tam ile cümle

tam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un istediği tam olarak bu.That's exactly what Tom wanted.
Ben bir uçak tamircisiyim.I'm an airplane mechanic.
Tampa'da yaşamak istiyorum.I want to live in Tampa.
Tampa'ya gitmek istiyorum.I want to go to Tampa.
Tampa nerede?Where's Tampa?
Bu tartışma tamamen saçma. Unut gitsin!This argument is totally ridiculous. Forget it!
Bak, gerçekten ilgilenmiyorum, tamam mı?Look, I'm really not interested, OK?
Arabam tam köşede park edilir.My car is parked just around the corner.
Tom'un söylediği tam olarak bu.That's exactly what Tom said.
Bu tam düşündüğüm bir şey.It's just something I've been thinking about.
Siz beyler tam inanılmazdınız.You guys were just incredible.
Fransızca konuşabilip konuşamaman bu konuşmayla tamamen alakasız.Whether you're able to speak French or not is completely irrelevant to this conversation.
Bu tamamen alakasız.This is completely irrelevant.
Sadece bir saniye bekle, tamam mı, lütfen?Hold on just a second, would you, please?
Bu başka bir olasılığı tamamıyla dışlamaz.This doesn't entirely rule out another possibility.
Sandalyenin oturacak yerinin tamir edilmesi gerekiyor.The seat of the chair needs repairing.
Sorun tamamen aklımdan çıkmış.The matter slipped my mind completely.
Tom tamamen sakin kaldı.Tom remained utterly calm.
Tom neden bahsettiğini tam olarak biliyor.Tom knows exactly what he's talking about.
Tom tam vaktinde.Tom is right on time.
Tom yine evde, uykusunu tamamlıyor.Tom is back at the house, catching up on his sleep.
Tom'un elleri tamamen dolu.Tom has his hands full.
Tom tamamen ikna olmuş görünmüyordu.Tom didn't look entirely convinced.
Tom'un ne düşündüğü tam olarak bu.That's exactly what Tom thinks.
Bu tamamen Tom'a kalmış.That's entirely up to Tom.
Tom'u tamamıyla hatırlıyor musun?Do you even remember Tom?
Orman yolu tamamen karla kaplandı.The forest path was completely covered with snow.
Tam sessizlik içinde oturduk.We sat in complete silence.
Göl tamamen dondu.The lake is completely frozen over.
Tom Mary'nin yapmasını istediği şey tam olarak anlıyor.Tom understands exactly what Mary wants him to do.
Tom Mary'nin yapmasını istediği şeyi tam olarak anladı.Tom understood exactly what Mary wanted him to do.
Tom gerçekten tam dikkat etmiyordu.Tom wasn't really paying close attention.
Tam Mary'nin tahmin ettiği gibi Tom geç kalmıştı.Tom was late, just like Mary predicted.
Tam Mary'nin tahmin ettiği gibi Tom sınavda başarısız oldu.Tom failed the test, just like Mary predicted.
Tom tam olarak ne söylemeye çalışıyor?What exactly was Tom trying to say?
Bu bahçıvan küreğini tamir ettirmek zorundayım.I have to get this spade fixed.
Şiddetli yangınlar kısa sürede kendilerini tamamen yakarlar.Violent fires soon burn out themselves.
Cüzdanım nerede? Tamam! Şimdi kanepenin altında buldum.Where is my wallet? Nevermind! I just found it under the couch.
Genel kurul toplantısı tam dokuzda başladı.The general meeting began at 9 am on the dot.
Tamamen yabancı biriyle akşam yemeği yedim.I had dinner with a total stranger.
"Bir oyun mu oynuyorsunuz? Ben katılabilir miyim?" "Elbette." "Peki tamam.""You're playing a game? Can I join?" "Sure." "Okay, cool."
Tam olarak ne arıyorsun?What exactly are you looking for?
Tam olarak neyi kastediyorsun?What exactly do you mean?
Tam olarak ne demek istiyorsun?What exactly do you mean?
Tam olarak ne istiyorsun?What exactly do you want?
Bana biraz su getir, tamam mı?Bring me some water, would you?
Tom, Mary'nin yaptığıyla tamamen aynı şeyi yaptı.Tom did the exact same thing Mary did.
Onun kim olduğunu tam olarak biliyorum.I know exactly who it is.
Onlara bunun hakkında bildirme, Tamam mı?Don't let them know about this, OK?
Ben çok aptalım. Ona tamamen inandım.I'm so stupid, I completely believed her.
Tom'un tam adı nedir?What's Tom's full name?
Karar tamamıyla sana bağlı.The decision is wholly up to you.
Sanırım bu konuda tamamen hatalısın.I think you're all wrong on that.
Bu konuda sizinle daha sonra konuşalım, tamam mı?I'll talk with you about this later, OK?
Kardan adam ertesi sabaha kadar tamamen erimişti.The snowman had melted completely by the next morning.
Saat sabahın üçü fakat ben tamamen uyanığım ve çabalasamda uyuyamadım.It's already 3 a.m., but I'm wide awake and couldn't fall asleep if I tried.
Tom ne olacağını bana tam olarak söyledi.Tom told me exactly what was going to happen.
Şarap yemeği mükemmel şekilde tamamladı.The wine complemented the meal perfectly.
Tom'un yapmanı istediği şeyi tam olarak yaptın.You did exactly what Tom wanted you to do.
Biliyorsun, Tom, tam olarak düşündüğüm bu.You know, Tom, that's exactly what I was thinking.

İlgili Sayfalar