tanrısı ile cümle

tanrısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Likväl vill jag glädja mig i HERREN och fröjda mig i min frälsnings Gud.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Ma io gioirò nel Signore, esulterò in Dio mio salvatore
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Men jeg vil fryde mig i Herren, jeg vil juble i min frelses Gud.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Men jeg vil frydes i HERREN, juble i min Frelses Gud.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Mutta minä riemuitsen Herrassa, iloitsen autuuteni Jumalassa.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.tcch zal ik mij verheugen in de Here en juigen over God Die mij redt!
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.todavia eu me alegrarei no Senhor, exultarei no Deus da minha salvação.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Toutefois, je veux me réjouir en l`Éternel, Je veux me réjouir dans le Dieu de mon salut.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Wszakże się ja w Panu weselić będę, rozraduję się w Bogu zbawienia mego.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Εγω ομως θελω ευφραινεσθαι εις τον Κυριον, θελω χαιρει εις τον Θεον της σωτηριας μου.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.но и тогда я буду радоваться о Господе и веселитьсяо Боге спасения моего.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.Пак аз ще се веселя в Господа, Ще се радвам в Бога на спасението си.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.ואני ביהוה אעלוזה אגילה באלהי ישעי׃
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.فاني ابتهج بالرب وافرح باله خلاصي.
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.然 而 我 要 因 耶 和 華 歡 欣 、 因 救 我 的 神 喜 樂
Ben yine RAB sayesinde sevineceğim, Kurtuluşumun Tanrısı sayesinde sevinçten coşacağım.然而 我 要因 耶和華 歡欣 、 因 救我 的 神喜樂
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Amitől sokkot kaptak az volt, hogy az első Indiában történt, egy hindu isten pártjáról szólt.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Apa yang mengejutkan mereka adalah ternyata yang pertama terjadi di India, yaitu partai Hindu.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Ce qui les a cloués sur place, c'était que le premier se passait en Inde, c'est le parti d'un dieu hindou.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Ciò che li ha sconvolti è stato scoprire che il primo era avvenuto in India, era il partito di un dio Hindi.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Co ich zaszokowało, to że pierwsze miało miejsce w Indiach, to była partia boga Hindu.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Họ sửng sốt khi biết bài 1 là ở Ấn Độ, đó là một đảng của Thần Hindu.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.그들은 첫번째 기사가 인도에서 일어난 일이며 힌두 신의 기사단이란걸 듣고 큰 충격을 받았습니다.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Lo que les sorprendió es que el primero ocurrió en India, fue la parte del dios Hindu.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.O que os deixou atónitos foi que o primeiro teve lugar na Índia, era o partido de um Deus hindu.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Wat hun perplex liet staan was dat het eerste plaatsvond in India, het was de partij van een hindoegod.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Αυτό που τους εντυπωσίασε ήταν ότι το πρώτο συνέβη στην Ινδία, ήταν το κόμμα ενός Ινδουιστή Θεού.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.Това, което ги изуми беше, че първият беше в Индия, това беше партията на хиндуисткия бог.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.מה שהפתיע אותם היה שהמאמר הראשון התרחש בהודו, זו היתה המפלגה של האל ההינדי.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.والذي اذهلهم ان الاولى حدثت في الهند وكان ذلك الحزب هو حزب الاله الهندوسي
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.ヒンドゥー神を祭るグループでした 2つ目はニューヨークの北部で起きた
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.Hermes, als Griekse god, werd boos en verbitterd en veranderde de uil in een maan.
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.Hermes, como era um deus grego, ficou furioso e amargo e transformou a coruja numa lua.
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.그리스의 신 헤르메스는 화가 났고, 올빼미를 달로 바꿔 버렸습니다,
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.Sowa oszukiwała, a Hermes, grecki bóg, rozgniewał się i zamienił sowę w Księżyc.
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.והרמס, כאל יווני, התרגז והתמרמר, והפך את הינשוף לירח,
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.وهرمس، كونه آلهة يوناني، زاد غضبه ومرارته، وحول البومة إلى قمر،
Bir Yunan tanrısı olan Hermes öfkelenip hiddetlendi ve baykuşu aya çevirdi.フクロウを月に変えてしまいます フクロウは 残りの人生を月として生き
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Az õ Istenének kenyerébõl, a legszentségesebbikbõl és a szentségesbõl ehetik.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Chléb však Boha svého z věcí svatosvatých a z věcí svatých jísti bude.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Comerá do pão do seu Deus, tanto do santíssimo como do santo;
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Din mîncarea Dumnezeului lui, fie lucruri prea sfinte, fie lucruri sfinte, va putea să mănînce.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Doch soll er das Brot seines Gottes essen, von dem Heiligen und vom Hochheiligen.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Han må vel spise sin Guds Spise, både det, som er højhelligt, og det, som er helligt,
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Il pourra manger l`aliment de son Dieu, des choses très saintes et des choses saintes.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.그는 하나님의 식물의 지성물이든지 성물이든지 먹을 것이나
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Kruh Boga svojega sme uživati, od presvetega in od svetega,
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Kuitenkin hän syököön Jumalansa leipää, sekä korkeasti-pyhää että pyhää.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Người được ăn thực vật của Ðức Chúa Trời mình, là các vật chí thánh và các vật biệt riêng ra thánh;
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Người được ăn thực_vật của Ðức_Chúa_Trời mình , là các vật chí thánh và các vật biệt riêng ra thánh ;
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.No, chlieb svojho Boha, z toho, čo je svätosväté, i zo svätého bude jesť.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Podrá comer del pan de su Dios, de las cosas muy sagradas y de las cosas sagradas
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Potrà mangiare il pane del suo Dio, le cose sacrosante e le cose sante
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Sin Guds mat kan han nok ete, både av de høihellige og av de hellige gaver;
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Sin Guds spis må han äta, både det som är högheligt och det som är heligt,
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.Θελει τρωγει τον αρτον του Θεου αυτου εκ των αγιωτατων, και εκ των αγιων.
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.От пресветите и от светите приноси нека яде хляба на Бога си;
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.хлеб Бога своего из великих святынь и из святынь он может есть;
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.לחם אלהיו מקדשי הקדשים ומן הקדשים יאכל׃
Böyle bir adam Tanrısına sunulan kutsal ve en kutsal yiyecekleri yiyebilir.خبز الهه من قدس الاقداس ومن القدس ياكل.

İlgili Sayfalar