Ana içeriğe geç
Sözlük

tamir etme ile cümle

tamir etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.We have the ability now, and maybe the moral obligation, to repair some of the damage.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.I think Aaron was trying to make the world work. He was trying to fix it.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Whereas living room water, it's better to do tar on the roof."
- Telefon şirketi telefonu tamir etmek zorunda.-You bet!
- Diyorsun ki RCA, herkes kendi ürünlerini tamir etmek zorunda olsa...-You mean if RCA, if everybody had to maintain their own... -You bet.
Gaz idarelerinde, şüpheli sızıntıları soruşturma ve tamir etmek üzere sevkedilmiş mühendisler.In gas utilities, engineers who are dispatched to investigate and repair suspected leaks.
Tamir etmek için Adrian'ın arabasını kendi evine çeker.He towed Adrian's car to his (Tomás') house to fix it.
O arabayı tamir etmek zorunda.Er muss das Auto reparieren.
Saldırıyı takiben, yeniden yüzdürmek ve tamir etmek için harekete geçildi.Nach Strandung wieder flott gemacht und repariert.
Tamir etmek için radyoyu parçalara ayırdım.Я разобрал радиоприёмник на части, чтобы починить его.
Bunu tamir etmek imkansız.Це неможливо полагодити.
Ayrıca, oyun karşılaşılan bozuk makineleri tamir etmek gerekmektedir.כל מה שהם רוצים זה לתקן את הצעצועים המקולקלים שלהם.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Alors que l'eau de salon, il vaut mieux passer du goudron sur le toit."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Când vine vorba despre apa din sufragerie, este mai bine sa gudronăm acoperișul."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Ezzel szemben ha a nagyszoba ázik be, jobban járunk, ha a tetőfedéssel kezdjük.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."그에 반해 거실에 물이 새는 경우에는 천장에 방수제를 바르는 것이 낫습니다.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Mentre invece l'acqua del soggiorno si può rimediare col catrame sul tetto".
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Mientras que para el agua de living, es mejor el alquitrán en el techo.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Podczas gdy w przypadku zalanego salonu lepiej jest uszczelnić dach."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Terwijl het voor woonkamerwater beter is om het dak te asfalteren."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Wobei bei Wohnzimmerwasser, es besser ist, Dachpappe aufs Dach zu legen.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Ενώ στη διαρροή σαλονιού, καλύτερα να ρίξουμε πίσσα στην στέγη".
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."В случае воды в гостиной, нужно просмолить крышу.
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."Що се отнася до вода в хола, по-добре е да сложим катран на покрива."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."בעוד שעבור מי-סלון, עדיף לעשות זיפות על הגג."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."في حين أن ماء غرفة المعيشة، الأفضل له هو وضع القار على السقف."
Ama sorun oturma odası suyu ise daha doğru olan çatıdaki katranı tamir etmek."タールを屋根に敷く方がいいでしょう」 ばかばかしいですが これが
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Acum avem capacitatea, și poate chiar și datoria morală, de a repara o parte din daune.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Adesso abbiamo la capacità, e forse anche l'obbligo morale, di riparare una parte di questo danno.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Bây giờ, chúng ta có khả năng, và có lẽ cả nghĩa vụ đạo đức, để sửa chữa một số thiệt hại.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.De most már megvan a képességünk, és talán az erkölcsi kötelességünk, hogy helyrehozzuk a kár egy részét.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Hoy tenemos la capacidad, y quizá la obligación moral, de reparar un poco del daño.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.우리는 이제 능력이 있고 손상을 복구할 도덕적 의무가 있습니다.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Nous avons maintenant la possibilité, et peut-être le devoir moral, de réparer une partie de ces dégâts.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Temos agora a capacidade e, talvez, a obrigação moral de reparar parte dos estragos.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Teraz mamy możliwość, a może i moralny obowiązek, aby naprawić część szkód.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.We hebben nu de mogelijkheid, en misschien de morele plicht, om een deel van de schade te repareren.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.Τώρα έχουμε τη δυνατότητα, ίσως και την ηθική υποχρέωση, να επιδιορθώσουμε μέρος της ζημιάς.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.У нас теперь есть возможность, и даже, наверное, моральный долг возместить часть нанесённого нам ущерба.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.יש לנו את היכולת עכשיו, ואולי גם את המחויבות, לתקן חלק מהנזק.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.لدينا القدرة اليوم وربما الواجب الأخلاقي، لإصلاح بعض الأضرار.
Artık bu hasarın bir kısmını tamir etme şansına ve belki de ahlaki yükümlülüğüne sahibiz.少しでも修復する能力とおそらく義務があります できることは自然を回復し保護し
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Creo que Aaron intentaba hacer que el mundo funcionara. Intentaba arreglarlo.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Ich denke, Aaron wollte die Welt zum Funktionieren bringen. Er wollte sie reparieren.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Ik denk dat Aaron er probeerde voor te zorgen dat de wereld werkte. Hij probeerde het te verbeteren.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Jeg tror Aaron prøvede på at få verden til at fungere. Han prøvede på at reparere den.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Myslím, že Aaron se snažil, aby svět fungoval. Snažil se jej opravit.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Penso che Aaron stesse provando a far funzionare il mondo. Stava cercando di aggiustarlo.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Selon moi, Aaron voulait faire en sorte que le monde fonctionne. Il voulait le réparer.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Theo tôi thì Aaron đang cố gắng<br/>làm cho thế giới hoạt động suôn sẻ. Cậu ta muốn sửa nó.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Νομίζω ότι ο Ααρών προσπαθούσε να κάνει τον κόσμο να δουλέψει. Προσπαθούσε να τον διορθώσει.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Мисля, че Арън се опитваше да накара светът да заработи. Той се опитваше да го поправи.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.Я думаю, Аарон пытался сделать мир работы. Он пытался это исправить.
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.،أظن أن آرون كان يحاول أن يصلح العالم كان يحاول إصلاحه
Bence Aaron, dünyayý çalýţýr bir hale getirmeye çalýţýyordu, onu tamir etmek istiyordu.[マギル大学・ウルフ科学技術リテラシー講座 教授]: 彼は時々はっきりと腹を立てるような とても強い個性を持っていました。
Çünkü kendisi Thomas Newcomen marka bir buhar makinesini tamir etmek için görevlendirilmiştir..12年かけて独自の改良案を考えた
Çünkü kendisi Thomas Newcomen marka bir buhar makinesini tamir etmek için görevlendirilmiştir..Il passa alors 12 ans à améliorer cette version.
Çünkü kendisi Thomas Newcomen marka bir buhar makinesini tamir etmek için görevlendirilmiştir..이는 그가 토마스 뉴컴의 증기기관을 개량하는 일을 맡게 되었기에 가능했던 일입니다.
Çünkü kendisi Thomas Newcomen marka bir buhar makinesini tamir etmek için görevlendirilmiştir..כי הוטל עליו לתקן מנוע קיטור של תומס ניוקומן
- Diyorsun ki RCA, herkes kendi ürünlerini tamir etmek zorunda olsa...- Berarti jika Anda RCA, jika semua orang harus mempertahankan mereka sendiri...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tamir etme ile cümle - Sayfa 2 - tamir etme kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App