Ana içeriğe geç
Sözlük

tama ile cümle

tama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onun ailesi tamamen çok iyidir.His family are all very well.
Onun ne dediğini tamamen anlamıyorum.I don't quite understand what he says.
Onun söylediğine tamamen güvenmiyorum.I don't quite believe what he says.
Onun dediklerini tamamen anlamadım.I didn't quite make out what he said.
Onun damadı hastalığından tamamen iyileşti.His son-in-law completely recovered from his illness.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
O, işlerini hiç vaktinde tamamlamadı.He finished his chores in no time.
O tamamen kitabına gömülmüştü.He was completely absorbed in his book.
O kendini tamamen kitabına vermişti.He was completely absorbed in his book.
O tamamen heyecanlı.He's all excited.
O bizi tamamen aldattı.He has entirely deceived us.
O, tamamen işine dalmış.He is completely absorbed in his business.
O tamamen sarhoş olmuştu.He was good and drunk.
O tamamen bitkindi.He was completely worn out.
O tamamen kitaba dalmıştı.He was completely absorbed in the book.
İşe tamamen aşina.He is thoroughly familiar with the business.
O, işi tamamlamada pay sahibi oldu.He had a share in completing the job.
O, işi tamamen yaptı.He has done the work completely.
Deneyi tamamlayan ilk kişiydi.He was the first to carry out the experiment.
O tamamen farklı birine hikaye yazdı.He rewrote the story into a completely different one.
O, açılışı tamamladı.He finished the opening.
O bana tamamen inanmaz.He doesn't altogether trust me.
O tamamen dünyadan habersizdir.He is entirely ignorant of the world.
O tamamen bir aptal değil.He is not altogether a fool.
O, tamamen tatmin olmamıştı.He was not at all satisfied.
Tamamen ailesine bağımlıdır.He is totally dependent on his parents.
O, bir şişe sütü tamamen içti.He drank a whole bottle of milk.
O, benim için tamamen bir yabancıdır.He is an utter stranger to me.
O, evine giden on milin tamamını yürümek zorunda kaldı.He had to walk all of ten miles to his home.
O tamamen hatalıydı.He was all wrong.
O, tamamen hatalı.He is entirely in the wrong.
Tamamen işine dalmıştı.He was completely absorbed in his work.
Tamamen unutulduğunu düşünecek.He will think he has been completely forgotten.
Tamamen unutulmuş olduğunu düşünecek.He will think he has been completely forgotten.
O, işi planlandığı gibi tamamladı.He accomplished the work as planned.
O tamamen Japondur.He is Japanese to the bone.
O, tamamen bozulmuş.He is rotten to the core.
Kazanın sebebi olduğunun tamamen farkındadır.He fully realizes that he was the cause of the accident.
Emin görünüyordu fakat onun iç duyguları tamamen farklıydı.He looked confident but his inner feelings were quite different.
O, orjinal planını başarıyla tamamlamakta ısrar etti.He persisted in accomplishing his original plan.
O, bana tamamen yabancı.He is a total stranger to me.
O, tamamen aşağılanmış hissetti.He felt utterly humiliated.
O tamamen ıslaktı.He was wet all over.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
O, onunla evlenme ümitlerinden tamamen vazgeçemedi.He was unable to completely give up on his hopes of marrying her.
Kızının ölümünü duyunca tamamen yere yığıldı.He broke down completely on hearing of his daughter's death.
Sanırım geliyor fakat tamamen emin değilim.I think he's coming, but I'm not quite sure.
Onların fikirleri bizim için tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onların düşünceleri bize tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onlar seksen millik yolculuğu tamamladılar.They finished eighty miles' journey.
Onlar yağmurda tamamen ıslandılar.They got thoroughly wet in the rain.
Onlar misyonlarını tamamladılar.They accomplished their mission.
Programa göre proje tamamlandı.They finished the project on schedule.
Onu tanımam tamamen tesadüftü.It was pure accident that I came to know her.
Onun eteği tamamen demode.Her skirt is totally out of fashion.
Onun sözleri tamamen anlamsızdı.Her words were wholly void of meaning.
Ben tamamen onun teklifinden yanayım.I'm all for her proposal.
O, bana karşı tamamen yabancı.She is a total stranger to me.
Doğum günü mumlarının sekizinin tamamını söndürdü.She blew out all eight of her birthday candles.
O, bu büyük odayı tamamen kendine aldı.She has this big room all to herself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod