tanrıya ile cümle

tanrıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Metin, tahtı ele geçirmiş olan bir hükümdarın tanrıya şükran sunumu niteliğindedir.감옥으로 들어간 정국보는 하느님께 감사기도를 드렸다.
En büyük tanrıya "Tha" ("Тхьa" ya da "Тхьашхо"; Bütün tanrıları ve her şeyi o yönetirdi) derlerdi.이때 짧은 호를 열호(劣弧)라고 하며, 긴 호를 우호(優弧)라고 한다.
Tanrıya isyan etmiştir.나는 신을 저주하지 않았다.
Şeytan Klisesi tanrıya ya da şeytana dua etmez.우리는 왕에게 하느님의 말씀과 성사를 집전을 권리를 부여하지 않는다.
Aynı ayın on beşinci günü hamursuz ekmeğinin Tanrıya ziyafetidir: Yedi gün boyunca hamursuz ekmeği yiyeceksin.주님 승천 대축일의 전야는 15세기 이후에 생겨났으며, 교황 레오 13세는 주님 승천 대축일 다음 날부터 성령 강림 대축일을 준비하기 위한 9일 기도를 바칠 것을 요청하였다.
Aynı tanrıya şu soru yöneltilir: "Sana 'B Rastgele mi?' diye sorsam, 'ja' mı derdin?"같은 신에게 "내가 당신에게 'B가 '랜덤'인가요?'라고 물으면 'ja'라고 대답하겠습니까?"라고 묻는다.
Bazen Tanrıya isyan ediyordum.하나님께 원망의 기도를 한 적이 있어요.
Kahin, tanrıya bir konu hakkında, cevabı "evet" ya da "hayır" olabilecek bir soru sorardı.האל נשאל (דרך הפסל שלו) שאלה שהתשובה אליה הייתה בדרך כלל "כן" או "לא".
Tanrıya isyan etmiştir.הוא התלונן בפני האל.
Üstelik tanrıya bir ant içmesi gerekir.אלא שאלוהים שעה להגר!
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".איני חי אלא בהווה שאלוהים מכריח אותי לפענחו".
Panteistler kişileştirilmiş ya da antropomorfik bir Tanrıya inanmazlar.Така пантеистите не вярват в обособен персонифициран или антропоморфен бог.
İster Şeytana ister Tanrıya inansınlar onlar kendilerini geri çekme nedenleridir."Вие същества, ако искате да сте щастливи, доверете му се!”
Deli Dumrul Tanrıya yalvarır ya ikimizin canını al ya da ikimizi de bağışla diye.Правилно: Давам книгата. или Ние прощаваме на Иван.
Budizm, Buda'nın ifadesiyle inanca veya tanrıya dair değildir.Не използвай Буда, за да се кланяш на Буда.
Bu anlamda kendisini tanrıya bir rakip olarak kabul ettirme gayreti içindedir.Ali sada osjeća kako se Bog smije njegovoj osrednjosti.
Kahin, tanrıya bir konu hakkında, cevabı "evet" ya da "hayır" olabilecek bir soru sorardı.V postopku se je za razsodbo z da ali ne spraševalo boga.
Nitekim geleneklere olan sadakatini muhafaza etmekte ve Tanrıya olan bağlılığını açıkça beyan etmektedir.Izraža pripravljenost, da si bomo odslej bolj prizadevali za zvestobo Bogu in njegovim zapovedim.
Duaları Tanrıya götürür.V molitvi se obrača na Boga.
Eski Krallık’ta Hermopolis’te sekiz tanrıya ibadet edilirdi.Ji buvo viena iš pirmapradžių Hermopolio Ogdoad aštuonių dievų grupės.
Tanrıya inanan bir kavimdi.Laps, kes uskus Jumalat.
Ketuhanan yang Maha Esa: Bu ilke Endonezya halkının bir tanrıya inandığını belirtir.Niiviisi andis ta juuresolevatele inglitele teada, et on olemas teine Jumal.
Tanrıya isyan etmiştir.Ta on otsustanud Jumalas kahelda.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.A oni mu povedali: Opýtaj sa, prosíme, Boha, aby sme vedeli, či sa podarí naša cesta, ktorou ideme?
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Chúng tiếp: Thế thì, hãy hỏi ý Ðức Chúa Trời, để chúng ta biết con đường chúng ta đi đây sẽ có may mắn chăng.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Da sa de til ham: Kjære, spør Gud for oss, sa vi kan få vite om den reise vi nu gjør, skal lykkes!
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Da sagde de til ham: "Adspørg da Gud, at vi kan få at vide, om vor Færd skal lykkes!"
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler."Dat komt goed uit", zeiden de spionnen. "Vraag God of we op deze tocht succes zullen hebben."
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Ei i-au zis: ,,Întreabă pe Dumnezeu, ca să ştim dacă vom avea noroc în călătoria noastră.``
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Então lhe disseram: Consulta a Deus, para que saibamos se será próspero o caminho que seguimos.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Gli dissero: «Consulta Dio, perché possiamo sapere se il viaggio che abbiamo intrapreso avrà buon esito»
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Ils lui dirent: Consulte Dieu, afin que nous sachions si notre voyage aura du succès.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.In mu reko: Vprašaj Boga, prosimo, da vemo, če bomo imeli srečo na svojem potu, ki po njem gremo.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.I řekli jemu: Poraď se, prosíme, s Bohem, abychom věděli, zdaří-li se nám cesta naše, kterouž jdeme.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Ja he sanoivat hänelle: "Kysy Jumalalta, että saisimme tietää, onnistuuko matka, jolla me olemme".
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.그들이 그에게 이르되 청컨대 우리를 위하여 하나님께 물어보아서 우리의 행하는 길이 형통할는지 우리에게 알게 하라
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.Они сказали ему: вопроси Бога, чтобы знать нам, успешен ли будет путь наш, в который мы идем.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.ויאמרו לו שאל נא באלהים ונדעה התצליח דרכנו אשר אנחנו הלכים עליה׃
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.فقالوا له اسأل اذن من الله لنعلم هل ينجح طريقنا الذي نحن سائرون فيه.
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.他 們 對 他 說 、 請 你 求 問 神 、 使 我 們 知 道 所 行 的 道 路 、 通 達 不 通 達
Adamlar, ‹‹Lütfen Tanrıya danış, bu yolculuğumuz başarılı olacak mı, bilelim›› dediler.他 們對 他 說 、 請 你 求問神 、 使我 們 知道 所 行 的 道路 、 通達 不通達
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaBiarlah mereka memuji Allah dengan suara lantang, sambil memegang pedang terasa
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaEstejam na sua garganta os altos louvores de Deus, e na sua mão espada de dois gumes,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaExalten a Dios con sus gargantas, y con espada de dos filos en sus manos
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaGuds lov skall vara i deras mun och ett tveeggat svärd i deras hand,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaHvala, povišujoča Boga mogočnega, naj jim polni grlo in meč dvorezni naj imajo v roki svoji,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaIhr Mund soll Gott erheben, und sie sollen scharfe Schwerter in ihren Händen haben,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaIn hun mond zijn de lofprijzingen voor God. In hun hand hebben zij een tweesnijdend zwaard.
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaIsten-dicsõítés legyen torkukban, kétélû fegyver kezeikben;
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaJumalan ylistys on heidän suussansa, ja heidän kädessään kaksiteräinen miekka,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçla그 입에는 하나님의 존영이요 그 수중에는 두 날 가진 칼이로다
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaLaudele lui Dumnezeul să fie în gura lor, şi sabia cu două tăişuri în mîna lor,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaLe lodi di Dio sulla loro bocca e la spada a due tagli nelle loro mani
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaLovsang for Gud er i deres munn og et tveegget sverd i deres hånd,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlamed Lovsang til Gud i Mund og tveægget Sværd i Hånd
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaOslavování Boha silného bude ve rtech jejich, a meč na obě straně ostrý v rukou jejich,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaQue les louanges de Dieu soient dans leur bouche, Et le glaive à deux tranchants dans leur main,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaSự ngợi khen Ðức Chúa Trời ở trong miệng họ, Thanh gươm hai lưỡi bén ở trong tay họ,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaSự ngợi_khen Ðức_Chúa_Trời ở trong miệng họ , Thanh gươm hai lưỡi bén ở trong tay họ ,
Ağızlarında Tanrıya yüce övgüler, Ellerinde iki ağızlı kılıçlaVyvyšovanie silného Boha bude v ich hrdle a meč, ostrý na obe strany, v ich ruke,

İlgili Sayfalar