Bunu tamir ettirmem gerekiyor.I've got to get this fixed.
Arabamı tamir ettirmek zorundayım.I've got to get my car fixed.
Bunu derhal tamir ettirmek zorundayım.I've got to get this fixed right away.
Tom bir saati tamir etti.Tom fixed a watch.
Belki bunu tamir edebiliriz.Maybe we can repair it.
Onu tamir etmek sana yeni bir tane almaktan daha fazlaya mal olacak.It'll cost you more to fix it than to it would cost you to buy a new one.
Onu tamir ettireceğiz.We'll get it fixed.
Onu tamir etmek yaklaşık otuz dolar tutacak.It'll cost about thirty dollars to repair it.
Bunu tamirhaneye götür.Take it to the repair shop.
Bunu nasıl tamir edeceğiz?How are we going to repair this?
Onu tamir etmeye ne gerek var?Why bother fixing it?
Sızdıran tavanımı tamir etmek zorundayım.I have to fix my leaky ceiling.
Ben gerçekten bir gün sızdıran tavanımı tamir etmek zorundayım.I really have to fix my leaky ceiling one of these days.
Ben gerçekten sızdıran tavanımı tamir etmek zorundayım.I really have to fix my leaky ceiling.
Sızdıran tavanımı tamir etmek için kimi çağırabilirim?Who can I call to fix my leaky ceiling?
Su tesisatımı tamir etmek için kimi arayabilirim?Who can I call to fix my plumbing?
Su tesisatımı tamir etmek için kimi aramalıyım?Who should I call to fix my plumbing?
Sızdıran musluğumu nasıl tamir edebilirim?How can I fix my leaky faucet?
Sanırım Tom onu nasıl tamir edeceğini biliyor.Tom knows how to fix that, I think.
Biz sadece birkaç şeyi tamir ettik.We just fixed a couple things.
Onu tamir ettirdiğimizi düşünüyoruz.We think we've got that fixed.
Bunu tamir etmekle neden uğraşalım ki?Why should we bother fixing it?
Tom bisikletimi tamir etti.Tom repaired my bicycle.
Tamirci bana on sent ödetmeden arabamı tamir etti.The mechanic fixed my car without charging me a dime.
Arabamız tamir ediliyor.Our car is being repaired.
Onların vagonunu tamir ettim.I fixed their wagon.
Onu tamir etmeye çalışacağım.I'll try to repair it.
Tom arabasını tamir etmeye çalışıyor.Tom is trying to fix his car.
Tom bir oto tamirciydi.Tom was an auto mechanic.
Ne kadar süredir bir oto tamircisisin?How long have you been an auto mechanic?
Ben bir araba tamircisiyim.I'm a mechanic.
Tom kontrol ettirmek için arabasını tamirhaneye getirdi.Tom brought his car to the repair shop to have it checked.
Çiti tamir ettim.I fixed the fence.
Tamir atölyesine gidiyorum.I'm going to the repair shop.
Tamirhaneye gidiyorum.I'm going to the repair shop.
Bunu tamir ettireceğim.I'll get it fixed.
Tom, motoru tek başına nasıl tamir edeceğini anladı.Tom figured out how to fix the engine on his own.
Bunu tamir etmeyi henüz bitirmedim.I haven't finished fixing this yet.
Tamirci kılığına girdim.I disguised myself as a repairman.
Tom, arabayı tamir etmeme yardım etti.Tom helped me fix the car.
Arabayı tamir ediyorum.I'm fixing the car.
Onu tamir edecek misin?Are you going to fix it?
Bu arabayı tamir ettirmem gerek.I need to get this car fixed.
Oto tamircinize güveniyor musunuz?Do you trust your auto mechanic?
Onu tamir etmeyecek misin?Aren't you going to fix it?
Sami, Leyla'nın arabasını tamir etti.Sami fixed Layla's car.
Sami, Leyla'nın arabasını tamir etmesine yardımcı oldu.Sami helped Layla fix her car.
Arabamı tamir ettirmek için tamirciye götürmem gerekiyor.I need to take my car to the mechanic's to get it fixed.
Tom arabasını kendi başına tamir edemedi.Tom wasn't able to fix his car by himself.
Dizüstü bilgisayarımı tamir edebilir misin?Can you fix my laptop?
Televizyonumu tamir edebilir misin?Can you fix my TV?
Lavabomu tamir edebilir misin?Can you fix my sink?
Musluğumu tamir edebilir misin?Can you fix my faucet?
Tuvaletimi tamir edebilir misin?Can you fix my toilet?
Bisikletimi tamir edebilir misin?Can you fix my bike?
Kamyonumu tamir edebilir misin?Can you fix my truck?
Bir tamirci olmak istiyorum.I want to become a mechanic.
Arkadaşlarımdan biri dün bisikletimi tamir etti.One of my friends repaired my bike for me yesterday.
Tom'un arabasını tamir etmesine yardım ettim.I helped Tom fix his car.
Tom patlak lastiği kendi kendine tamir etti.Tom fixed the flat tire by himself.