tanrıya ile cümle
tanrıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.Nhưng họ sẽ khai trình với Ðấng đã sẵn sàng xét đoán kẻ sống và kẻ chết.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.Nhưng họ sẽ khai trình với Ðấng đã sẵn_sàng xét_đoán kẻ sống và kẻ chết .
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.os quais hão de dar conta ao que está preparado para julgar os vivos e os mortos.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.Ti bodo odgovor dajali njemu, ki je pripravljen soditi žive in mrtve.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.Tiť vydadí počet tomu, kterýž hotov jest souditi živé i mrtvé.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.οιτινες θελουσιν αποδωσει λογον εις εκεινον, οστις ειναι ετοιμος να κρινη ζωντας και νεκρους.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.котрі дадуть одвіт Тому, що готов судити живих і мертвих.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.Никой от вас да не страда като убиец, или крадец, или злодеец, или като такъв, който се бърка в чужди работи.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.Они дадут ответ Имеющему вскоре судить живых и мертвых.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.אשר יתנו חשבון לפני העתיד לשפט החיים והמתים׃
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.الذين سوف يعطون حسابا للذي هو على استعداد ان يدين الاحياء والاموات.
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.他 們 必 在 那 將 要 審 判 活 人 死 人 的 主 面 前 交 賬
Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Tanrıya hesap verecekler.他 們必 在 那 將 要 審判 活人 死人 的 主 面前 交賬
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Assim como Abraão creu a Deus, e isso lhe foi imputado como justiça.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Comme Abraham crut à Dieu, et que cela lui fut imputé à justice,
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››De la misma manera, Abraham creyó a Dios, y le fue contado por justicia
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Fu così che Abramo ebbe fede in Dio e gli fu accreditato come giustizia
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Gleichwie Abraham hat Gott geglaubt und es ist ihm gerechnet zur Gerechtigkeit.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››i enlighet med det ordet: »Abraham trodde Gud, och det räknades honom till rättfärdighet»?
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Jako Abraham uvěřil Bohu, a počteno jemu to k spravedlnosti.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Kakor „je Abraham veroval Bogu, in zaračunilo se mu je za pravičnost“.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Kijk eens naar Abraham: Hij geloofde God en daarom was het goed tussen God en hem.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››아브라함이 하나님을 믿으매 이것을 그에게 의로 정하셨다 함과 같으니라
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››ligesom jo "Abraham troede Gud, og det blev regnet ham til Retfærdighed".
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Likesom Abraham trodde Gud, og det blev regnet ham til rettferdighet.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Miképen Ábrahám hitt az Istennek, és tulajdoníttatott néki igazságul.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Như Áp-ra-ham tin Ðức Chúa Trời, thì đã kể là công bình cho người,
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Như_Áp - ra-ham tin Ðức_Chúa_Trời , thì đã kể là công_bình cho người ,
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››samalla tavalla kuin "Aabraham uskoi Jumalaa, ja se luettiin hänelle vanhurskaudeksi"?
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Tak ako Abrahám uveril Bohu, a počítalo sa mu to za spravedlivosť.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Tak jako "Abraham uwierzył Bogu i przyczytano mu to ku sprawiedliwości".
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Tot aşa şi ,,Avraam a crezut pe Dumnezeu, şi credinţa aceasta i -a fost socotită ca neprihănire.``
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››καθως ο Αβρααμ επιστευσεν εις τον Θεον, και ελογισθη εις αυτον εις δικαιοσυνην.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Так Авраам поверил Богу, и это вменилось ему в праведность.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››Яко ж Авраам вірував у Бога, і полїчено йому за праведність.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››כאשר האמין אברהם באלהים ותחשב לו לצדקה׃
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››كما آمن ابراهيم بالله فحسب له برا.
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››正 如 『 亞 伯 拉 罕 信 神 這 就 算 為 他 的 義 。
Örneğin, ‹‹İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.››正 如 『 亞伯拉罕 信神 這就算為 他 的 義 。
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Azért én a Mindenhatóhoz folyamodnám, az Istenre bíznám ügyemet.
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Eu aş alerga la Dumnezeu, lui Dumnezeu i-aş spune necazul meu.
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Ich aber würde zu Gott mich wenden und meine Sache vor ihn bringen,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Ik geef je deze raad: Ga naar God en leg Hem de situatie voor.
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Io, invece, mi rivolgerei a Dio e a Dio esporrei la mia causa
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Jaz pa, do Boga mogočnega bi se proseč obrnil in poročil pravdo svojo Bogu,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Jistě žeť bych já hledal Boha silného, a jemu bych předložil při svou,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.나 같으면 하나님께 구하고 내일을 하나님께 의탁하리라
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Mas quanto a mim eu buscaria a Deus, e a Deus entregaria a minha causa;
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Men jeg vilde* vende mig til Gud og overlate min sak til ham, / {* om jeg var i ditt sted.}
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Men vore det nu jag, så sökte jag nåd hos Gud, åt Gud hemställde jag min sak,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Mutta minä ainakin etsisin Jumalaa ja asettaisin asiani Jumalan eteen,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Nej, jeg vilde søge til Gud og lægge min Sag for ham,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.No, ja by som istotne hľadal silného Boha a predložil by som svoju vec Bohu,
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Pero yo, en cambio, apelaría a Dios y a la Divinidad confiaría mi causa
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Pour moi, j`aurais recours à Dieu, Et c`est à Dieu que j`exposerais ma cause.
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Song tôi , tôi sẽ tìm cầu Ðức_Chúa_Trời , Mà phó duyên_cớ tôi cho Ngài ;
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Song tôi, tôi sẽ tìm cầu Ðức Chúa Trời, Mà phó duyên cớ tôi cho Ngài;
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Zaiste jabym szukał Boga, Bogubym przełożył sprawę swoję;
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Αλλ' εγω τον Θεον θελω επικαλεσθη, και εν τω Θεω θελω εναποθεσει την υποθεσιν μου
‹‹Oysa ben Tanrıya yönelir, Davamı Ona bırakırdım.Но аз Бог ще потърся, И делото си ще възложа на Бога,