tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Beth tamamiyle yeni kıyafetlerinden çok etkilenmiş ve mutluMary was very impressed with the professional appearance of her new outfit.
Devriye arabaları alanının tamamını kapsamaktadır.The patrol cars cover the whole of the area.
Onun tamamı bana 100 dolara mal oldu.It has cost me $100 altogether.
Kitabın tamamını okudun, değil mi?You've read through the book, haven't you?
Kitabın tamamını okursanız hayal kırıklığına uğramazsınız.You won't be let down if you read the entire book.
Benim hayatım tamamiyle yerli yerinde.My life is perfectly fulfilled.
Ben hikayenin tamamını biliyorum.I know the whole of the story.
Ev ödevimin tamamını henüz bitirmedim.I haven't finished all my homework yet.
Julie bütün borçlarını tamamıyla ödeyemeyeceğini biliyor.Julie thinks that she will not be able to pay off all of her debts.
Amcam hastalığından tamamıyla kurtuldu.My uncle has completely recovered from his illness.
Bu hediyelerin neredeyse tamamı kadınlarındı.Those present were almost all women.
Çin'in çölünde Japonya'nın tamamında bulunandan daha çok insan var.China's desert supports more people than are in Japan.
O, evine giden on milin tamamını yürümek zorunda kaldı.He had to walk all of ten miles to his home.
Doğum günü mumlarının sekizinin tamamını söndürdü.She blew out all eight of her birthday candles.
Numarayı tamamıyle unuttum.I completely forgot the number.
Hayatında ilk defa, Yuka, İngilizce bir kitabın tamamını okumayı bitirdi.For the first time in his life, Yuka finished reading an entire book in English.
O, dokuz yardın tamamını satın aldı.He bought the whole nine yards.
Neredeyse Atlanta'nın tamamı yıkıldı.Almost all of Atlanta was destroyed.
Bu tamamıyla farklı bir konu.That's a horse of a different color.
Eski Antlaşma'nın tamamını bir yılda okudu.He read the entire Old Testament in one year.
Tom eğitiminin tamamını gece yapar.Tom does all of his studying at night.
Tom Mary'nin problemlerinin tamamını duymak istemiyordu fakat sessizce oturdu ve dinledi.Tom didn't want to hear about all of Mary's problems, but he sat quietly and listened.
Sağ ol, altı dosyanın tamamını indirdim.Thanks, I downloaded all six files.
Tom bir çanta Meksika mezesinin tamamını yedi.Tom ate the entire bag of nachos.
Ben sana bunun tamamı hakkında nasıl üzgün olduğumu anlatamam.I can't tell you how sad I am about all this.
Ben onun tamamına sahip olduğumu düşündüm.I thought I got it all.
Ben sadece onun tamamını bizim arkamıza koymak isterim.I just want to put it all behind us.
Ben onun tamamına sıralanmış olarak sahibim.I've got it all sorted.
Bugünkü toplantıyı tamamıyla unutmuşum. Bana hatırlatmana sevindim.I had forgotten all about today's meeting. I'm glad you reminded me.
Gerçeğin tamamıyla farkındayım.I'm fully aware of that fact.
Onun tamamıyla farkındayım.I'm fully aware of that.
Borcunu tamamıyla ödemek istiyor.He wants to pay off his loan.
Borçlarını tamamıyla ödemek istiyor.He wants to pay off his debts.
Bunun tamamı sadece büyük bir yanlış anlaşılmaydı.It was all just a big misunderstanding.
Bu tamamıyla büyük bir yanlış anlaşılmaydı.It was all a big misunderstanding.
O, onun aldığının tamamı mı?Is that all it takes?
Tamamıyla yorgun düştüm.I'm all worn out.
Bu başka bir olasılığı tamamıyla dışlamaz.This doesn't entirely rule out another possibility.
Tom'u tamamıyla hatırlıyor musun?Do you even remember Tom?
Karar tamamıyla sana bağlı.The decision is wholly up to you.
Onun tamamı üç ay önce meydana geldi.It all happened three months ago.
Tom bana olan borcunun tamamını ödedi.Tom paid me back all the money he owed me.
Tom şeyin tamamı boyunca uyudu.Tom slept through the whole thing.
Her ay kredi kartlarını tamamıyla öde.Pay off your credit cards every month.
Sadece bunun tamamına bak.Just look at all this.
Tom'la konuyu tamamıyla görüşmek için zamanım yoktu.I haven't had time to fully discuss the matter with Tom.
Hiç kimse adanın tamamı değildir. Herkes kıtanın bir parçasıdır.No man is an island, entire of itself; every man is a piece of the continent.
Bu, hikayenin tamamı değil.This isn't the whole story.
Hikayenin tamamını dinlemek istiyorum, hiçbir ayrıntıyı atlama.I want to hear the whole story, and don't skip any details.
Bu tamamıyla Tom için.This is all for Tom.
Kendim hakkında yazmıyorum. Her bir benzerlik tamamiyle tesadüftür.I am not writing about myself. Any similarity is purely coincidental.
Siyasî skandal gazetenin birinci sayfasının tamamını kapladı.The political scandal took up the whole first page of the newspaper.
Fransa'yı tamamiyle seyahat ettim.I traveled all through France.
Biz tamamiyle şoktaydık.We were in total shock.
Şimdi resmin tamamını inceleyelim.Let's take a look at the whole picture.
Hapishanenin tamamı karantinaya alındı.The entire prison's been quarantined.
Bunun tamamını tek başıma yapmak imkansızdır.It's impossible to do this all by myself.
Bu elmaların neredeyse tamamı çürümüş.Almost all these apples are rotten.
Tom'un kızlarının tamamı oldukça güzeldir.All of Tom's daughters are quite beautiful.
Sami Kuran'ın tamamını üç günde okudu.Sami read the Quran entirely in three days.
İlgili Sayfalar