Ana içeriğe geç
Sözlük

tamamen ile cümle

tamamen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak 1997 yılına kadar tamamen bu iş içinde olmadı.Ultimately, however, until 1997 virtually nothing on this subject has been done.
David Orth dizinin başında rolü tamamen devralır.David Orth took over the role at the start of the series proper.
Bazarova ve Larionov, 2009-2010 sezonunda tamamen büyüklerde yarıştı.Bazarova/Larionov made their return to competition during the 2009–10 season.
Direktör ekseni boyunca fiziksel polarite bulunmadığından, n ve –n tamamen eşdeğerdir.Because there is no physical polarity along the director axis, n and -n are fully equivalent.
Bu beş marka tamamen Best Buy bünyesinde bulunmaktadır.Bernard specifically mentions Best Buy.
ROGER: Son mesajını tamamen anladım."No, no. I understand your message.
Beckett oyunu tamamen İngiliz satranç sistemiyle ilişkilendirir ve komik bir yorumla sona erdirir.Beckett relates the game in full English notation, complete with a comically arch commentary.
Bu tamamen başka müzik idi.It was totally new music.
Bu da tamamen başka bir şeydir."That's another thing entirely."
Bu BBT’lerdeki dionlar’da stabildir fakat tamamen farklı bir sebepten dolayı.The dyons in these GUTs are also stable, but for an entirely different reason.
1924'te Veşenskaya’ya geri döner ve kendini tamamen yazmaya verir.In 1924 Sholokhov returned to Veshenskaya and began devoting himself entirely to writing.
1997 Tomb ve ark. H. pylori genomundaki 1,667,867 baz çiftini tamamen ortaya çıkardılar.1997 Tomb et al. complete sequencing of the entire 1,667,867 base pairs of the H. pylori genome.
Ölçek tamamen hipotetiktir ve bir kozmik ölçekte enerji tüketimini göz önünde bulundurur.The scale is hypothetical, and regards energy consumption on a cosmic scale.
1990'larında başlarında Sovyet Rusya çökerken, Ben Küba'yım filmi tamamen bilinmiyordu.Until the USSR collapsed in the early 1990s, I Am Cuba was virtually unknown.
Zire 72 Special Edition tamamen gümüş bir modeldi. ^ Palm.comThe Zire 72 Special Edition was an all-silver model.
Zihin objeyi de açarak tamamen yoğun bir farkındalık içerisindedir.Meditation stokes in him a deep empathy with the whole of creation.
Seçenekler karmaşıktı, pahalıydı ve pazar tarafından henüz tamamen anlaşılamamıştı.Options were confusing, expensive and still hardly understood by the larger market.
Ayrıca, kaudal kemiklerden tamamen yoksundurlar, iskeletlerinin çoğu kıkırdaktan yapılmıştır.They also completely lack all caudal bones, and most of their skeletons are made of cartilage.
Depremde Ayasofya'nın kubbesi zayıflamış ve 558 yılında tamamen çökmüştür.The dome of the Hagia Sophia was weakened in the earthquake and collapsed completely in May 558.
Alt tarafı tamamen beyazdır.It is all white concrete.
C. elegans, genom dizisi tamamen tamamnlanan ilk çok hücreli canlıdır.C. elegans was the first multicellular organism to have its whole genome sequenced.
Bu da tamamen farklı bir deneyim anlamına gelmekteydi.And that's like a completely different experience.
Onun okuduğunu ardı ardına tamamen okudum.I remember everything I read.
Program tamamen talk show'dur.The Panel is a talk show...
Hayatım tamamen değişebilirdi.My life changed considerably.
Bununla birlikte herhangi bir materyal gibi tamamen aşılmaz değildir.Like any material, it is not completely impenetrable.
Apartmanların aksine - kalan kişiler tarafından kiralanır - kondominyumlar tamamen sahiplenilir.Unlike apartments, which are leased by their tenants, condominium units are owned outright.
Süper finalde kazanan tamamen bir kamu televizyonu tarafından seçildi.In the super final, the winner was selected entirely by a public televote.
Diğer üç bölümde ise fikirlerinin tamamen islâm dışı olduğunu söyler.But in three other chapters, he accuses them of being utterly irreligious.
Rusya'nın kadrosu tamamen ülkedeki oyunculardan oluşmuştur.The Russian squad is made up entirely of players from the country's domestic league.
Şehirdeki binaların dörtte üçünün tamamen yıkıldığı bildirildi.One fourth of the buildings in the entire city were destroyed.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.The landing appears to have begun most casually.
Takunya ya da nalın, kısmen veya tamamen tahtadan yapılmış bir ayakkabı çeşidi.Clogs are a type of footwear made in part or completely from wood.
Ya tamamen taretsiz ya da üstü açık bir tarete sahiptirler.They possess an immutable or highly visible trait.
2001 yılından beri, firma tamamen Telenor'a aittir.Since 2003, Canal Digital is fully owned by Telenor.
Etmeydanı'nda bulunan Orta Camii de tamamen yanmıştır.When the town of Ödåkra was formed is uncertain.
1 Ocak 2007'den itibaren Letonya Ordusu tamamen sözleşmeli askerlerden oluşmaktadır.From 1 January 2007, Latvia switched to a professional fully contract-based army.
5 saat konuşma süresi, 80 saat bekleme, pili tamamen şarj etmek için 2 saat.5 hours talk-time, 80 hrs standby, 2 hrs to fully charge the battery.
Larvanın sindirim sistemi de dejenere olur ve hemen hemen tamamen yeni baştan oluşur.The digestive system of the larva also degenerates, and is almost entirely rebuilt.
Tamamen benzer 2 alt türü vardır.There are two quite similar subspecies.
Bu durum, evrenin; z>10 için hala tamamen nötr olması gerekliliğini bize sunar.This, in turn, suggests that the universe must still have been almost entirely neutral at z > 10.
Suudi yaban hayat uzmanları kuşun üzerindeki cihazın tamamen bilimsel amaçlı olmasına katıldılar.Saudi wildlife authorities agreed that the equipment was for solely scientific purposes.
Etidyum bromürün sağlığa etkileri tamamen bilinmemektedir.Health effects of e-cigarette flavorings are not entirely known.
Aracın iç mekanı tamamen yeniden tasarlanmıştır.The rear of the vehicle has been completely rebuilt.
Bu modüller öyle güçlüdürler ki, birinin patlaması bir güneş sistemini tamamen yok edebilir.The explosion seems to be strong enough to destroy a planet as well.
Yapım ekibi tamamen Avustralyalılardan oluşuyordu.The cast was almost entirely Australian.
Kuzey cephesi ise tamamen kesme taş kaplamadır.The north side is faced entirely in stone.
Bu kararla birkaç onyıl boyunca kadın futbolu tamamen yok oldu.For several decades this decision meant that women's football virtually ceased to exist.
Niyeti, Teoloji okumaktı ancak çok geçmeden kendini tamamen edebiyata adadı.His original intention was to study theology, but he soon devoted himself entirely to literature.
Ana tekrar gebe kaldığında önceki yavrusu ile bağı tamamen kopar.When the mother becomes pregnant again, her bond with her previous offspring is permanently severed.
Dr.Doom'un ayrıca tamamen kendisine itaat eden bir konseyi vardır.Victor also has a council who obey him entirely.
Güneyindeki Pforzheim ilçe-serbest şehri neredeyse ilçe tarafından tamamen çevrilmiştir.The district-free Pforzheim area in the south is nearly completely surrounded by Enz.
Bu tamamen gerçek bir illüzyondur.This is a true epiphyte.
Rus komutanlığı bunun üzerine Plevne'yi tamamen kuşatma kararı aldı.Apparently taking the Russian higher command completely by surprise.
Pazar günü ayinleri de onun zamanında tamamen kabul edilmiştir.It was replaced by Sunday All Stars in its timeslot.
Bu yüzden Dünya’nın umbra konisi, ay tutulması esnasında Ay’ı tamamen kaplayabilir.Hence the umbral cone of the Earth can completely envelop the Moon during a lunar eclipse.
Puerto Saavedra tamamen yıkıldı.The Palau Vescomtal was completely destroyed.
Ancak anılarında Kruşçev, "Ona tamamen güvenemeyeceğine inandığını" yazdı.In his memoirs, however, Khrushchev recounted that he believed that he "couldn't rely on fully."
Pierce ve Jastrow, Fechner’in deneysel bulgularını tasdikliyordular fakat tamamen değil.Peirce and Jastrow largely confirmed Fechner's empirical findings, but not all.
Sandoval beynindeki virüs sayesinde Taelonlara tamamen sadıktı.Sandoval is apparently fully loyal to the Taelons, thanks to his CVI.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod