tanımı ile cümle
tanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca mezhep hürriyeti de tanımıyordu.Namun mereka tidak menemukan sepucuk senjata pun.
Mod tanımı seçkin modifikasyonlardan oluşur ve forum moderator tarafından bu isimle anılmıştır.Huruf kapital digunakan untuk membedakan modifikasi dengan moderator forum.
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz.Yang bertenaga listrik bernama Sd.Kfz.
Wright'ın bu tanımı, popülasyon genetiğindeki birçok model için temel bir parametre oluşturur.Ukuran populasi efektif adalah parameter dasar dalam banyak model genetika populasi.
Lüzinyanlar onlara mal vermiş ve ayrıcalıklar tanımıştı.Sebagai gantinya, mereka memperoleh hadiah, pengikut dan status kehormatan.
Voltajın daha basit tanımı Ohm yasası tarafından yapılabilir: V=IR.Dapat dilihat bahwa gaya gerak magnet serup dengan tegangan V dalam Hukum Ohm: V = IR.
"Teori" kelimesinin bilimsel tanımı günlük dildeki anlamından farklıdır.Definisi ilmiah kata "teori" berbeda dengan pengertian kata ini secara umum.
Sünnilere olan nefreti sınır tanımıyordu ve zulmü acımasızdı.Kebenciannya pada Sunni dikenal tanpa batas dan siksaannya atas mereka sangat kejam.
Yeni Rusya Orta Asya’nın tanımına Kazakistan’ı da eklemiştir.Kazakhstan telah menyerukan " integrasi intra - regional di Asia Tengah " dan integrasi internasional daerah .
Tuva kişisi olarak yakından tanımıştır.Leo dikenal sangat dekat dengan umatnya.
"Yasak sınır tanımıyor"."Buku yang dilarang".
Lua error in Modül:Konum_haritası/çoklu at line 13: Belirtilen konum haritası tanımı bulunamıyor.Lỗi Lua trong Mô_đun:Location_map/multi tại dòng 13: Không tìm thấy trang định rõ bản đồ định vị.
Matematikçiler ve filozoflar arasında matematiğin kesin kapsamı ve tanımı konusunda görüş ayrılığı vardır.Các nhà toán học và triết học có nhiều quan điểm khác nhau về định nghĩa và phạm vi của toán học.
Nikaragua ve Venezuela da Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımıştır.Ngoài Venezuela, còn có Nicaragua và Nauru công nhận nền độc lập của Nam Ossetia và Abkhazia.
Ülke güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak görev tanımınızda var mıdır?Ông có nhiệm vụ đảm bảo độc lập và ổn định của quốc gia.
Mahallede yaşayan herkes birbirlerini tanımış ve birbirleriyle kaynaşmış durumdadır.Người dân trong làng đầu quen biết với nhau và đều là bạn của nhau.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.Hai người chưa bao giờ gặp nhau.
Bunlardan en çok kullanılanı “M1” para arzı tanımıdır.M1 còn được gọi là cung tiền giao dịch.
Senfonik black metal grupları bu tanımın içinde yer alır.Hầu hết những nghệ sĩ black metal underground vẫn tiếp tục với phong cách này.
Hakların tanımı hakkında birden çok teori mevcuttur.Đã có nhiều chứng minh của định lý.
Kılık değiştirmiş Norina'yı tanımıştır.Ông thiết kế trang phục Old Norse.
Brønsted–Lowry asit-baz tanımı Arrhenius tanımının genişletilmiş halidir.Lý thuyết axit-bazơ Brønsted-Lowry có một số lợi thế so với lý thuyết Arrhenius.
Ancak bu sayı sokak çocuklarının değişen tanımı nedeniyle doğrulanamamaktadır.Tuy nhiên, con số này không được xác nhận bởi những định nghĩa khác nhau về trẻ em đường phố.
1371'de yıllık haraç vererek Osmanlı Sultanı I. Murad'in üst egemenliğini tanımıştır.Năm 1371, ông chính thức công nhận quyền bá chủ của Sultan Murad I của Ottoman.
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz.Sau khi thử nghiệm, Sd.Kfz.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.ただし、お互いに面識はない。
Bunlara “fizik tanımı” ve “ kristal bilimii tanımı” denir.この記事ではそれらを「物理学の定義」と「結晶学の定義」とそれぞれ呼ぶ。
Gerçek metallerde, elektriksel perdelemenin fiziksel tanımı Fermi-Thomas teorisindekinden daha karmaşıktır.実際の金属中では、電場の遮蔽はトーマス=フェルミ理論で説明されるよりもはるかに複雑である。
Marcel de onu tanımıştır.マークとも知り合い。
Bunun yerine, "Türk kökenli-Türk milletinden" (Çincesi; Tujue zu) tanımının kullanılmasını istiyorlardı.彼らは代わりに「テュルク民族」(中国語:突厥族)を自分たちに用いる事を要求した。
Burada kimse onu tanımıyordu.しかし、それを知る者はだれもいなかった。
Permakültür’ün diğer bir tanımı "sürdürülebilir yerleşimler" tasarlamaktır.「追憶」:あなたが死亡する時、他のキャラ1名(あなたを殺したキャラ以外)を指定できる。
Tüm bu bulgular hastalığın bugünkü ismi ve tanımına neden olmuşturlar.この時期の症状がこの疾患の名前の由来となっている。
Bu da Belçikalılara köprüyü patlamak için gereken süreyi tanımıştır.そして、ベルギー軍が設置していた橋の爆破装置を無力化した。
Gimbutas "Kurgan kültürü" nü birbirini takip eden dört periyodun bileşkesi olarak tanımıştır.ギンブタスは、クルガン文化を4つの連続する時期に区分する。
Novial'in ilk tanımı Otto Jesperen'in kitabında yapılmıştır (An International Language) (1928).ノヴィアルはイェスペルセンの著書An International Language (1928年)で初めて記述が現れた。
Küçük evlerden saray tanımına giren yapılara kadar çeşitli boyutlarda olabilirdi.小さな個体から、ビルを覆う巨大な個体まで様々なサイズが存在する。
Uzun dönemler Şilinin'da geçmiş ve Peru'nun liman şehirleri onun İspanyolca öğrenmesine de olanak tanımıştı.チリとペルーの港で過ごされた長い期間により、スペイン語を覚えることもできた。
"Sıra #" tanımı, dizinin beşinci sezonu itibarı ile yayınlanan bölüm sayısını göstermektedir.// この例では、"name" フィールドがこのクラスの定数プールの5番目に対応する。
İkincil yapı hidrojen bağlanması ile tanımlanır, dolayısıyla bir hidrojen bağının kesin tanımı esastır.二次構造は水素結合によって定義されるため、水素結合の厳密な定義が決定的に重要な意味を持つ。
Ancak kimi gelişmiş ülkelerde bu tanımın standartlarında değişiklik görülmektedir.不良の中でもこのスタイルに変化する者が現れた。
Dolayısıyla halihazırda kütleçekimsel tekilliğin tanımı yapılamamış durumdadır.現在でも筋力トレーニングは欠かさないと言う。
Tam normlu uzayı olarak, Hilbert uzayı tanımı gereği de Banach uzayı'dır.完備なノルム空間であるという点で、定義によりヒルベルト空間はバナッハ空間でもある。
Doğru ve yanlış yerine "belirsiz" tanımının eklenmesine yol açmıştır.正解で「内定」、不正解で「不採用」コールが出される。
Mühimmat envanter tanımı Sd.Kfz. 181'dir (özel amaçlı taşıt 181).制式番号はSd.Kfz.181である。
Tanrını tanımıyor, İsrail Halkını da salmıyorum" yanıtını verir.あなたは神のことを思わないで、人のことを思っている」。
Senfonik black metal grupları bu tanımın içinde yer alır.だから、俺はブラックメタルをこういう観点で見ているんだ。
Toplumun bireyle olan sosyal bağının kopması tanımıdır.彼の言う社会関係資本とは人脈である。
Ancak tanımı hala değişmektedir ve kullanan kişiye göre anlam değişebilir.彼女の予知は必ず当たるが、それを知った者が行動する事によって変える事も出来る。
Çok fazla tanımıyordum ama harika bir insan olduğunu biliyordum.残りは覚えてないけれど、あいつは面白い奴だったってことは覚えているよ。
Ek olarak artmış fetal kalınlığın tanımı ile ilgili de fikir birliği uzunca bir süre sağlanamamıştır.ネギが語った時間跳躍を全く信じないなど、頭が固い面もあった。
Onu tanımıyorum.彼のことを知らない。
Onu tanımıyorum.私は彼に面識がない。
Şimdi w = z½ 'nin tam bir tanımını verebiliriz.现在我们可以给出 w = z½ 的一个完整描述。
İran hükümeti, dini olmayan İranlıların varlığını resmi olarak tanımıyor.伊朗政府並沒有正式承認無宗教的伊朗人。
Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır.無忌既與恪有隙,因而斃恪。
19. yüzyılda, Kepler'in tanımı tamamen unutulmuş, bu nedenle kimse Wollaston'un iddiasına karşı çıkmamıştır.但到了19世纪,开普勒的描述完全被遗忘了,所以没有人质疑沃勒斯顿的声明。
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.他们不认识彼此。
Onlar için Siyonizm'in tanımı "Ulusun yeniden doğuşu" idi.对他们而言,锡安主义是“国家的重生”。
Bunun yanında en önemli özelliklerinden bir tanesi öğrencilere tanımış oldugu imkânlardır.(我们谈到的人中可能还有其他学生。