tanımı ile cümle

tanımı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
cevher oluşumu cevher tanımı volkanoloji Hidrotermal bacaOre genesis Ore definition Volcanology Hydrothermal vent
O benim komşum ama onu iyi tanımıyorum.Er ist mein Nachbar, aber ich kenne ihn nicht gut.
Tom komşularını tanımıyor.Tom kennt seine Nachbarn nicht.
Hiçbirimizi tanımıyor.Er kennt keinen von uns.
Boston'da kimseyi tanımıyorum.Ich kenne niemanden in Boston.
Tom'u çok iyi tanımıyordum.Ich kannte Tom nicht besonders gut.
Boston'da hiç kimseyi tanımıyorum.Ich kenne niemanden in Boston.
Burada kimi tanımıyorsun?Wen kennst du hier nicht?
Beni tanımıyor musun?Kennst du mich nicht?
Ben o tanımı severim.Ich mag die Beschreibung.
O, babasını tanımıyor.Er kennt seinen Vater nicht.
Tom hariç buradaki hiç kimseyi tanımıyorum.Ich kenne hier niemanden außer Tom.
Bu doktoru tanımıyorum.Ich kenne diesen Arzt nicht.
Searle’ün önermesel eyleminin tanımlanması, Austin’in retorik/konuşma eyleminin tanımıyla örtüşmemektedir.Searles Bestimmung des Propositionalen Aktes deckt sich nicht mit Austins Begriff des Rhetischen Aktes.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.Sie kannten sich damals untereinander nicht.
Sınır tanımıyor, azgınlık yapıyorlardı."Das Heidentum kannte kein Gottesurteil Die Götter richteten nicht.
Borsalar kusursuz bir piyasanın mikro ekonomik tanımına en yakındır örnektir.Börsen kommen der mikroökonomischen Definition eines vollkommenen Marktes nahe.
"Terra Sigillata'nın tanımı".Formschüsseln für Terra Sigillata.
Artık anne ve babası birbirlerini tanımıyorlardır.Mutter und Sohn erkannten einander nicht.
Kılık değiştirmiş Norina'yı tanımıştır.Der verkleidete Ernesto erscheint.
Sovyet Rusya Hükümeti 31 Aralık’ta Fin bağımsızlığını tanımıştır.Die neue sowjetrussische Regierung erkannte Finnlands Unabhängigkeit am 31. Dezember 1917 an.
Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır.Sie trafen sich wöchentlich in ihren Häusern und tauschten sich gegenseitig aus.
Daha ince bir tanımı ise tam sayılar üzerinden tanımlanacak bir denklik bağıntısıyla yapılabilir.Ein weiteres Ziel kann eine Liste sein, die mit aus dem Bild bestimmten Messgrößen gefüllt wird.
Terimin kabul edilmiş açık bir tanımı yoktur.Für den Namen gibt es keine verbürgte Erklärung.
Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hâlâ devam eden bir tartışmadır.Über die Erweiterung zu einem Vollanschluss wird zurzeit in der Regierung diskutiert.
Ve Pasteur; "Omne vivum ex ovo" (Her canlı bir yumurtadan doğar)" tanımını yaptı.Daraufhin formulierte Redi den berühmten Satz: „Omne vivum ex ovo.“ (‚Alles Leben entsteht aus einem Ei.‘).
AA, alkolik tanımını şöyle yapmaktadır: Kendini alkole karşı güçsüz hissetmek ve hayatını artık yönetememek.Wir gaben zu, dass wir dem Alkohol gegenüber machtlos sind – und unser Leben nicht mehr meistern konnten.
Bundan dolayı halk “yerli” tanımını tercih etmekteydi.Er traf sich lieber mit einem „guten Indianer“.
İman gibi küfrün de belirli ve her mezhepte değişmeyen bir tanımı bulunmamaktadır.Er nimmt nur noch das wahr, was er glaubt, darin zu erkennen, während alles andere ausgeblendet wird.
Sürgün edildiği yerde birçok Danimarkalı insan tanımıştı.Ein Offizier berichtet, dass viele Dänen bereits geflohen seien.
Bu çalışmaların sonunda Schiller’in şu ünlü tanımı ortaya çıkmışıtr: güzellik, görünüre kavuşan özgürlüktür.Schiller formulierte hier auch seine berühmt gewordene Formel, Schönheit sei „Freiheit in der Erscheinung“.
Kendisini ressam olarak tanımıyorlardı.Er nennt selbst keinen Verfasser.
Tanımı üzerinde evrensel bir uzlaşma yoktur.Es gibt keinen globalen Ansatz, auf den man sich international geeinigt hat.
La description du corps humain(İnsan vücudunun Tanımı) 1648.René Descartes: Beschreibung des Menschlichen Körpers (1648). und: Über den Menschen.
Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Eintrag zu standard hydrogen electrode.
Burada kimse onu tanımıyordu.Niemand wusste was von ihm.
Onu tanımıyorum.Je ne le connais pas.
Bu hesap makinesi bölme işlemi yapmaya imkan tanımıyor.Cette calculatrice ne permet pas d'effectuer des divisions.
Tom'u hiç tanımıyordum.Je ne connaissais pas du tout Tom.
Ama biz birbirimizi hiç tanımıyorduk.Nous n'avons jamais su l'un ou l'autre.
Neredeyse tanımı gereği, yoksul insanların çok az parası vardır.Par définition, les pauvres ont très peu d'argent.
Maria’nın 1885’de Mateiu adında bir oğlu olmuş, Caragiale de onu oğlu olarak tanımıştı.En 1885, elle donne naissance à Mateiu, que Caragiale reconnaît comme son fils.
Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Le platine est également toujours utilisé dans la définition de l'électrode standard à hydrogène.
1903 - Şartlı refleks tanımını kullandı.1903 : mention en modèle vivant.
Bu tanımı o tarihten sonraki soyadı olarak kullandı.Elle apparait sous son nom dès l'histoire suivante.
River Plate Eyaleti'ndeki gelecekteki bir ütopik kentin bir tanımı.Description d’une ville future utopique dans les États du Río de la Plata.
1995 yılından bu yana ABD Dünya AIDS Gününü resmi olarak tanımıştır.En 2009, les Nations unies reconnaissent officiellement la commémoration du Jour des océans du monde.
Benjamin Franklin’in ‘insan alet yapan hayvandır’ tanımına atıf yapılmıştır – yani ‘yapan insan’dır.Benjamin Franklin a également énoncé que « L’homme est un animal fabricateur d’outils » (toolmaking animal).
Bu nedenle, İslam'ın gelişinden önce kadınlar tarafından oynanan rollerin tek bir tanımı yoktu.Il n'y a donc pas de définition unique des rôles et des droits des femmes avant l'avènement de l'islam.
Bugüne dek 150 ülke tarafından imzalanan sözleşmeyi Türkiye 2006 yılında tanımıştır.Effective en 2004, cette convention a été signée par 158 pays.
Brønsted–Lowry asit-baz tanımı Arrhenius tanımının genişletilmiş halidir.La théorie de Brønsted-Lowry est une extension de la théorie acide-base d'Arrhenius.
Her iki taraf da topyekûn imhaya karşı ortak zayıflıklarını tanımışlardır.Les deux derniers de chaque division seront, pour leur part, relégués en division inférieure.
George R. R. Martin, "Bu bölge Duvar tanımına uyuyordu.George R. R. Martin a écrit l'épisode La Néra de cette saison.
Her diskriminantın her iki tanımı da birbiriyle çok yakın olarak bağlıdırlar.Ils ne tardent pas à comprendre que les deux crimes sont étroitement liés.
Bu prensip bazen ışık demetinin tanımı olarak görülür.On le considère parfois comme un précurseur de l'esprit des Lumières.
Light Novel'in tanımı ile ilgili olarak birçok farklı düşünce vardır.Light novel Plusieurs light novels sont sortis.
S parametrelerin tanımı ilk defa Vitold Belevitch'in 1945 tarihli tezinde yer buldu.La première description d'un paramètre S se trouve dans la thèse de Vitold Belevitch en 1945.
Yukarıda tanımı yapılan çekiciler geleneksel fizik içerisinde yer alan çekicilerdi.Il avait prédit les résultats ci-dessus dans le cadre de la physique classique.
Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır.Ils réaménagèrent la demeure et redessinèrent les jardins.
Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.Son dernier ouvrage, Unendliche Sphäre und Allmittelpunkt.

İlgili Sayfalar