tanımı ile cümle

tanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hayır, senin erkek kardeşini tanımıyorum.No, I do not know your brother.
Tom'un erkek kardeşlerinden hiçbirini tanımıyorum.I don't know any of Tom's brothers.
Tom görünüşe göre Mary'yi tanımıyor.Tom apparently doesn't know Mary.
Boston'da pek çok insan tanımıyorum.I don't know many people in Boston.
Sami, Facebook arkadaşlarını gerçek hayatta tanımıyor.Sami doesn't know his Facebook friends in real life.
Sami seni tanımıyor bile.Sami doesn't even know you.
Sami, Leyla'nın sesini hiç tanımıyordu.Sami didn't recognize Layla's voice at all.
Tom'u benim tanıdığım kadar iyi tanımıyorsun.You don't know Tom as well as I do.
Kimse Tom'u benim tanıdığım kadar iyi tanımıyor.Nobody knows Tom as well as I know him.
Kimse Tom'u benim kadar iyi tanımıyor.No one knows Tom as well as I do.
Hiç kimse Tom'u benim onu tanıdığım kadar iyi tanımıyor.No one knows Tom as well as I know him.
Burada pek çok insanı tanımıyorum.I don't know many people here.
Tom odadaki tek bir kişiyi bile tanımıyordu.Tom didn't know a single person in the room.
Tom seni tanımıyor.Tom doesn't know you.
Tom'un ebeveynlerinden birini tanımıyorum.I don't know either of Tom's parents.
Tom ve ben birbirimizi tanımıyorduk bile.Tom and I didn't even know each other then.
Sami, Leyla'nın arabasını tanımıyor.Sami doesn't know Layla's car.
Oradaki insanların hiçbirini tanımıyorum.I don't know any of those people over there.
Tom'u sevmeyen birini tanımıyorum.I don't know anyone who doesn't like Tom.
Tom komşularından hiçbirini tanımıyor.Tom doesn't know any of his neighbors.
Tom Many'yi tanımıyormuş gibi yaptı.Tom pretended that he didn't know Many.
Tom Mary'yi o kadar iyi tanımıyor.Tom doesn't know Mary that well.
Kabiliye'de kimseyi tanımıyordum.I didn't know anyone in Kabylie.
Babamızı tanımıyoruz.We don't know our father.
Bu şehirde kimseyi tanımıyorum.I don't know anyone in this city.
Babam onu tanımıyordu.My father did not know him.
Yanni, Skura'yı o kadar iyi tanımıyor.Yanni doesn't know Skura that well.
Tom'u hiç tanımıyorum.I don't know Tom at all.
ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yetkisini tanımıyor.The US doesn't recognize the authority of the ICC.
Felix, Amelia'yı hiç tanımıyordu.Felix didn't know any Amelia.
Karl o gece çalışan diğer çalışanları şahsen tanımıyordu.Karl didn't personally know the other employees working that night.
Karl o gece çalışan diğer çalışanları kişisel olarak tanımıyordu.Karl didn't personally know the other employees working that night.
İsrail Kosova'yı tanımıyor, ancak her iki devlet iyi ilişkileri destekliyor.Israel does not recognise Kosovo, but both states foster good relations.
Çiftçiyi buluyorlar ama kalbi kırılmış olan Shaun'u tanımıyor.They find the farmer, but he does not recognise Shaun, who is heartbroken.
İran hükümeti, dini olmayan İranlıların varlığını resmi olarak tanımıyor.The Iranian government does not officially recognise the existence of non-religious Iranians.
Carl Linnaeus maden ocağını ziyaret etti ve madencilerin yaşamının canlı bir tanımını yaptı.Carl Linnaeus visited the mine and produced a vivid description of the life of the miners.
1799 Matthew Baillie ülserlerin tanımını yayımladı.1799 Matthew Baillie publishes a description of ulcers.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.We never really knew each other.
Biyolojik tür tanımı (BTT), melezleşme yaklaşımının klasik bir örneğidir.The Biological Species Concept (BSC) is a classic example of the interbreeding approach.
Böylece, evren genişledikçe - yerine küçülür daha - tanımı gereği.Thus, the universe expands—rather than shrinks—by definition.
Türkiye, Finlandiya'nın bağımsızlığını 21 Şubat 1918'de tanımıştır.Turkey recognized the independence of Finland on February 21, 1918.
"Off-route mayını" tanımı tanksavar amaçlı tasarlanan ve üretilen mayınları kapsar.The term "off-route mine" refers to purpose designed and manufactured anti-tank mines.
Şimdi w = z½ 'nin tam bir tanımını verebiliriz.We can now give a complete description of w = z½.
Bu gelişme Güney Kore'nin dış borç seviyesini azaltmaya başlamasına imkan tanımıştır.This development permitted South Korea to begin reducing its level of foreign debt.
Anlamsal güvenlik tanımı ilk olarak Goldwasser ve Micali tarafından 1982'de ortaya atıldı.The notion of semantic security was first put forward by Goldwasser and Micali in 1982.
Novial'in ilk tanımı Otto Jesperen'in kitabında yapılmıştır (An International Language) (1928).Novial was first described in Jespersen’s book An International Language (1928).
Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır.And they sewed fig leaves together and made themselves aprons.”
Sıradaki resmi tanım, (Peterson 1981)'in tanımıdır.The following formal definition is loosely based on (Peterson 1981).
Albüm Take That'ın tanımıyla "90'lara geri dönüş, ama modern bir dönüş"tür.The album features what Take That describe as "a throwback to the 90s, but with a modern twist".
Finans sektöründe riskin tek bir tanımı yoktur.In finance, risk has no single definition.
Bu eşleme x içinde açıklıkla doğrusaldır, vve böylece daha önceki tanımında sorun yoktur.This map is clearly linear in x, and so it does not have the problem of the earlier definition.
2 Haziran 1954'te bayrağın tanımı, Rusya SFSC Anayasası'na dahil edildi.On 2 June 1954, the description of the flag was included in the Constitution of the RSFSR.
Okyanusların tanımı ve sayısı, bu kabul kriterine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.The definition and number of oceans can vary depending on the adopted criteria.
Tarihte bilinen ilk anemometre tanımını 1450 yılı civarında Leon Battista Alberti yapmıştır.The first known description of an anemometer was given by Leon Battista Alberti in 1450.
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.Kenya has no single prominent culture that identifies it.
Çeşitli ülkelerde taraflı medyanın tanımı ve derecesi büyük ölçüde tartışmalıdır.The direction and degree of media bias in various countries is widely disputed.
Bu ayrılık olmadan bir atalet çerçevenin Newton tanımını uygulamak zordur.It is hard to apply the Newtonian definition of an inertial frame without this separation.
Açık ve koyu ışıklı alanların kontrastı, nesnenin tanımını vermektedir.The contrast of dark and light areas gives definition to the object.
Bazı ülkeler her iki cinsiyete de aynı zamanda oy hakkı tanımıştır.Some countries granted suffrage to both sexes at the same time.
Dünya'nın manyetik alanının dünya çapındaki tanımı, matematiksel bir model baz alınarak yapılır.The global definition of the Earth's field is based on a mathematical model.

İlgili Sayfalar