tan ile cümle

tan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Jorge dört tane dil konuşabilir.Jorge can speak four languages.
Onun ağabeyini tanıyor musun?Do you know his older brother?
Bazılarınız beni zaten tanıyor.Some of you already know me.
Okulumda 1000 tane öğrenci var.There are 1000 pupils in my school.
İki tane kızarmış yumurta ve kahve, lütfen.Two fried eggs and coffee, please.
Onunla ne zaman tanıştınız?When did you meet him?
Onu tanıyan herkes ona hayrandı.Everyone who knew him admired him.
Facebook'ta olmayan birini tanıyor musun?Do you know anyone who's not on Facebook?
Bogdan Tanjević kolon kanseri nedeniyle istifa edecek.Bogdan Tanjević will resign because of colon cancer.
Kendimi ona tanıtmak için şansım yoktu.I haven't had the chance to introduce myself to her.
Tanrı uludur!Allah is great!
Seninle tanıştığımda gerçekten gençtim.I was really young when I met you.
O, bana kız kardeşini tanıttı.He introduced his sister to me.
O, kızkardeşini benimle tanıştırdı.He introduced her sister to me.
O, hiç kimse onu tanımasın diye bir maske taktı.He wore a mask so no one would recognize him.
Himachal Pradesh'in başkenti Shimla, Chandigarh'tan sadece 115 kilometre uzak.The capital of Himachal Pradesh, Shimla, is only 115 kilometres away from Chandigarh.
Bende sadece bir tane kaldı.I've only got one left.
Kimle tanıştın?Who did you meet?
Bir tanrıya inanıyor musun?Do you believe in a god?
Bir Amerikalı kızla tanıştım.I met an American girl.
Bu civarda birkaç tane Müslüman lokantası var galiba.It looks like there's a few Muslim restaurants around here.
Görünüşe göre bu civarda bir iki tane Müslüman restoranı var.It looks like there's a few Muslim restaurants around here.
O kendini oradaki insanlara tanıttı.She introduced herself to the people who were there.
Tanrıya inanmıyorum.I don't believe in God.
Bir sürü insan onu tanıyor gibi görünüyor.It looks like a ton of people know her.
O bir soprano olarak tanınır.She is famous as a soprano.
Hayatımın Saeb'le tanıştığım güne dek dilsel bir anlamı yoktu.My life had no linguistic meaning... until the day I met Saeb.
Benim adım Cyril; tanıştığımıza memnun oldum!My name's Cyril; pleased to meet you!
Bugün yeni felsefe öğretmeni ile tanışmam gerekiyor.Today I got to meet my new philosophy teacher.
Bil bakalım kimle tanıştım bugün!Guess who I met today!
Tahmin et bugün kimle tanıştım!Guess who I met today!
Ben, çocukluğumdan beri Jim'i tanıyorum.I've known Jim since my childhood.
Ben çocukluğumdan beri Jim'i tanıyorum.I've known Jim since I was a child.
Seni eşimle tanıştırayım.Let me introduce you to my wife.
Allah'tan başka bir ilâh yoktur ve Muhammed, Allah'ın elçisidir.There is no god but God, and Muhammad is the messenger of God.
Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive.
Onun adı bana tanıdık geliyor.His name is known to me.
Yaklaşık olarak kaç tane İngilizce kelime biliyorsun?About how many English words do you know?
Tek bir tane pirinci israf etmeyin!Waste not a single grain of rice!
Dedem doğum günü pastası üzerindeki 97 tane mumu üfledi.My grandpa blew out all 97 candles on his birthday cake.
İki kadın birbirini tanıyor.The two women know each other.
Biz temmuz ayında Tanabata'yı kutluyoruz.We celebrate Tanabata in July.
Japonya'da kaç tane il var?How many prefectures are there in Japan?
Daha önce sizinle tanışmadım mı?Haven't I met you before?
Lucy Floransa'nın ana caddesindeki bir cinayete tanık oldu.Lucy witnessed a murder in the main square of Florence.
Onlar birbirini çok iyi tanımıyorlar.They don't know each other very well.
O, kendini Tanrı'nın kadınlara lutfü olarak düşünüyor.He thinks he's God's gift to women.
Tanrı'nın insanlara zalimliği binlercesine yas tutturuyor.God's inhumanity to man makes countless thousands mourn.
Hiçbirimiz Tanrı kadar iyi olamaz ama hepimiz iyi olabiliriz.None of us can be as great as God, but any of us can be as good.
Tüm tanrılar davranışlarından daha iyidir.All gods are better than their conduct.
Okula giderken kazaya tanık oldu.He witnessed the accident on his way to school.
Onunla Paris'te tanıştığımızı hatırlıyorum.I remember having met him in Paris.
İki kar tanesi tam olarak benzer değildir.No two snowflakes are exactly alike.
Hiçbir kar tanesi birbirine benzemez.No two snowflakes are exactly alike.
Kaç tane arkadaşın var?How many friends do you have?
Annemle babam birbirini dağlarda tanımış.My parents met each other in the mountains.
İncil'e göre Tanrı dünyayı altı günde yarattı.According to the Bible, God created the world in six days.
Bu fotoğraftaki adamı tanıyor musun?Do you recognize the man in this photo?
Seni ailemle tanıştırayım.Let me introduce you to my parents.
Bu bilet iki kişinin girmesine olanak tanır.This ticket allows two people to enter.

İlgili Sayfalar