Ana içeriğe geç
Sözlük

tam ile cümle

tam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tam ben eve gidiyorken Tom geldi.Tom arrived just as I was going home.
Tom tek başına tam bir kutu çikolata yedi.Tom ate a whole box of chocolates by himself.
Tom tam ona en çok ihtiyacımız olduğu anda bizi ekti.Tom bailed on us just when we needed him most.
Tam ben giderken Tom geldi.Tom came just as I was leaving.
Tom kesinlikle tam olarak ne olduğunu biliyor.Tom definitely knows exactly what happened.
Tom ne olduğunu tam olarak izah etti.Tom described exactly what happened.
Tom Mary'ye tam puan verdi.Tom gave Mary a thumbs up.
Tom Mary'ye tam puan imzası verdi.Tom gave Mary the thumbs up sign.
Tom Mary'nin tam ilgisine sahipti.Tom had Mary's undivided attention.
Tom tam bir aptal.Tom is a total idiot.
Tom şimdi tamamen şaşkın.Tom is now totally confused.
Tom muhtemelen tam ön kapının dışında.Tom is probably just outside the front door.
Tom muhtemelen tamamen iyi.Tom is probably perfectly fine.
Tom tamamen rahat.Tom is totally at ease.
Tom tamamen Mary'ye âşık.Tom is totally in love with Mary.
Tom ne olduğunu tam olarak biliyor.Tom knows exactly what happened.
Tom bunun hepsinin ne hakkında olduğunu tam olarak biliyor.Tom knows exactly what this is all about.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak biliyor.Tom knows precisely how Mary feels.
Tom ne yaptığını tam olarak biliyor.Tom knows precisely what he's doing.
Tom bütün gece tamamen uyanık kaldı.Tom remained wide awake the whole night.
Tom her şeyin tamam olduğunu bildirdi.Tom reported that everything was OK.
Tom tam karşıda bakarken tek başına oturuyordu.Tom sat alone, staring straight ahead.
Tom tamamen aklı karışmış gibi görünüyor.Tom seems to be totally confused.
Tom tamamen şok içindeydi.Tom was in total shock.
Tom tamamen seninle ilgileniyordu.Tom was totally into you.
Bu araba iyi tamir edilmemiş.This car is in bad repair.
O tam olarak istediğim değil.That's not quite what I wanted.
Ben bana yönelik yumruğu önlemek için tam zamanında eğildim.I ducked just in time to avoid the punch aimed at me.
Tom'un faaliyetlerinin tamamen farkındayım.I am fully aware of Tom's activities.
Tamam, beni yakaladın.Okay, you caught me.
Şu anda tamamen ciddiyim.I'm being completely serious right now.
Tom'un ortadan kaybolması polisi tamamen şaşırttı.Tom's disappearance completely baffled the police.
Tom tam bir rulo duvar kağıdı kullandı.Tom used a whole roll of wallpaper.
Tom Mary'yi gördüğüne tamamen şaşırmadı.Tom wasn't entirely surprised to see Mary.
Tom kapı açıldığında tam bir şey söylemek üzereydi.Tom was just about to say something when the door opened.
Tom tam kapının önünde duruyordu.Tom was standing just outside the doorway.
Tom cep telefonu çaldığında tam dışarı çıkmak üzereydi.Tom was just about to go out when his cellphone rang.
Biz tam zamanında geldik.We were just in time.
Benim pilim ömrünü tamamladı.My battery just died.
O tamamen kontrolünü kaybetti.He totally freaked out.
Tom'la ilgili her şey tamam mı?Is everything OK with Tom?
Sana tamamen inanmıyorum.I totally don't believe you.
Tom'un istediği tam olarak bu.That's exactly what Tom wanted.
Ben bir uçak tamircisiyim.I'm an airplane mechanic.
Tampa'da yaşamak istiyorum.I want to live in Tampa.
Tampa'ya gitmek istiyorum.I want to go to Tampa.
Tampa nerede?Where's Tampa?
Bu tartışma tamamen saçma. Unut gitsin!This argument is totally ridiculous. Forget it!
Bak, gerçekten ilgilenmiyorum, tamam mı?Look, I'm really not interested, OK?
Arabam tam köşede park edilir.My car is parked just around the corner.
Tom'un söylediği tam olarak bu.That's exactly what Tom said.
Bu tam düşündüğüm bir şey.It's just something I've been thinking about.
Siz beyler tam inanılmazdınız.You guys were just incredible.
Fransızca konuşabilip konuşamaman bu konuşmayla tamamen alakasız.Whether you're able to speak French or not is completely irrelevant to this conversation.
Bu tamamen alakasız.This is completely irrelevant.
Sadece bir saniye bekle, tamam mı, lütfen?Hold on just a second, would you, please?
Bu başka bir olasılığı tamamıyla dışlamaz.This doesn't entirely rule out another possibility.
Sandalyenin oturacak yerinin tamir edilmesi gerekiyor.The seat of the chair needs repairing.
Sorun tamamen aklımdan çıkmış.The matter slipped my mind completely.
Tom tamamen sakin kaldı.Tom remained utterly calm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod