tam ile cümle
tam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tam bir sanatçısın.You're quite an artist.
Tom tam bir uzman.Tom is quite an expert.
Ben tam-zamanlı bir işe sahibim.I have a full-time job.
Tom tam bir dansçı.Tom is quite a dancer.
Yetenekli bir tamirci iyi para kazanır.A skilled mechanic makes decent money.
Şimdi saat tam olarak üç.It is exactly three o'clock now.
Mağaza şehrin tam ortasında.The store is right in the middle of the city.
Gerekli olan her şeyi tamamladım.I've done everything necessary.
O tamamen iyileşti ve zaten tekrar çalışabilir.He has fully recovered and can already work again.
Tom tamamen iyileşti ve işe geri gidebilir.He has completely recovered and can go back to work.
İsveççeyi tam öğrenmek istiyorum.I want to master Swedish.
O tamamen tek başına durdu.He stood all by himself.
Maalesef bu cümle tamamen anlaşılmaz.Unfortunately, this sentence is completely incomprehensible.
Onu nasıl tamir edeceğimi bilmiyorum.I don't know how to repair it.
Onun ne zaman geleceğini tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly when she'll come.
O onu tamir edecek.He will fix it.
Liisa tamamen bunalmıştı fakat orada ona yardım edebilecek kimse yoktu.Liisa was completely overwhelmed, but there was no one there who could've helped her.
İngilizce ve Almanca cümleler tamamen farklı anlamlara sahiptir.The English and German sentences have totally different meanings.
İngilizce ve Almanca cümlelerin tamamen farklı anlamları var.The English and German sentences have totally different meanings.
Sensiz hayatım tamamen boş olurdu.Without you, my life would have been totally empty.
Neden erkekler için tamam, ama kızlar için değil?Why is it okay for boys, but not for girls?
Tam babana benziyorsun.You are exactly like your father.
O tamamen bir yanlış anlama.It's all a misunderstanding.
Bu tamamen ne hakkında, Tom?What's this all about, Tom?
Tam olarak olan budur.That's exactly what happened.
Bu tamamen bir yanlış anlaşılmaydı.It was all a misunderstanding.
Bir tane tamamladım.I completed one.
Tamamen yeni bir stratejiye ihtiyacımız var.We need a completely new strategy.
O tamamen bir kazaydı.It was all an accident.
O tamamen benim fikrimdi.It was all my idea.
Postane tam bankanın ötesinde.The post office is just past the bank.
Tom'un ne zaman buraya gelmeyi planladığını tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly when Tom plans to get here.
Gençlerin ne dediğini tam olarak anlamıyor.He doesn't fully grasp what young people are saying.
Genç insanların ne dediğini tam olarak anlamıyor.He doesn't fully grasp what young people are saying.
Tom'un açıklaması tamamen saçma.Tom's statement is pure nonsense.
Tamam, Ben onu yapacağım.All right, I'll do it.
Unut gitsin, tamam mı?Forget about it, OK?
Tom'un ne demek istediğini tam olarak biliyordum.I knew exactly what Tom meant.
Bunun senin için ne anlama geldiğini tam olarak biliyorum.I know exactly how much it means to you.
Bunun ne anlama geldiğini tam olarak biliyorum.I know exactly what it means.
Tom'un ne demek istediğini tam olarak biliyorum.I know exactly what Tom means.
Dün burada ne olduğunu tam olarak bilmem gerekiyor.I need to know exactly what happened here yesterday.
Tom'a ne olduğunu tam olarak bilmem gerekiyor.I need to know exactly what happened to Tom.
O tamamen temiz mi?Is that all clear?
O, onun aldığının tamamı mı?Is that all it takes?
O tamir edilebilir.It can be repaired.
Bu tamamen size kalmış.It's totally up to you.
Sadece buradan çık, tamam mı?Just get out of here, OK?
Sakin ol, tamam mı?Just take it easy, OK?
Kavga etmeyelim, tamam mı?Let's not fight, OK?
Erkekler tamamen aynıdır.Men are all the same.
Konuşma, tamam mı?Shut up, will you?
Yavaşla, tamam mı?Slow down, will you?
Devral, tamam mı?Take over, will you?
Tom'a onun tamamen senin hatan olduğunu söyle.Tell Tom it was all your fault.
Tam olarak ihtiyacım olan bu.That's exactly what I need.
Tom'un tam olarak ihtiyacı olan bu.That's exactly what Tom needs.
Tam olarak ihtiyacımız olan bu.That's exactly what we need.
O tam bir ileri öncelik değil.That's not exactly a top priority.
Polis nerede olduğumuzu tam olarak biliyor gibi görünüyor.The police seem to know exactly where we are.