to familier, som har berøring med landbruget.
Yaygın olarak yetiştirilen tarım ürünü fındıktır.Rækkedyrkning Dyrkede afgrøder er normalt plantet i rækker.
Genelde tarım sektörü hakimdir.Landbrug er traditionelt hovederhverv.
Tohum yer ve kışın tarım alanlarında sıkça görülür.De ses også ofte fouragerende på dyrkede marker med vinterafgrøder.
Hayvancılık faaliyetleri tarıma dayalıdır.Landets dyreliv består Pr.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Bölgede fındık en önemli tarım ürünüdür.Området er rigt på græsningsmuligheder, og kvæghold er den vigtigste landbrugsform her.