Andolsun fecre (tan yeri ağarmasına),I CALL TO witness the dawn
Esenliktir o, ta tan yeri ağarıncaya kadar!It is peace till the dawning of the day.
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.It is peace till the dawning of the day.
Yemin olsun tan yerinin ağarma vaktine,I CALL TO witness the dawn
Bir esenlik ve huzur vardır; sürüp gider o, tan yeri ağarıncaya kadar!It is peace till the dawning of the day.
O, tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.It is peace till the dawning of the day.
Hasta insanlar tan yeri ağarmadan çeşmeye gidip su alırlar ve bu su ile yıkanırlar.Man wird etwas Wasser holen; dann könnt ihr euch die Füße waschen und euch unter dem Baum ausruhen.
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi.Ora il cielo era sopra di me e mi apparvero le stelle.
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi.А мы молились тогда прямо под открытым небом, под звёздами.
Hasta insanlar tan yeri ağarmadan çeşmeye gidip su alırlar ve bu su ile yıkanırlar.Чтобы избавиться от грехов, люди купаются в озере и пьют его воду.
Kazan, tan yeri ağarıncaya kadar kaynamış.Ratuje Karana od upadku w przepaść.
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi.Бог стояв на верхівци дуги та вішав зірки на небо.
Sabah namazı: Sabah, tan yerinin ağarmaya başlamasından, Güneş'in doğuşuna kadar olan zamandır.其中,「凌」意为迫近,「晨」指早上太陽剛出來的時候。
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi.הלילה היה בהיר והכוכבים נראו היטב.
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi.Tistega usodnega večera je bilo morje mirno in na nebu so se videle zvezde.
Tan yeri sökülüp gökte yıldızlar seyrekleşirdi."Kuusirp lamas selili taevas ja tähed tantsisklesid tema ümber."
Bu paranın hepsini senden önünde sonunda alacaklar! Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar!Copiii consuma droguri, pierd vremea prin mall-uri.
Bu paranın hepsini senden önünde sonunda alacaklar! Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar!Ils l'auront, ils vous prendront tout tôt ou tard, parce qu'ils possèdent ce putain d'endroit.
Bu paranın hepsini senden önünde sonunda alacaklar! Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar!Защото притежават това място.
Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar! Bu büyük bir klüp ve sen üyelerden biri değilsin!Επειδή τους ανήκει αυτό το αναθεματισμένο μέρος!Είναι ένα μεγάλος όμιλος και εσύ δεν είσαι μέσα σε αυτόν!
Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar! Bu büyük bir klüp ve sen üyelerden biri değilsin!あなたも私も、メンバーじゃない!
Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar!Früder oder später, weil sie einfach alles besitzen!
Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar!Karena mereka memiliki tempat ini.
Çünkü bu b**tan yerin sahibi onlar!Porque eles possuem este lugar!