Tom Mary'nin John'la tanışmasını istiyor.Tom wants Mary to meet John.
Tom hem Mary'yi hem de John'u tanır.Tom knows both Mary and John.
Tom Mary'yi John'a tanıttı.Tom introduced Mary to John.
Tom, Mary'nin John'la ne zaman tanıştığını bilmiyordu.Tom didn't know when Mary met John.
Tom, Mary'ye John'un karısını tanıyıp tanımadığını sordu.Tom asked Mary if she knew John's wife.
Tom Mary'ye John'u tanıyıp tanımadığını sordu.Tom asked Mary if she knew John.
Tom yaşlı adamı tanıdı fakat onun adını bilmiyordu.Tom recognized the old man, but didn't know his name.
Polisler kurbanın Tom olduğunu düşündü fakat cesedi tanıyamadılar.The police thought the victim was Tom, but they were unable to identify the body.
Tom'un arkadaşlarından herhangi birini tanıyor musunuz?Do you know any of Tom's friends?
Tom ve Mary birlikte zaman geçirirken birbirlerini daha iyi tanımaya başladılar.As Tom and Mary spent time together, they began to get to know each other better.
Tavus kuşu ( Inachis io ) güzel ve kolayca tanınabilen bir kelebektir.The peacock (Inachis io) is a beautiful and easily recognizable butterfly.
Çok iyi Rusça konuşan birini tanıyorum.I know a person who speaks Russian very well.
O gazetedeki tanıma uyuyor.He fits the description in the newspaper.
İkinci katta yaşayan bu yaşlı bayanı tanıyor musunuz?You know this old lady that lives on second floor?
Tom'u iyi tanır mısınız?Do you know Tom well?
Tom'u ne kadar iyi tanıyorsunuz?How well do you know Tom?
Kendini tanımak çok zordur.It's very difficult to know yourself.
Bu resimdeki kişiyi tanıyabilir misin?Can you recognise the person in this picture?
O, nişanlısını tanıttı.He introduced his fiancee.
Aşk sınır tanımaz.Love knows no limits.
Latince konuşan bir adam tanıyorum.I know a man who speaks Latin.
Onları tanımıyorum.I don't know them.
O, tanıdık görünüyor.It looks familiar.
O, tanıdık geliyor.It sounds familiar.
İnsan değerini tanıyan kişinin uğruna ölür.Man dies for the sake of the one who recognizes his worth.
Tom'un arabası tamponunda büyük bir göçük olduğu için kolaylıkla tanınabilir.Tom's car is easily recognizable since there is a big dent in the front bumper.
Tom Mary ile asla tanışmamış olmayı diledi.Tom wished he'd never met Mary.
Tom orkestra üyelerinden bazıları ile tanışıp tanışamayacağını görmek için kulise gitti.Tom went backstage to see if he could meet some of the band members.
Tom Mary'yi daha iyi tanımak istiyor.Tom wants to get to know Mary better.
Tom, Mary'nin annesiyle tanışmasını istiyor.Tom wants Mary to meet his mother.
Tom Mary'yi daha iyi tanımak istedi.Tom wanted to get to know Mary better.
Tom Mary'den ebeveynleri ile tanışmasını istedi.Tom wanted Mary to meet his parents.
Tom Mary'ye karşı tanıklık etmek için isteksiz gibi görünüyor.Tom seems to be unwilling to testify against Mary.
Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha hızlı koşar.Tom runs faster than anyone else I know.
Tom, Mary'yi John'a tanıştırdığından pişmanlık duyuyor.Tom regrets having introduced Mary to John.
Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha çok kitap okur.Tom reads more books than anyone else I know.
Tom tanıdığım herkesten daha iyi gitar çalar.Tom plays the guitar better than anyone else I know.
Tom Mary ile birkaç yıl önce tanıştı.Tom met Mary a couple of years ago.
Tom kızı Boston'da yaşayan bir adam tanıyor.Tom knows a man whose daughter lives in Boston.
Tom Fransızca konuşan bir adam tanıyor.Tom knows a man who speaks French.
Tom babası Vietnam Savaşında bir helikopter pilotu olan bir adam tanıyordu.Tom knew a man whose father was a helicopter pilot during the Vietnam War.
Tom, babası Vietnam Savaşı sırasında helikopter pilotluğu yapmış bir adam tanıyordu.Tom knew a man whose father was a helicopter pilot during the Vietnam War.
Tom tanıdığım en zeki adamdır.Tom is the smartest man I know.
Tom tanıdığım en zengin kişidir.Tom is the richest man I know.
Tom tanıdığım en şişman insandır.Tom is the fattest man I know.
Tom tanıdığım en iyi-görünüşlü kişidir.Tom is the best-looking man I know.
Tom üvey oğlunu Mary'nin üvey kızına tanıttı.Tom introduced his stepson to Mary's stepdaughter.
Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.Tom introduced himself as Mary's ex-husband.
Tom Mary'yi çocukluğundan beri tanımaktadır.Tom has known Mary since childhood.
Tom tanıştığı her kadına âşık olur.Tom falls in love with every woman he meets.
Tom tanıdığım başka herhangi birinden daha çok içer.Tom drinks more than anyone else I know.
Tom onu herhangi birinin tanıyacağını düşünüyordu.Tom didn't think that anyone would recognize him.
Tom partide hiç tanıdık yüzler görmedi.Tom didn't see any familiar faces at the party.
Tom bir tanıtım dublörü olarak onu yaptı.Tom did it as a publicity stunt.
Tom yeni icadını hem John'a hem de Mary'ye tanımladı.Tom described his new invention to both John and Mary.
Tom şirketin en yeni ürününü kalabalığa tanıttı.Tom demonstrated the company's newest product to the crowd.
Tom kesinlikle polisin bize verdiği tanıma uyuyor.Tom certainly fits the description that the police gave us.
Tom ve Mary birbirlerini tanıyorlardı.Tom and Mary got to know each other.
Tom ve Mary birbirlerini tanımazlar.Tom and Mary don't know each other.
Tom neredeyse Mary'yi tanımadı.Tom almost didn't recognize Mary.