Onu şimdi görsen muhtemelen sen bile onu tanımazsın.You probably wouldn't even recognize Tom if you saw him now.
Tom o zaman Mary'yi çok iyi tanımıyordu.Tom didn't know Mary very well at that time.
Tom Mary'yi benim tanıdığım kadar iyi tanımıyor.Tom doesn't know Mary as well as I do.
Tom Mary'yi benim tanıdığım kadar iyi tanımıyordu.Tom didn't know Mary as well as I did.
Tom Mary'yi çok iyi tanımıyordu.Tom didn't know Mary very well.
Tom bizi çok iyi tanımıyor.Tom doesn't know us very well.
Tom beni çok iyi tanımıyor.Tom doesn't know me very well.
Tom Mary'yi hiç tanımıyordu.Tom didn't know Mary at all.
İşte kısa bir tanımlama.Here is a brief description.
Tom gerçekten beni tanımıyor.Tom doesn't really know me.
Tom beni hiç tanımıyor.Tom doesn't know me at all.
Tom bile beni tanımıyor.Tom doesn't even know me.
Tom bana babasını tanıyıp tanımadığımı sordu.Tom asked me if I knew his father.
Tanım çok soyut.This description is too abstract.
Tanım çok açık değil.The description isn't very clear.
Mary ile birlikte olmasaydı Tom'u tanımazdım.I wouldn't have recognized Tom if he hadn't been with Mary.
Aşkı tanımlamak zordur.Love is hard to define.
Bunu tanımlamak bile zor.It's hard to even describe.
Onun onu tanıması gerekiyor.He needs to recognize that.
Ben bile Tom'u tanımadım.I didn't even recognize Tom.
Tom'u kişisel olarak tanımıyorum.I don't personally know Tom.
Sen belli ki Tom'u çok iyi tanımıyorsun.You obviously don't know Tom very well.
Tanımadığım insanlarla hayatım hakkında konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking about my life with people whom I don't know.
O beni benim kendimi tanıdığımdan daha iyi tanımaktadır.He knows me better than I know myself.
Boston'da hiç kimse beni tanımıyor.Nobody knows me in Boston.
Tom'u tanımıyormuş gibi yaptım.I pretended that I didn't know Tom.
Bu yazının yazarı tanımlanmayı tercih etmiyor.The author of the phrase prefers not to be identified.
O kendini bir demokratik sosyalist olarak tanımlıyor.He describes himself as a democratic socialist.
Onun beni hemen tanımasına şaşırmıştım.I was surprised that she recognized me right away.
Beni tanımıyormuş gibi yanımdan geçti.She passed me pretending not to know me.
Sen onu tanımıyorsun ama ben tanıyorum.You don't know him, but I do.
Tam bir cümleyi nasıl tanımlarsın?How do you define a complete sentence?
Tom gerçekten Mary'yi tanımıyor.Tom doesn't really know Mary.
İnsan aptallığı sınır tanımıyor.Human stupidity knows no limits.
Tom Mary'yi iyi tanımak zorunda.Tom got to know Mary well.
Orada kimseyi tanımıyordum.I didn't know anybody there.
Bana tanımlamayı gösterebilir misiniz?Can you show me the definition?
Tanımadığım insanlarla konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking to people I don't know.
Ben partide hiç kimseyi tanımıyordum.I didn't know anybody at the party.
Gerçekten Tom'u çok iyi tanımıyorum.I don't really know Tom very well.
Onu tanımak bir onurdur.It's an honor to know him.
Tom kendini tanımlamadı.Tom didn't identify himself.
Sana Tom'u tanımadığımı söyledim.I told you I don't know Tom.
Gördüğümü tanımladım.I described what I saw.
Kral 1700 yılında, tanımlanmamış nedenlerle 80 yaşında öldü.In 1700, the king died at age 80 of unspecified causes.
Boston'da hiç kimseyi tanımıyorum.I don't know anyone in Boston.
Bilimin gerçek tanımı, dünyanın güzelliğini araştırmaktır.The real definition of science is that it's the study of the beauty of the world.
Fransızcayı nasıl konuşacağını bilen birini tanımıyorum.I don't know anyone who knows how to speak French.
On üç yaşından beri Tom'u tanımaktayım.I've known Tom since I was thirteen.
Bir şüpheli tanımlandı.One suspect has been identified.
O, babasını tanımıyor.He doesn't know his father.
Ben Tom'u tanımadığımı söyledim.I said I didn't know Tom.
Seni tanımak güzeldi, Tom.It was cool getting to know you, Tom.
Aptallık hiçbir sınır tanımaz.Stupidity knows no bounds.
Yeni sürümü bir giriş doğrulamak için yüz tanıma yazılımı kullanır.The newest version uses facial-recognition software to validate a login.
Tom beni tanımıyormuş gibi yaptı.Tom pretended he didn't know me.
Tom'u onu yapmasını isteyecek kadar iyi tanımıyorum.I don't know Tom well enough to ask him to do that.
Ben o adamı tanımadım.I didn't recognize that guy.
Ben o kadını hiç tanımıyorum.I don't know that woman at all.
O adamları gerçekten tanımıyorum.I really don't know those guys.