Eğer senin bir tane yoksa, sana bir tane vereceğim.If you don't have one, I'll give you one.
Bunun iyi bir tane olduğuna eminim.I'm sure it's a good one.
Sanırım bir tane bulduk.I think we've found one.
Sanırım bir tane buldum.I think I found one.
Yarın bir tane yapmayı planlıyorum.I plan to make one tomorrow.
Tom'a bir tane borçluyum.I owe Tom one.
Bir taneye daha sahibim.I have one more.
Arabada bir tane var.I have one in the car.
Bizim için bir tane aldım.I got one for us.
İyi bir tane aldım.I got a good one.
Kötü bir tane aldım.I got a bad one.
Ben de bir tane almadım.I didn't get one either.
Bana da bir tane kap.Grab me one, too.
Fazladan bir taneye sahip misin?Do you have an extra one?
Gerçek bir taneye sahip misin?Do you have a real one?
Bir tane sipariş edebilir miyim?Can I order one?
Başka bir tane alabilir miyim?Can I have another one?
Sen gerçekten bir tane çalacak mısın?Are you really going to steal one?
Yalnızca on tane kitabım var.I have only 10 books.
Tezgahta oturan üç tane beyaz adam vardı.There were three white guys sitting at the counter.
Tom üç tane yumurta çıkardı.Tom took out three eggs.
O bana dört tane mektup yazdı.She wrote me four letters.
Bir Amerikalı, bir Kanadalı ve ayrıca yaklaşık on tane Alman vardı.There was one American, one Canadian, plus about ten Germans.
Sana yeni bir tane almanı söyledim.I told you to get a new one.
Yeni bir tane alman gerektiğini sana söyledim.I told you that you should buy a new one.
Söyle bana, bunlardan kaç tane istiyorsun?So tell me, how many of these do you want?
Onlara göre sen günde beş tane meyve ve sebze yemelisin.They say you should eat five fruits and vegetables per day.
Ben gölde beş tane balık yakaladım.I caught five fish at the lake.
Komşumuz üç tane Porsche sahibi, yani o zengindir.Our neighbor owns three Porsches, so he's rich.
Yedinci katta, dört tane lüks restoran bulabilirsiniz.On the seventh floor, you can find four luxury restaurants.
Edu'nun aşağı yukarı bin tane eşcinsel arkadaşı var.Edu has more or less a thousand gay friends.
Hiç herhangi bir milletin iki tane kralı oldu mu?Has any nation ever had two kings?
Tom'un iki tane bilgisayarı var.Tom has two computers.
Üç tane baget, lütfen.Three baguettes, please.
Ödül on tane sendika üyesi arasında eşit olarak bölündü.The prize was divided equally among the ten syndicate members.
Sana bin tane öpücük gönderiyorum.I send you a thousand kisses.
Yeni video kaset kaydedici için iki tane video kasedi satın aldım.I bought two video tapes for the new VCR.
Kaç tane oturan kişi var?How many inhabitants are there?
Üç tane çift kişilik odaları kaldı.They have three double rooms left.
Onlar geçen yıl on tane işçi çalıştırdılar.They employed ten workers last year.
İki tane yüzme havuzu, çeşitli sinemalar, marketler, mağazalar, her şey vardır.There are two swimming pools, several cinemas, markets, shops, everything.
Asla bunlardan başka bir tane almayacağım.I'll never buy another one of these.
Bir devekuşu yumurtası, yirmi dört tane kadar tavuk yumurtası ağırlığındadır.An ostrich egg weighs as much as twenty-four chicken eggs.
Kaç tane kız arkadaşın olmasını planlıyorsun?How many girlfriends are you planning to have?
Şöminenin üzerinde kaç tane resim olduğunu fark ettin mi?Did you notice how many pictures were on the mantel?
Tam onun gibi üç tane daha var.We've got three more just like that one.
Üç tane faili meçhul hırsızlık olayımız var.We've got three unsolved burglaries.
Bunlardan üç tane daha istiyorum.We need three more of these.
Bize bunlardan üç tane daha lazım.We need three more of these.
Üç tane alabilir miyim?Can I have three?
Tom'a birkaç tane kurabiye getirdim.I brought Tom some cookies.
Ben hemen sizin için bir tane alacağım.I'll get one for you right away.
Amerikan takımında beş tane Alman-Amerikalı vardır.There are five German-Americans on the American team.
"Kaç tane kız arkadaşın var, Tom? Kaç tane?" "Aslında, 4 tane." "Neee?""How many girlfriends do you have, Tom? How many?" "Actually, I have 4." "Whaat?"
Cüzdanda iki tane banka kartı vardır.There are two bank cards in the wallet.
Cüzdanda iki tane kredi kartı vardır.There are two bank cards in the wallet.
Turku Üniversitesinde kaç tane profesör var?How many professors are there in Turku University?
Geçen yıl beş tane otomobilim vardı.Last year I had five cars.
Bu kavanozda kaç tane şekerleme olduğunu hiç kimse tahmin edemez.No one can guess how many jellybeans are in this jar.
Sadece üç tane kaldı.There are only three left.